Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1212 E. 2026/113 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1225 E., 2025/20 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İslahiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/25 E., 2021/143 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sürdürdüğü faaliyet çerçevesinde davalılardan vadeli olarak kum alacakları bulunduğunu, bu iş karşılığında müvekkiline ait olan 1 22... parsel sayılı taşınmaz üzerine 1.500.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ancak kum borcunun ifa edilmediğini ve aleyhine takip başlatıldığını belirterek müvekkilininin davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekkine karar verilmesini, takibin kötü niyetli olarak açılması sebebiyle takibin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında malzeme alışverişi olmadığını, ipoteğin borç paradan kaynaklandığının resmi ipotek senedi ile de sabit olduğunu, dava konusu ipoteğin kesin borç ipoteği olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 05.03.2018 tarihinde ... ile ... arasında Tapu Müdürlüğünde düzenlenen, 1156 yevmiye numaralı resmî senet ile borçlu ... adına kayıtlı 9/16 hisseli taşınmaz üzerinde 1.500.000,00 TL bedelli 4. derecede anapara ipoteği kurulduğu; menfi tespit davalarında, davalı alacaklının alacağının varlığını ispat etmesi genel kural ise de, alacağın ilam niteliğindeki bir belgeye, kambiyo senedine ya da kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içeren bir belgeye ya da sözleşmeye dayanması halinde alacağın olmadığının ispat yükünün davacı borçluya düşeceğini, somut olayda; davacı taraf davalı ile ticaret yaptığını, vadeli olarak davalının kum getireceğini ancak getirmediğini iddia etmiş olup bu iddiasını ispat ile yükümlü ise de bu iddialarını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın, davalı ile ticaret yaptığını, vadeli olarak davalının kum getireceğini ancak getirmediğini iddia etmiş ise de bu iddialarını yazılı delil ile ispatlayamadığı, ipoteğin anapara ipoteği olduğu ve borcun ödendiğinin ispat edilemediği değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1. 27.11.2019 tarihli delil listesinde yemin deliline dayanmasına rağmen dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı gerekçesiyle yemin teklifinin reddedilmesinin hatalı olduğunu,

2. Aldatılma hukuksal nedenine dayanılmış olup aldatılma iddialarının tanıkla ispatı mümkünken gösterilen tanıkların dinlenilmemesinin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal niteliğinde olduğunu,

3. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari işletmeden doğduğu anlaşılmışken görev itirazının değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, ipoteğin fekki ve borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

§