Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1769 E. 2026/305 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/2282 E., 2025/348 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Urla 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/689 E., 2022/352 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; ".." isimli 5 adet bahçeli müstakil evden oluşan siteden müvekkillerinden .. ve ..'in .. adındaki yükleniciden müvekkili ..’ın ise ilk malik olan ..’dan birer adet müstakil bahçeli ev satın aldığını, sitenin tapu kaydında "zeytin ağaçlı tarla" vasfı ile nitelendirilen ortak alanı olduğunu, yüklenici ..'un buraya havuz yaptırıp güvenlik kulübesi ve banklar koyduğunu, yüklenicinin bu evleri satmaya başladığında düzenlenen ön satış sözleşmelerinde havuzun ve kulübenin bulunduğu parselin 1/5 hissesinin de evlerin satıldığı kişilere ait olduğunun yazıldığını, evlerin tamamlanmasının ardından 2014 yılında ortak alanın 5 ev sahibine devrinin yapılacağı sırada tarım arazilerinin korunması hakkındaki kanunda var olan kısıtlamalar nedeniyle 13.11.2014 tarihinde yüklenicinin durumu maliklere anlatarak kısıtlamalar kalkıncaya kadar buranın devrini bir malike yapmak zorunda kaldığını belirttiğini, 1 11... parsel sayılı taşınmazın tüm site malikleri adına davalıya kısıtlamalar kalkıncaya kadar devredildiğini, ancak davalının tapu devrini gerçekleştirmediğini ileri sürerek, dava konusu 1 11... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar ve davalı adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "her ne kadar davacılar tarafından karar tutanakları ve ön satış sözleşmeleri işaret edilerek yazılı delilin bulunduğu savıyla inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil talep edilmişse de; adi yazılı şekilde taraflar arasında akdedilen sözleşme ve bağımsız bölüm maliklerinin birlikte imza altına aldığı tutanaklar ile inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı taşınmaz mülkiyetinin iktisap edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ".. Noterliğinin 28.09.2020 tarihli ve ... yevmiye numarası ile onayladığı karar defter tutanaklarının hukuki niteliğinin inanç sözleşmesi olduğu, davacılar ile davalı arasında inanç sözleşmesinin varlığının ispatlandığı ancak dava konusu yerin köy yerleşik alanı içinde olmadığı, 5403 sayılı yasa kapsamında davacılar adına pay tescilinin henüz mümkün olmadığı anlaşılmakla, sözleşmenin henüz ifa olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

1. Bölge Adliye Mahkemesince kararın gerekçesi hatalı olduğu için gerekçe düzeltilerek onama kararı verilmesi gerektiğini,

2. Dava değeri 1.375.637,50 TL olup bu miktar üzerinden nispi vekâlet ücreti takdiri gerekirken maktu vekâlet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§