Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2026/254 E. 2026/1219 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2025/654 E., 2025/1128 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü :

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı hakkında üç adet çeke dayalı olarak iflas takibi başlattıklarını, davalının süresinde takibe itiraz etmediğini, takip konusu borcun da ödenmediğini ileri sürerek, davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı, süresinde cevap dilekçesi vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli kararı ile davalının ödeme emrine icra dairesinde itiraz etmediği, kesinleşen takibe rağmen davalı şirket tarafından borcun ödenmediği ve usulüne uygun olarak tebliğ edilen depo emri kararının yerine getirilmediği, kambiyo senetlerine dayalı iflas yolu ile takipte ticaret mahkemesinin yaptığı incelemenin şekli bir inceleme olduğu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan menfi tespit davasının 30.09.2019 tarihinde arabuluculuk dava şartını yerine getirmemiş olması sebebiyle usulden reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararı ile takipte davalıya çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, davalının sicile kayıtlı adresine TK'nın 35. maddesi uyarınca yapılan tebliğ usulüne uygun olduğundan tebligatın usulsüz olduğu savunmasına itibar edilmediği, öte yandan davalı, borcu bulunmadığını da savunmuş ise de davalının takibe itiraz etmediği ve takibin kesinleştiği, usulüne uygun depo emrine rağmen borcu da ödemediği, davacının iflas gideri ve iflas avanslarını da yatırdığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı alacaklı tarafından borçlu aleyhine başlatmış olduğu kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip değiştirilerek iflas yoluyla adi takibe geçildiği, bu durumda davacı tarafça yeniden harç ödenmeyecek ise de yeni bir takip başlatmış olduğundan iflas yoluyla adi takipte ödeme emrinin ilk önce davalı borçlu şirketin ticaret sicil adresine tebliğ edilmesi, bila tebliğ iadesi halinde Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğe çıkarılması gerektiği, oysa icra dosyası incelendiğinde iflas yoluyla ödeme emrinin doğrudan TK’nın 35. madde hükmüne göre davalı borçlu şirkete tebliğ edildiği, Kanunun ve Yönetmeliğin belirlediği şekilde yapılmamış olan tebligatın geçerli olmadığı, bu nedenle mahkemece iflas yoluyla adi takipte ödeme emri tebliği usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2023 tarihli kararıyla direnme kararı verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamındaki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a.Takip yolunun değiştirilmesinin yeni bir takip başlatılması anlamına gelmediğini, hukuki ilişkinin kesintiye uğramadığını, bu nedenle ödeme emrinin TK’nın 35. maddesine göre tebliğinin usule uygun olduğunu,

b.Takip hukukuna uygun süreci yıllar sonra tebliğ usulsüzlüğünü ileri sürerek, bertaraf etmeye çalışmasının TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine,bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK’nın 171 inci ve devamı maddeleri uyarınca iflas istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§