"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/718 E., 2025/1271 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/31 E., 2024/286 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; davacının faturadan kaynaklı alacağının tahsili için Ankara 28. İcra Dairesinin 2018/12404 Esas sayılı dosya ile takip başlattığını, Denizli 9. İcra Dairesinin 2023/52590 Esas (Denizli 4. İcra Dairesinin 2021/745 Esas) sayılı dosyası ile ... ile ... plakalı araçların satışı sonrası düzenlenen sıra cetvelinde 1. sırada gözüken davalının alacağının gerçek olmaması ve rehin bedeli aşar şekilde pay ayrıldığını, rehin sözleşmelerinden üç yıl geçtikten sonra borçlu aleyhinde birçok icra takibinin başlatılması sırasında icra takibine başlanıldığını, borçlunun icra takibindeki faize itiraz etmediğini, her iki araç için tek bir sıra cetveli yapıldığını, iki farklı rehin sözleşmesi ve rehin bedeli olduğunu, ... plakalı araç için rehin bedelinin 50.000,00 TL olmasına rağmen satış masrafları sonrası kalan bedel olan 223.595,00 TL'nin tamamının davalıya ayrılmasının hukuka aykırı olduğunu, sıra cetvelinde davalıya tahsis edilen paranın dava masrafları da dâhil olmak üzere sıraya bakılmaksızın Ankara 28. İcra Dairesinin 2018/12404 Esas sayılı dosyasındaki alacağı nispetinde davacıya verilmesine karar verilmesi ile sıra cetvelinin bu açıdan iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; davalının Denizli 9. İcra Dairesinin 2023/52590 Esas (Denizli 4. İcra Dairesinin 2021/745 Esas) sayılı dosyasında talep edilen alacağının muvazaalı olduğunu, rehin sözleşmelerinden üç yıl geçtikten sonra borçlu aleyhinde birçok icra takibinin başlatılması sırasında icra takibine başlanıldığını, rehin sözleşmelerinde ödeme vadesinin olmadığını, borçlunun icra takibine itiraz etmediğini, borçlunun üçüncü kişideki alacaklarına haciz konulmasından hemen önce borçlu tarafından davalıya araç rehinlerinin verildiğini, aracın motorunun sökülmesine rağmen davalıca şikayet yoluna gidilmediğini, borçlu şirket adına rehin sözleşmelerini imzalayanın davalı şirket ile iş ortaklığı da kurduğunu, taraflar arasında süre gelen bir ilişkinin söz konusu olduğunu, davalının iddiasına göre iş ortaklığına ait olan parayı usulsüz olarak kendi hesabına geçiren borçlu hakkında dava ve şikayet yoluna gidilmemiş olmasının da alacağın muvazaalı olduğunu gösterdiğini belirterek, sıra cetvelinin iptaline, sıra cetvelinde ayrılan paranın dava masrafları da dâhil olmak üzere sıraya bakılmaksızın Ankara 28. İcra Dairesinin 2018/12404 Esas sayılı dosyasındaki alacağı nispetinde davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçelerinde; tebligatların usule aykırı olduğunu, davalı ile borçlu arasında ...'a ait Çanakkale Havza Yapım İşinin üstlenilmesi sebebiyle ortaklık ve şartlarına ilişkin resmi şekilde iş ortaklığı sözleşmesi imzalandığını, borçlunun hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine davalının ciddi anlamda zarara uğradığını, işin sürüncemede kalmaması için davalının işe devam ettiğini, sözleşme süresi sonunda da taraflar arasındaki ticari ilişkiye son verildiğini, davalının maddi zararlarını borçludan talep etmesi üzerine borçlunun .... Seri no'lu çeki davalıya verdiğini, ihale kapsamında davalının uğradığı veya uğrayacağı tüm zararların tazmininin garanti altına alınması için rehin sözleşmelerinin imzaladığını, bu bağlamda davalının alacağının muvazaalı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının dilediği tarihte takibe geçme hakkına sahip olduğunu, davacının üçüncü kişi olarak dosya borçlusu gibi işlemiş faize veya dosyaya itiraz edilip edilmemesi konularıyla ilgili beyanda bulunma hakkı olmadığını belirterek, davanın öncelikle görevsizlik sebebiyle usulden, aksi takdirde esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen davanın aynı sıra cetveli ve alacağa ilişkin olduğu, davalının cari hesap hareketleri ve ticari defter kayıtlarına göre, dava dışı borçludan olan alacak tutarının, fatura bedelleri ve bankacılık işlemlerinden kaynaklanan gerçek bir alacak olduğu, sıra cetvelinde birinci sırada rehin alacaklısının yer almasının İİK gereğince yerinde olduğunu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davaya konu ... plaka sayılı aracın ve birleşen davadaki ... plaka sayılı aracın kambiyo vasfını sürdüren 30.03.2018 keşide tarihli çek nedeniyle rehin alındığı anlaşılmakla, borçlunun temerrüde düştüğü, ... araç