Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1946 E. 2026/314 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2777 E., 2025/305 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/106 E., 2024/232 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde özetle; .. ili, .. ilçesi, .. Mahallesi 3 24... parsel (yeni 15 parsel) sayılı taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, müvekkiline ait taşınmazın yanında sınır komşusu olarak yer alan 389 parsel (yeni 17 parsel) sayılı taşınmazın ise davalılara ait olduğunu, davalılara ait taşınmazın üzerinde bulunan binanın müvekkilinin arsasına tecavüz ettiğini ileri sürerek, davalılara ait binanın müvekkilinin taşınmazına yaptığı el atmanın önlenmesi ile davalılar yapısının müvekkiline ait taşınmaza müdahale eden kısmının yıkılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılardan ... vekili tarafından cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin diğer davalı ile hissedar olduğu parseli 1995 yılında satın aldığını, parsel üzerindeki binanın yapımına 1996 yılında başlandığını, inşaatın 1999 yılında tamamlanarak kat mülkiyeti kurulduğunu, inşaatın yapım aşamasının tamamında kontrol ve ölçümlerin yaptırıldığını, davacının yapım aşmasında inşaata bir itirazının olmadığını, 18 yıl sonra yıkım talepli dava açmasının iyiniyetli olmadığını belirterek, dava konusu taşan kısmın ifrazı ile müvekkili adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli ve 2024/106 Esas, 2024/305 Karar sayılı kararı ile "...davalı ... tarafından davacıya karşı açılan temliken tescil istemli davanın mahkemenin 2020/610 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılamasının yapıldığı, isteminin reddine dair kararın kesinleşmiş bulunduğu..." gerekçesiyle "...davanın kabulü ile 14 96... parsel sayılı taşınmazda (eski: 3 24... parsel) kain yapının, davacının mülkiyetindeki 17 parsel sayılı (eski 3 24... parsel) taşınmaza fen bilirkişisi ... ..'in 04.04.2023 tarihli ek raporunda (a) harfi ve kırmızı renk ile gösterilen 2,64 m²'lik kısmına yönelik müdahalesinin önlenmesine, binanın tecavüzlü alanda bulunan kısmının kâl'ine, kâl masraflarının davalılar tarafından karşılanmasına..." karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2024 tarihli ve 2024/2777 Esas, 2025/305 Karar sayılı kararı ile "...davalıların malik olduğu 14 96... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın, davacının maliki olduğu dava konusu 14 96... parsel sayılı taşınmazın 2,64 m²'lik kısmına ... olduğu, davalılar tarafından mülkiyet hakkına veya şahsi hakka dayalı üstün bir hakkın varlığının kanıtlanmadığı, davalılar tarafından davacılar aleyhine açılan temliken tescil davasının reddine karar verilerek kesinleştiği, çapa bağlanan taşınmazda iyiniyet savunmasının dinlenemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı şekilde mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi ve yıkım talebinin kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu..." gerekçesiyle "...istinaf başvurusunun esastan reddine...." karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde cevap dilekçesinde yer alan nedenleri tekrarla;

1. Müvekkili adına verilen ifraz istemli cevap dilekçesinin adli tatilin hitamından sonra yasal süre olan 07.09.2017 tarihinde verilmesine karşın, Mahkemece cevap dilekçesinin süresinde sayılmamasının hatalı olduğunu,

2. Oluşan tecavüzde müvekkilinin kastının bulunmadığını, ... yapıya ilişkin olarak yapılan ilk keşifte tecavüzlü alanın yalnızca 2,64 m² olduğunu, müvekkile ait yapının 6 katlı betonarme bir yapı niteliğinde bulunduğunu, bilirkişi raporunda yapı değerinin taşan kısmın zemin değerinin üzerinde olduğunun tespit edildiğini,

3. Dava konusu taşınmazın bulunduğu adada 1972 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığını, sayısallaştırma çalışmalarının müvekkilinin binasını inşa ettirmesinden çok sonra gerçekleştirildiğini,

4. Tapu kadastro uygulamaları ile yapılan ölçümlerinde % 3 sapma payının olduğu hususunun bilirkişiler ve mahkemelerce kabul edilen bir olgu olduğunu,

5. Kararın eksik inceleme ve hatalı gerekçeye dayalı olarak verildiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve yıkım istemlerine ilişkindir.

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür.

2. 4721 sayılı Kanun’un 725. maddesi; "bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parçası olur.

Böyle bir irtifak hakkı yoksa zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak on beş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, ... yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devrini isteyebilir" hükmünü içermektedir.

