"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/4114 D.İş
KABAHAT : 2918 sayılı Kanun'a muhalefet
Kabahatli hakkında, 2918 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, çeşitli miktarlarda 15 ayrı idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13.12.2022 tarihli ve 2022/4114 D.İş sayılı kararı ile başvurunun kabulüne karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 18.03.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35732 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35732 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvuranın hakim olarak görev yaptığından bahisle idari para cezalarının kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
1- 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 6, 22/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 12. maddeleri uyarınca kabahat eylemi hakkında idarî yaptırım kararı veren yer mahkemelerinin (?) kabahatlinin başvurusunu incelemekle yetkili ve görevli olması karşısında, yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, başvurunun esastan incelenerek yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 14/10/2020 tarihli ve 2020/3161 esas, 2020/12796 karar sayılı ilâmında yer alan ''...5326 sayılı Kabahatler Kanunundan önce de yürürlükte bulunan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda "görev suçu" - "kişisel suç" ayrımına gidildiği, o tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı (mülga) TCK'da "suç" kavramının ve tanımının "cürüm ve kabahatler"den oluştuğu, 2802 sayılı Kanun'da kastedilen "kişisel suç" deyiminin, hakimlerin görevleri sırasında veya görevleriyle ilgili işledikleri suçlar dışındaki tüm "cürüm ve kabahatleri" kapsadığı, 5326 sayılı Kanun ile kabahate konu fiillerin değil kabahat fiili karşılığında öngörülen yaptırımların değiştiği, keza 2802 sayılı Kanunda eskiden suç kapsamında olan ve kabahatten ayrı bir kavram olan cürümlere özgü bir soruşturma ve kovuşturma usulü getirilmediği gibi, bu hususta cürüm ve kabahat ayrımına da gidilmediği, dolayısıyla 2802 sayılı Kanun'da bu tanımla eski yasadaki tüm suçlar yönünden, cürüm ve kabahat ayrımı yapılmaksızın ve her iki eylemi de içine alacak şekilde, hakimlerin işlediği iddia edilen kahabatlerin de "kişisel suç" tanımı içinde değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla;" şeklindeki açıklamalar ile sözü edilen mevzuat ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kolluk tarafından hakim ve savcı hakkında idari yaptırım karar tutanağı düzenlenmesinin akabinde, Sulh Ceza Hakimliğinden bu konuda bir talepte bulunulduğunda, usulden ret kararı verilmesi gerekmekte olup, ortada ister idari yaptırım tespit tutanağı ister idari para cezasına ilişkin idari yaptırım karar tutanağı olsun, hâkim ve savcıların kişisel suç kapsamında değerlendirilen ve idarî para cezasını gerektiren eylemleri için idarî yaptırım uygulanmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığı, son soruşturma mercii olarak ilgili hakim ve savcının görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il Cumhuriyet başsavcılığınca talepte bulunulması üzerine aynı yer ağır ceza mahkemesince eğer tespit tutanağı var ise, idari yaptırım uygulanmasına veya uygulanmasına yer olmadığına, idari para cezası var ise bu kez idari para cezası iptal edilerek kabahatli hakim ve savcının kabahat eyleminin sübut bulması halinde idari yaptırım kararını kendisinin verebileceği, aksi kanaatte ise idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına dair karar verebileceği...'' şeklindeki açıklamalar uyarınca, Hâkimler ve Cumhuriyet Savcıları hakkındaki idarî para cezası karar tutanaklarının ilgilinin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki ağır ceza mahkemesince karara bağlanacağı gözetilmeden, başvurunun usulden reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
3- Kabule göre;
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun "başvurunun incelenmesi" başlıklı 28. maddesinde yer alan "...(2) Başvurunun usulden kabulü halinde mahkeme dilekçenin bir örneğini ilgili kamu kurum ve kuruluşuna tebliğ eder. (3) İlgili kamu kurum ve kuruluşu, başvuru dilekçesinin tebliği tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde mahkemeye cevap verir. Başvuru konusu idarî yaptırıma ilişkin işlem dosyasının tamamının bir örneği, cevap dilekçesi ile birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme, işlem dosyasının aslını da ilgili kamu kurum ve kuruluşundan isteyebilir. Cevap dilekçesi, idarî yaptırım kararına karşı başvuruda bulunan kişi sayısından bir fazla nüsha olarak verilir" şeklindeki düzenleme nazara alındığında, başvuruyu inceleyen Hakimlik tarafından anılan düzenlemeye aykırı olarak ilgili kuruma gerekli tebligat yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) numaralı istem yönünden yapılan değerlendirmede;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesindeki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (1) numaralı istemin KABULÜNE,
Tekirdağ 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 13.12.2022 tarihli ve 2022/4114 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre, kanun yararına bozma ihbarnamesindeki (2) ve (3) numaralı istemler yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-c maddesi uyarınca, aleyhe tesir etmemek ve yeniden yargılamayı gerektirmemek üzere, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.02.2026 tarihinde karar verildi.