Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Ceza Dairesi

Dosya2023/18397 E. 2026/3920 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/101E., 2023/77 K.

SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet

HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak sanığın beraati, eşya müsaderesi Mahkemesi Cumhuriyet savcısı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece

İlk Derece Mahkemesi tarafından sanık hakkında, atılı suçu işlediğinden bahisle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/5 maddesi gereğince mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi kararı verildiği anlaşılmıştır.

B. İstinaf Aşaması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine duruşmasız yapılan yargılamada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık hakkında, yapılan arama işleminin

usulsüz olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.

II.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; beraat kararının hukuka aykırı olduğuna, delillerin elde ediliş biçiminde belirtilen eksikliğin basit bir usul hatasından ibaret olduğuna, cezayı ortadan kaldıracak mahiyette bir eksiklik bulunmadığına, sanığın suçu ikrar ettiğine, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık müdafiin temyiz sebepleri; beraat kararının yerinde olduğuna, kararın yalnızca ve hasren sanık lehine vekalet ücreti tesis edilmesi gerektiğine ilişkin olarak temyiz edildiğine ilişkindir.

3.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; arama işleminin gizli olanın bulunmasına yönelik bir faaliyet olduğuna, sanığın üzerinde ve araçta kaçak eşya bulunduğunu belirtmesi üzerine bu gizliliğin ortadan kalktığına, eylemin artık arama özelliği taşımadığına ve suç delillerinin muhafazası niteliğine dönüştüğüne, işlemin artık arama koşullarına tabi olmadığına, sanığın beyanı dışında herhangi bir eşyaya da el konulmaması karşısında yapılan işlemin hukuka uygun, İstinaf Mahkemesi kararının ise hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Şüphe üzerine durdurulan ticari takside yolcu olarak bulunan sanığın, araçtan dışarı davet edildikten sonra yapılan kaba üst yoklamasında, bel kısmında 5 adet ... kaçağı cep telefonunun bulunması üzerine sanığın, araç içerisinde kendisine ait olan poşette de kaçak cep telefonlarının bulunduğunu beyan etmesinin ardından poşet içerisinde yapılan aramada, 20 adet kaçak cep telefonu ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2018/20-534 Esas, 2021/284 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere,

2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun (2559 sayılı PVSK) 4/A maddesinde polise, kişileri ve araçları tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması halinde durdurma yetkisi verilmiştir. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinde bu yetkinin kullanılması için "umma" derecesinde makul şüphe aranmıştır.

2559 sayılı PVSK'nin suç tarihinde yürürlükte bulunan "Durdurma ve kimlik sorma" başlıklı 4/A. maddesi;

“Polis, kişileri ve araçları;

a) Bir suç veya kabahatin işlenmesini önlemek,

b) Suç işlendikten sonra kaçan faillerin yakalanmasını sağlamak, işlenen suç veya kabahatlerin faillerinin kimliklerini tespit etmek,

c) Hakkında yakalama emri ya da zorla getirme kararı verilmiş olan kişileri tespit etmek,

ç) Kişilerin hayatı, vücut bütünlüğü veya malvarlığı bakımından ya da topluma yönelik mevcut veya muhtemel bir tehlikeyi önlemek,

Amacıyla durdurabilir.

Durdurma yetkisinin kullanılabilmesi için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebebin bulunması gerekir. Süreklilik arz edecek, fiilî durum ve keyfilik

oluşturacak şekilde durdurma işlemi yapılamaz.

Polis, durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma sebebine ilişkin sorular sorabilir; kimliğini veya bulundurulması gerekli diğer belgelerin ibraz edilmesini isteyebilir.

Durdurma süresi, durdurma sebebine esas teşkil eden işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz.

Durdurma sebebinin ortadan kalkması halinde kişilerin ve araçların ayrılmalarına izin verilir.

Polis, durdurduğu kişi üzerinde veya aracında silah veya tehlike oluşturan diğer bir eşyanın bulunduğu hususunda yeterli şüphenin varlığı halinde, kendisine veya başkalarına zarar verilmesini önlemek amacına yönelik gerekli tedbirleri alabilir. Ancak bu amaçla kişinin üzerindeki elbisenin çıkarılması veya aracın, dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılması istenemez…” şeklinde düzenlenmiştir.

Sanığın üzerinde, PVSK'nın 4/A maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak alınması gereken tedbirler kapsamında, kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek ve silah ya da tehlike oluşturan diğer bir eşyadan arındırmak amacıyla üzerindeki giysiler çıkartılmaksızın elle yoklama biçiminde kontrol yapılabileceği, arama kararı alınmasını gerektirmeyen bu işlemin en kısa sürede ve elle yoklama şeklinde yapılması gerektiği, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27/5. maddesinde de bu hususun "Durdurulan kişi üzerinde giysilerinden herhangi birisi çıkarılmaksızın, yoklama biçiminde bir kontrol yapılır...." şeklinde ifade edildiği;

Bahse konu düzenlemeler somut olayda birlikte değerlendirildiğinde;

Her ne kadar araçta yapılan aramada, poşet içerisinde ele geçen 20 adet cep telefonu hukuka aykırı arama sonucu ele geçirildiğinden mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacak ise de; sanığın bel kısmında PVSK'nin 4/A maddesine uygun şekilde yapılan kaba üst araması sonucu 5 adet ticari miktar ve mahiyette, marka, model ve IMEI numaraları tutanak ile belirtilen cep telefonunun hukuka uygun yöntemle ele geçirildiği anlaşılmakla, sanığın bu eylemi nedeniyle üzerine atılı 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III.KARAR

"Değerlendirme ve Gerekçe" bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, katılan ... İdaresi vekilinin ve sanık müdafiin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2026 tarihinde karar verildi.

§