"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/107 E., 2024/232 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 2 57... parselin 1/2 hissesinin müvekkillerinin murisi ...'e ait olduğunu, 1/2 hissesinin ise davalılardan murisi ...'e ait olduğunu ve 06.01.1975 tarihinde vefat ettiğini, bugüne kadar mirasçılarına intikali yapılmadığını, müvekkillerinin taşınmazlar üzerinde bir otel inşa ettiğini ve uzun yıllar bu oteli işlettiğini belirterek 743 sayılı Medeni Kanun'un 639/2. maddesi gereğince ½ payın iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; tapu malikinin mirasçıların tespiti halinde davanın kendi adlarına husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacıların nizalı taşınmazlar 22 yıldır zilyetliğinde olduğunu belirttiklerini ancak 1997/1077 Esas sayılı dosyada "dava konusu yerin 12 Eylül askeri yönetimi ile kapatıldığını, o günden bu yana 17 yıldır yerlerinde bulunmadıklarını” beyan ettiklerini, bu nedenle davacıların bu iddialarının yersiz olduğunu, tapu malikinin mirasçısız ölümü halinde bu gibi yerlerin malikinin son mirasçı sıfatı ile Hazineye kalacağını, devlete kalan malların tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.10.1999 tarihli ve 1997/1076 Esas, 1999/1000 Karar sayılı kararı ile davacıların yasada öngörülen kazandırıcı zilyetliklerinin oluşmadığı, ölü olan malikin mirasçılarının belli olduğu ancak aramalara rağmen bulunamadığı gerekçesiyle davanın davalı Hazine yönünden husumetten reddine, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği şartları davacılar yararına oluşmadığından diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 12.10.1999 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 08.02.2001 tarihli ve 2001/830 Esas, 2001/949 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan zilyetlik araştırmasının hüküm vermeye yeterli olmadığını, dinlenen davacı tanıklarının ifadelerinde; dava konusu yerlerde davacılar ile ... isimli ortaklarının bu yerde 1974 yılında müştereken otel yaptıklarını ve 1980 yılına kadar fiilen kullandıklarını, 1980 yılındaki askeri harekattan sonra dava konusundaki taşınmazlar üzerindeki otellerle birlikte Soğukoluk'taki tüm otellerin kapatıldığını ve bu tarihten sonra dava konusu taşınmazda ortak otel inşa edildiğinin belirtildiği, ... isimli şahsın kim olduğunun açıklattırılmadığını, ...'in davalılar murisi ... mi yoksa başka bir şahıs mı olduğunun sorulması, başka şahıs olduğunun belirtilmesi halinde bu şahsın davacılar ile ortaklığının kendi adına bağımsız bir ortak mı yoksa davalılar veya murisleri ... adına ve bunlara izafeten sürdürülen ortaklık mı şeklinde olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, zilyetliğin terki yoluyla kaybının iradi olabileceği gibi irade dışı da olabileceğini, 1980 yılındaki askeri idare döneminde taşınmazla birlikte o yöredeki tüm otellere el konulmuş olmasının iradi terki ifade etmeyeceğini, bu şekilde terkle zilyetlik kesilmiş ve kaybedilmiş sayılmayacağını, mahkemenin bu yöne ilişkin gerekçesinde isabet bulunmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini belirtilerek hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda davacı tanıklarının yeniden dinlenildiği, tanık beyanlarından ...'in ..lı ... olarak bilindiği, 1980 olaylarından sonra otelin kapatıldığı ancak ev olarak davacılar tarafından kullanılmaya devam edildiği, dinlenen mahalle bilirkişi beyanlarında ise dava konusu taşınmazı maliki olan ..lı ...’i tanıdıkları, ... olarak bildikleri, 1980 olaylarına kadar taşınmazın otel olarak kullanıldığını ancak 1980 yılından sonra davacılar tarafından ev olarak kullanılmadığını beyan ettikleri, oteli sadece gelip kontrol ettikleri, dava tarihinin de 30.12.1996 olduğu dikkate alınarak 1980 yılından sonra taşınmazın kullanılmadığı, bu sebeple zilyetlik şartının sağlanmadığı, Hazineye açılan dava yönünden ise her ne kadar hüküm belirtilmemiş ise de tapu maliki olan ...’in mirasçılarının tespit edilmesi nedeniyle hazine adına açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği ancak sehven kısa kararda belirtilmediği, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması için de değişiklik yapılmadığı ancak Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verildiği belirtilerek davanın reddine, AAÜT’ye göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ...’e verilmesine, 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluştuğunu, 1980 yılındaki askeri müdahale sonrası bölgedeki tüm otellerin kapatıldığını, sonrasında otel olarak olmasa da davacıların taşınmazı ev olarak kullandığını, zilyetliğin terkinin irade dışı olduğunu, bu sebeple zilyetliğin kesildiğini kabul edilemeyeceğini, davacıların murisi vefat ettikten sonra 30.12.1996 dava tarihine kadar ve sonrasında, mirasçıları olan .., .., .. .., .. ve ..’ın kullandığını, mahalli bilirkişilerin de askeri müdahale sonrası davacıların dava konusu yeri ev olarak kullandığını beyan ettiğini, dava tarihine kadar nizasız ve fasılasız bir biçimde 20 yıldan uzun bir süre kullandıklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava tarihinde geçerli olan eski 743 sayılı Medeni Kanun'un 639. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanunu'nun 440. maddesinin 3. fıkrasının 1, 2, 3 ve 4 üncü bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.