Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2026/222 E. 2026/1435 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1419 E., 2025/1428 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2022/969 E., 2024/812 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde özetle; bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla İzmir 23. İcra Dairesi'nin 2014/13243 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı iş sahibi vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalı yüklenicinin ... plakalı araca yakıt tasarruf yazılımı yüklediğini, ancak üründen istenen verimin alınamadığını belirterek ödenen 3.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı iş sahibi vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu yazılımın vaad edilen yakıt tasarrufunu sağlamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı yüklenici vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davacının ürünü iki ay boyunca test edip, memnun kaldığı için asıl sözleşmenin imzalandığını ve diğer araçlara yakıt tasarrufu için yazılım yüklendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından ayıp ihbarının birleşen dava tarihinden önce olduğuna ilişkin davalı tarafından bildirimde bulunulmadığı ve sistemin yüklü olduğu araçlardan ayıplı olduğu iddia edilen 8 adet araçtan 6 adetinin yurt dışında olması ve malikinin tespit edilememesi nedeniyle incelenemediği, 2 adedinin Türkiye'de bulunduğu, ancak dava dışı kişilere satıldığı, talimat mahkemesince de davalı tarafça incelemeye sunulmadığı için incelenemediği, davalı tarafından da sözleşmenin deneme süresi içerisinde tespit de yaptırılmadığı anlaşılmakla, davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, ayıp iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarının tamamında araçları optimize ederek yakıt tasarrufu yazılımı yüklemesi işini yapan yüklenicinin vaad ettiği yakıt tasarrufu değerini sağlayamadığı ve teknik olarak sağlamasının da mümkün olmadığı, eserin gizli ayıplı olduğu ve yüklenicinin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı yüklenicinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı iş sahibi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davacı – birleşen davada davalı yüklenici vekili temyiz dilekçesinde;

a. Yazılımın ayıplı olduğunun davalı tarafça ispat edilemediğini, araçlar ve ürünler üzerinde keşif yapılarak rapor düzenlenmediğini, teorik olarak düzenlenen raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığını,

b. Araçların 3. kişilere satılmış olması nedeniyle ürün iadesinin mümkün olmadığını, birleşen davada ürün iade edilmeden alacağa faiz başlatılmasının doğru olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık asıl davada eser sözleşmesi uyarınca bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemlerine ilişkin olup; birleşen davada ise aynı sözleşme uyarınca eserin kabul edilemeyecek seviyede ayıplı olması nedeniyle ödenen bedelin iadesi istemlerine ilişkindir.

1. Dosya içeriğine göre birleşen davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 3.000,00 TL olup dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 25.000,00 TL’nin altında kaldığından birleşen davaya ilişkin davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

2. Asıl davaya ilişkin davacının temyiz itirazlarına gelince;

16.07.2012 tarihli taraflar arasında imzalanan “Test Sözleşmesi” ile davacı yüklenici, belirlenmiş olan süreyle sınırlı olmak kaydıyla araçlarda yakıt tasarrufu sağlayan ürünü davalıya deneme imkanı sunmuş, sözleşmede deneme süresinin ise her bir araç için ürünün kullanım tarihinden itibaren bir ay olduğu kararlaştırılmıştır. Bu test sözleşmesi uyarınca davalıya ait olan iki araca 18.07.2012 tarihinde yazılım yüklemesi yapılmıştır. Test süresi tamamlandıktan sonra taraflar arasında bu kez 28.09.2012 tarihli asıl sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme uyarınca davacı yüklenici, davalıya ait olan plaka, marka ve model bilgileri verilmiş olan araçların kumandasının optimize edilerek yakıt tasarruf yazılımını araç başına 1.250,00 Euro’dan toplam 22.500,00 Euro bedelle yapmayı üstlenmiştir. Davacı yüklenici belirlenen tarihlerde test araçları dahil toplam 18 araca yakıt tasarrufu yazılımı yüklemiştir. Davalı iş sahibinin sözleşme uyarınca yazılım yüklemesi yapılan 10 araç için iş bedelini ödediği, kalan 8 araç için ise iş bedelini ödemediği dosya kapsamı ile sabittir. Davacı yüklenici asıl davada, ödenmeyen bu iş bedeli alacağının tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise yüklenen yazılımın ayıplı olduğunu, yakıt tasarrufu sağlamadığını savunmuştur.

Eser sözleşmelerinde iş sahibinin eseri teslim aldıktan sonra varsa eserdeki açık ayıpları işlerin normal seyrine göre imkânını bulur bulmaz, gizli ayıpları ise ayıbı gecikmeksizin yükleniciye ihbar etmesi gerekli olup, bu ihbar külfeti yerine getirilmediği takdirde eseri olduğu gibi kabul edilmiş sayılacağından yüklenici ayıba dayalı taleplerden kurtulmuş olur. Bölge Adliye Mahkemesince, dinlenen davacı yüklenici tanıkları ile davalıca ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilmiş ise de, bu beyanlar sadece ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispatlayabilir. Somut olayda, mahkemece dava konusu yazılımın yüklü olduğu araçların bulunduğu yerin bildirilmesi için kesin süre verildiği, davalı vekilince 04.10.2023 tarihinde verilen dilekçe ile iki araç hariç diğer araçların Bulgaristan plakalı olup satıldığı ve şimdiki maliklerinin bilinmediği, Türkiye plakalı iki aracın ise satıldığı bildirilmiş, 09.02.2024 tarihli dilekçesi ile de yurt dışında bulunan araçların keşif için hazır edilemeyeceği belirtilmiştir. Türkiye plakalı diğer iki araç da farklı kişilere satıldığından keşif mahallinde davalıca hazır edilememiş, böylelikle davacı yüklenici tarafından yapılan işin kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olduğu davalı iş sahibi tarafından kanıtlanamamıştır. Çünkü, bedeli uyuşmazlık konusu olan ürünler üzerinde teknik inceleme yapılamamış ve davacı yüklenici tarafından yapılan işin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise derecesi saptanamamıştır. Bilirkişi kurulu tarafından araçlar üzerinde keşif yapılmadan soyut olarak değerlendirmeler yapılarak rapor düzenlendiği anlaşılmış olup, sonuçta ayıpların varlığı ve niteliği ispatlanamadığından kanıtlanamayan ayıp savunması reddedilerek asıl davanın kabul edilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesinin soyut bilirkişi kurulu raporunu hükmüne esas alarak asıl davanın reddine karar vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Birleşen davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,

2. Asıl dava bakımından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dairemizdeki duruşmada taraflar vekille temsil olunduğundan takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§