Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1019 E. 2026/349 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/108 E., 2024/108 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Yatağan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/570 E., 2024/508 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı adli yardım talepli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, davacının eski eşi olduğunu, tarafların boşandıklarını, boşanma kararının 08.09.2022 tarihinde kesinleştiğini, davalının oturmakta olduğu .. Mahallesi, .. Sitesi ..-... Blok, daire .. ../.. adresinde davacının hak sahibi olduğunu, 2018 yılı Haziran ayında taksit ödemelerinin başladığını ve o zamandan beri ödemeleri davacının yaptığını, davacının hak sahibi olduğu dava konusu konutta boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren davalının haksız işgalci konumunda olduğunu ileri sürerek davalının el atmasının önlenmesi ve taşınmazın boş olarak davacıya teslimine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle; 2018 yılı Haziran ayında alınan dava konusu taşınmazın 16.000,00 TL olan depozitosunu ödemek için arsasını sattığını, yıllarca tüm birikimini bu eve harcadığını, davacının kendisini sokağa atmak istediğini, davacının emekli ve 2 maaşı olduğunu ve davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davacı ve davalının boşanmadan önce çekişme konusu yeri aile konutu olarak kullandıkları, boşanma kararının kesinleştiği tarihte evlilik birliğinin sona erdiği, evlilik birliği sona ermesine rağmen ailenin ortak kullanımına özgülenmiş konutta davalının kalmaya devam edeceği konusunda eşler arasında bir anlaşma olmadığı, hak sahipliğinin davacıya ait olduğu ancak konutta davalının ikamet etmeye devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı tarafından yapılan müdahalenin men'ine ve konutun boş olarak davacıya teslimine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili Adli yardım talepli temyiz dilekçesinde;

1. Dava konusu evin satın alınması ve taksitlerinin ödenmesinde davalının katkısının Mahkemece dikkate alınmadığını, davalının kendisine ait taşınmazı satarak evin peşinatını ödediğini,

2. Davacının maddi durumunun iyi olduğunu, davalıyı zor durumda bırakmak ve mağdur etmek için kötüniyetli davrandığını,

3. Davalının sürekli çalışarak evin giderlerine katkı sağladığını, tanıklarca bu hususun anlatıldığını ancak Mahkemece tanık beyanları dikkate alınmadığını ileri sürerek, adli yardım talebinin kabulünü ve hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalının adli yardım talebinin KABULÜNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.01.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Temyiz incelemesine konu Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi 26/12/2024 tarih ve 2024/108 Esas, 2024/108 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, vaki temyiz üzerine bu ret kararının Dairemiz çoğunluk görüşü ile onanmasına karar verilmiştir.

İstinaf incelmesine konu Yatağan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/09/2024 tarih ve 2023/570 Esas, 2024/508 Esas sayılı dosyasında dava konusu ise, el atmanın önlenmesi talebidir. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, davacının eski eşi olduğunu, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, müvekkilinin hak sahibi olduğu konutta haksız işgalci olarak oturmaya devam ettiği iddiası ile men'i müdahale talebinde bulunmuş, davalı ise cevap dilekçesinde; dava konusu ev alınırken kendisinin de katkıda bulunduğunu, bu nedenle evde oturduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulü ile 134.914,25 TL nisbi harcın ve 277.250,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta taşınmazın mülkiyeti taraflar arasında çekişmeli değildir. Yani davalı taşınmaz mülkiyeti üzerinde bir hak iddiasında bulunmamış, taşınmaz alınırken babası tarafından kendisine alınan arsayı satarak katkıda bulunduğunu, bu nedenle oturmaya devam ettiğini beyan etmiştir. Davacı, üstün hak olan mülkiyet hakkında dayanıyor olmakla birlikte, davalının söz konusu evde oturmaya başlaması başlangıçta davacının rızasına dayalı olduğundan, taşınmazı kötü niyetli olarak işgal ettiğinden söz edilmesi mümkün değildir. Yani, bir kiracının taşınmazı işgal ediyor olması nasıl başlangıcından itibaren haksız işgal sayılamazsa, buna kıyasen, davalının taşınmazı işgal etmesi de başlangıçtan itibaren haksız işgal olarak kabul edilemez. Dolayısı ile, harç ve vekalet ücretinin de, taşınmazın değeri üzerinden değil, kıyasen kira hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Bu durumda davalının dava konusu evde ikametinin haksız hale dönüştüğü tarih belirlenerek, davacının dava tarihine kadar isteyebileceği ecrimisil miktarı belirlenip, bu bedel üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilmelidir.

Vekalet ücretinin belirlenmesinde; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9/1. maddesinde yazılı "Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur." ve yine karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği'nin III/1-a bendinde yazılı "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden alınır." hükmü dikkate alınmalıdır.

İlk Derece Mahkemesinin kararında taşınmazın değerinin 1.975.000,00 TL olduğu kabul edilerek, bu değer üzerinden 134.912,25 TL nisbi harca ve 277.250,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmolunmuştur. Yine istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince de 134.912,25 TL nisbi, 1.1169,40 TL maktu harca; keza, temyiz incelmesini yapan Dairemizce de 134.912,25 TL nisbi harca hükmolunmuştur. Bu durumda davalının ödemesi gereken toplam harç ve vekalet ücreti miktarı (yargılama giderleri hariç) 683.156,15 TL olup, bu rakam, evin Mahkemece kabul edilen değerinin % 34,59'una tekabül etmektedir. Taşınmazın mülkiyetinin çekişmeli olmadığı bir davada, taşınmazın değerinin % 34,59'nun tahsil edilmesi, açıkça Anayasamızın hak arama özgürlüğüne aykırıdır.

Bu gerekçe ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz.

§