Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1757 E. 2026/230 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2184 E., 2024/2622 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sandıklı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/633 E., 2023/669 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde, muhdesatın tespiti talebinde bulunmuştur.

II. CEVAP

Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıda; “davacı tarafın bu iddiasını tanık beyanlarıyla veya başkaca deliler ile ispatlayamadığı, aksine dava konusu taşınmaza ilişkin 20/08/1993 tarihli kadastro tespit tutanağında dava konusu taşınmaz üzerine 1992 yılında bina inşa edilerek inşaat halinde olduğu ve muris İbrahim tarafından nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığı” gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “Dava konusu muhdesatın inşaat halinde kadastro tespitinden önce meydana getirildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılmasının mümkün olmadığı, görülmekte olan davada kadastro tespitinin 16/08/1994 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 20/12/2016 tarihinde açıldığı, bu durumda dava konusu muhdesatın dava edilebilirliği yönünden hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun anlaşıldığı, daha sonra inşaat halinde olan binanın tamamlanması ve iyileştirmesinin muhdesat meydana getirme anlamına gelmeyeceği, muhdesatın kadastro tespitinden önce meydana getirilmesinin objektif ölçütlere göre tespit edilmesi göz önüne alındığında davacının ilave olarak bildirdiği tanıkların dinlenmesinin sonuca etkili olmasının mümkün olmadığı” gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b-2. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-2. maddesi uyarınca hükmün gerekçesi değiştirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda iki adet ev olduğunu, kadastro tespitinde belirtilen evin ahşap ev olduğunu, müvekkilinin parseldeki diğer ev olan betonarme evle ilgili talepte bulunmuş olduğunu, kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddialarının ispatlandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§