Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

7. Ceza Dairesi

Dosya2023/15317 E. 2026/1979 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2022/537 E., 2023/281 K.

SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet

HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

1.Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin yollamasıyla 3/5. maddesi gereğince temel cezanın teşdiden belirlenmesinden sonra, 3/10. maddesi gereğince uygulama yapılması ve yine aynı Kanun'un 3/23. maddesi ile 5/2. maddesinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri gerekirken lehe yasa değerlendirmesi yapılmadan usulü kazanılmış hak kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Nakil aracı üzerindeki şerhin karar kesinleşince kaldırılması gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 22.01.2026 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I D Ü Ş Ü N C E

Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2015 tarihli ve 2014/516 Esas, 2015/137 sayılı kararına karşı, sanıkların temyiz istemleri üzerine Dairemizin 12.09.2022 tarihli ilamı ile "sanıkların kazanılmış hakları saklı tutulmak kaydıyla" bozulmasının ardından, Mahkemece bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda, temyize konu sanık ... hakkında 6545 sayılı Kanunla değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi yollamasıyla 3/5, 3/10. maddeleri ve 5237 sayılı Kanun’un 62/1. maddesi gereği neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak cezasının 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası üzerinden infaz edilmesine karar verilmesinin ardından, anılan hükmün sanık tarafından temyizi üzerine sayın heyetimizce lehe yasa değerlendirmesi yapılmadan ve sanığın usulü kazanılmış hakkı olduğu kabul edilerek uygulama yapılmasından dolayı hükmün bozulmasına karar verilmişse de, sayın çoğunluğun bozma kararına aşağıda belirttiğim nedenler doğrultusunda katılamıyorum.

Sanığın üzerine atılı 5607 sayılı Kanun'un suç tarihinde yürürlükte olan 3/18. maddesi;

"Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri üreten, yurda sokan, ticarî amaçla bulunduran, nakleden, satışa arz eden veya satanlar üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır."

Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ise; "Ambalajlarında bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaret bulunmayan ya da taklit veya yanıltıcı bandrol, etiket, hologram, pul, damga veya benzeri işaretleri taşıyan tütün mamulleri, etil alkol, metanol ve alkollü içkileri;

a) Ticari amaçla üreten, bulunduran veya nakleden,

b) Satışa arz eden veya satan,

c) Bu özelliğini bilerek ve ticari amaçla satın alan,

kişi üç yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak, tütün mamullerinin etil alkol, metanol ve alkollü içkilerin kaçak olarak yurda sokulduğunun anlaşılması hâlinde, onuncu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir.

Daire uygulamasına paralel olarak Mahkemece, bozma sonrası, ele geçen kaçak eşyanın miktarına, suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu ile suç konusunun önem ve değerine göre alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiştir. Kaçak eşyanın gümrüklenmiş değeri Dairemiz uygulamalarına göre "normal” sınırda kaldığından 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi uyarınca cezada değer azlığı indirimi yapılmamıştır.

Temel cezada suç tarihindeki Kanun hükmü uygulandığında 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi gereği 3 yıldan 6 yıla kadar hapis ve yanında adli para cezası tertip edilmesi gerekirken; karar tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya göre her halükarda lehe olan 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla anılan Kanun'un 3/5. maddesi uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve yanında adli para cezasına hükmedilmesi gerekecektir.

Yerleşmiş Daire uygulamalarımıza göre sanıkların 950 karton kaçak sigara ile yakalanmaları karşısında, eşyanın miktarına göre temel cezanın belirlenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 3/1 ve 61. maddeleri gereği alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiği açıktır. Ancak, bozma öncesi sanıklar hakkında alt sınırdan ceza tayin edilmiştir.

Temel cezada teşdiden hüküm kurulması nedeniyle 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla 3/5 ve 3/10. maddelerinin uygulanmasının her halükârda sanık lehine hüküm doğuracağı ve mahkemece hükmün gerekçe kısmında lehe - aleyhe Kanun değerlendirmesi yapılmadan hüküm kurulmuş ise de; sonuç cezanın 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi gereği hüküm kurulsaydı sanık aleyhine hüküm doğuracak olması ve 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümlesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5-10. maddelerinde yer alan ceza haddi dikkate alınarak uygulamanın lehe olması nedeniyle Mahkeme hükmünün hukuka uygun ve sonuç itibarıyla isabetli olduğu düşüncesiyle lehe Kanun karşılaştırması yapılmadan hüküm kurulduğunun hukuka aykırı olduğuna ilişkin sayın heyetin bozma düşüncesi yerinde değildir.

Keza, sayın heyet tarafından lehe yasa değerlendirmesinde usulü kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle kararın isabetsiz olduğu sonucuna varılmış ise de,

Kazanılmış hak uygulaması 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 326/son maddesinde; "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 291 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklinde hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2017/17-940 Esas, 2021/472 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, yalnızca uyarlama yargılamalarında kazanılmış hak söz konusu olmayacaktır. Ancak somut olayda olduğu gibi henüz kesinleşmemiş bir hükümde sonradan yürürlüğe giren lehe kanun değerlendirmesinde cezada kazanılmış hak söz konusu olacaktır. Nitekim Dairemizin 04.03.2024 tarihli, 2022/16136 Esas, 2024/2331 Karar ve 31.05.2023 tarihli, 2022/15942 Esas, 2023/5863 Karar sayılı kararları da benzer şekildedir.

Bu nedenle, 03.03.2015 tarihinde verilen hüküm yalnızca sanıklar tarafından temyiz edildiğinden, Mahkemece kazanılmış hak gereği temyize konu sanık ... yönünden cezanın 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezası üzerinden infaz edilmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2023 tarihli, 2022/537 Esas, 2023/281 Karar sayılı hükmünün onanmasına karar verilmesi kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir. 22.01.2026

§