yönünden ise temerrüde düştüğünün ispata muhtaç olduğu, ancak bu araç yönünden dava dilekçesinde faize yönelik bir iddianın da bulunmadığından faize yönelik şikayetindeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, farklı rehin sözleşmelerine konu, her bir rehnin farklı alacak miktarını kapsadığı dosyada, her bir araç için ayrı sıra cetveli yapılması ve davacının alacağının tamamına ulaşmayacağından muvazaa iddiasının da irdelenmesi gerektiği, adi ortaklığın noterlik tarafından tasdikli ticari defterlerinin incelenmesinde, 30.01.2018 tarihinde borçlu tarafından adi ortaklık banka hesaplarına gönderilen paranın, borçlunun şahsi hesabına aktarıldığı, adi ortaklığın ticari defterlerinde borçlunun davalıya bu miktarla uyumlu olacak şekilde borçlu tutulduğu görülmekle, banka kayıtları, adi ortaklık sözleşmesi, adi ortaklığa ilişkin aynı yıl noterden de tasdik ettirilen ticari defterlerden davalının alacağının gerçek bir alacağa dayalı olduğunun ispatlandığı, mahkemece her bir araç için ayrı sıra cetveli düzenlenmesi gerektiği gerekçesi ile asıl dosyadaki sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kabulü ile ... , ... plaka sayılı araçların satışından elde edilen paranın paylaştırılmasına ilişkin Denizli 9. İcra Dairesinin 2023/52590 Esas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin iptaline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının alacağının gerçek bir alacak olduğunu ispat etmesi gerektiğini, resmi şekilde düzenlenmiş rehin sözleşmesi varken, davalının soyut iddialarına dayalı olarak alacağın dayanağının değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda iş ortaklığının cari hesabı ile borçlunun cari hesabı aynıymış gibi değerlendirme yapıldığını, davalı ile borçlu arasındaki cari kayıtların incelenmediğini, bilirkişi raporunda adi ortaklığın borcundan borçlunun sorumlu tutulduğunu, çek ve rehinlerin bedelleri ile iddia edilen zarar miktarının da uyumlu olmadığını, çekin dosyada ve davalının ticari defterlerinde olmadığını, davalının savunmasında henüz borçlunun parayı kendi hesabına aktardığını bilmeden yaklaşık üç ay önce çeki alıp üç ay sonra borçlunun parayı kendi hesabına aktardığını anlamasının ve bankaya ihtarname göndermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, rehin sözleşmelerinde adi ortaklık borcuna atıf olmadığını, davalının ticari defterlerinde borçludan alacaklı olduğuna dair kayıt bulunmadığını, adi ortaklığa ait tüm bankalara ait hesap kayıtlarının dosyaya kazandırılmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, satış bedelinin tamamının rehin bedelini aşar şekilde davalıya ayrılmasına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, davalı ile borçlu arasında muvazaa olduğunu, davalıya çek bedeli ve rehin sözleşmesindeki bedelin nasıl hesaplandığının açıklattırılmadığını, alacağın gerçek bir alacak olmadığı iddiasının asıl alacak ve ona bağlı faizi de kapsadığından ve faize açıkça itiraz edildiğinden, mahkemece faize itiraz edilmediği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, dosya kapsamında adi ortaklığın muavin defter kaydı, çek sureti, adi ortaklığın tüm banka hesapları dosyaya kazandırılmayıp, davalı ile borçlu arasında borç ilişkisi olup olmadığının değerlendirilmediğini, rehin tarihlerine göre alacak-borç hesabının yapılmadığını, ihtarname cevabının dosyaya kazandırılmadığını beyan etmektedir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ile borçlunun oluşturduğu adi ortaklığın yüklendiği işle ilgili avans ödemelerinin borçlu tarafından paylaşma aykırı olarak kendi hesabına aktarıldığını, davalı tarafından işin yapım sürecine devam edilmek zorunda kalındığını, bu sebeple meydana gelen zararın borçludan talep edilmesi üzerine borçlu tarafından dava konusu çekin verildiğini, rehin sözleşmesi ile alacağını güvence altına aldığını, taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin olmadığını, alacağın muvazaalı olmadığını, davacının alacağından önceki bir tarihte davalının alacağının doğduğunu, yargılamada görevli mahkemenin icra hukuk mahkemesi olduğunu, sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğunu, usul ekonomisi gereği tek bir sıra cetvelinin düzenlenmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra yolu ile takipte düzenlenen sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından taraflardan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.