3.Yasal ayrıcalıklar dışında, 4721 sayılı Kanun’un 684/1. ve 718/2. maddeleri hükümlerine göre arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. 4721 sayılı Kanun’un 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması hâlinde ayrılmaz parça niteliğindeki ... yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.

4. 4721 sayılı Kanun’un 725/2. maddesinde “durum ve koşulların haklı kılması” şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması hâlinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle 4721 sayılı Kanun’un 4. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir.

5. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. maddesi hükmü gereğince, ifraz veya tevhit işlemlerinin yapılabilmesinde karar mercii olarak görev 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 34. maddesine göre Belediye Encümenine aittir. İfraz ve tevhit niteliğindeki işlemlerin yapılabilmesi için mahallinde keşif yapıldıktan sonra konusunda uzman bilirkişiye ifraz ve tevhidi gösterir şekilde denetime elverişli bir kroki düzenlettirilmesi, akabinde düzenlenen ifraz krokisinin ilgili belediyeye sunularak ifraz ve tevhidin mümkün olup olmadığı hususunda belediye encümeninden bir karar alınması gereklidir. Taşınmazın ifrazı hususunda onay makamından sorulmadan ifraz kararı verilmesi olanaklı değildir.

6. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; Mahkemece yapılan keşif sonucu tanzim edilen bilirkişi raporunda davalılara ait dava konusu binanın bodrum + zemin + 4 kat olmak üzere betonarme tarzda inşa edilen toplam 6 katlı karkas yapı niteliğinde olduğu, davalılara ait binanın davacıya ait taşınmaza ... şekilde inşa edildiği ve davacı taşınmazına 2,64 m² tecavüzlü olduğu, davalılara ait binanın taban alanının ise 259 m² olduğu tespit edilmiştir. Bu hususların yanı sıra hükme esas alınan inşaat bilirkişi raporunda, ileri sürülen yıkım talebinin kabulü hâlinde taşınmaz üzerindeki binanın hem statik hem de can ve mal güvenliği açısından emniyetli olarak kalmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.

7. İnşaat mühendisliğinin temel konularından birini teşkil eden yapı statiğinin amacı, inşa edilen yapının sağlıklı bir şekilde ayakta tutulması olup mal ve can güvenliği açısından öncelikli bir konudur. Bu doğrultuda yıkımın, aynı zamanda aşırı/fahiş zarar ortaya çıkaracağı mutlaktır. Öğretiye göre; malzemenin sökülmesi ile malzeme sahibinin elde edeceği yarar, arazide ve malzemede meydana gelecek değer kaybından daha fazla ise malzemenin sökülmesinin aşırı zarara yol açtığı kabul edilmektedir. Başka bir deyişle; yapının yerinde kalması hâlinde arazi malikine ve topluma millî servet anlamında sağladığı fayda ile bunun kaldırılmasının malzeme sahibine sağlayacağı menfaatin karşılaştırılması, aşırı zararın olup olmadığının tespiti noktasında önem arz etmektedir (... Reşit Karahasan, Türk Eşya Hukuku, c.1, 1999, syf. 1105, 1174,1197-1199 ; Yeni Türk Medeni Kanunu Eşya Hukuku, 2007, c.1, s.1016 vd.). Öte yandan davalının ... yapı yapıyı inşa ederken özensiz davrandığı belli ise de, yapının inşa edilmesi aşamasında taşma kastı ile hareket ettiği belirlenebilmiş değildir. Davacı da yapı inşa edilip tamamlandıktan çok sonraki bir tarihte taşkınlığın farkına varmıştır. Davacı taşınmazında ... yapı nedeniyle taşılan 2,64 m² yatay zemin bedelinin 1.584,00 TL, 15,84 m² dikey zemin bedelinin 8.794,37 TL, davalılara ait bina bedelinin 884.988,80 TL olduğu saptanmıştır. ... yapı nedeniyle taşılan kısım miktarının mühim miktarda olmamasına karşın taşan kısmının yıkılması hâlinde taşınmazın tamamının yıkımı gerekeceğinden davalıların fahiş zararı oluşacaktır.

8. O hâlde ifraz koşulunun gerçekleşmesi hâlinde davacının tercih hakkı da sorularak, karar tarihine en yakın tarihte davacının gerçek zararının tespiti ile bedeli depo edilmek suretiyle ifraz ve tescil hükmü kurulması; davacı tarafından tercih edilmemesi ya da ifraz koşulunun gerçekleşmemesi hâlinde, karar tarihine en yakın tarihe göre belirlenen irtifak hakkı bedelinin davalılarca depo edilmesi hâlinde davalılar lehine irtifak hakkı tesisine karar verilerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kâl talebinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

1.Yukarıda (V.B.1-7) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle;

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§