"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1453 E., 2025/1572 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/654 E., 2023/83 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kooperatifin 1992 yılında konut yapı kooperatifi olarak kurulduğunu, 2004 yılında işletme kooperatifine dönüştürüldüğünü, 1993 yılında kooperatif üyesi olan davacının Kooperatif Yönetim Kurulu'nun 28.04.2021 gün ve 2021/33 sayılı kararı ile kooperatif üyeliğinden çıkarıldığını, çıkarma kararı davacının sahibi bulunduğu bağımsız bölümün mülkiyetinin 11.02.2020 günü satılması ve site işletmecisi içerisinde başkaca gayrimenkulün bulunmaması kooperatif Anasözleşmesinin 10... . maddeleri kapsamında ortaklık şartını kaybetme sebebi olarak belirtildiğini, davacının çıkma payı alacağının 1.119,73 TL olarak hesaplandığını ve hesap numarası bildirmesi halinde ödeneceğinin belirtildiğini, çıkarma kararının ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olduğunu, davalı kooperatif Anasözleşmesinin 10/2 maddesinde; "site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki veya kiracısı olması gerekir" düzenlemesine yer verildiğini, 14/1 maddesinde ise, 10. maddede yazılı şartları kaybedenlerin yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılacağının hüküm altına alındığını, ancak davalı kooperatifin işletme kooperatifi olduğunu, davacının da ödediği aidatlarla edindiği üç adet ticari bağımsız bölümünün sahibi olduğunu, yine 13 blok olarak inşa edilen sitede bulunan 13 adet kapıcı dairesinden 8 adedini kiraya vermek suretiyle gelir elde eden konumda olduğunu, davacının tam mülkiyet sahibi bulunduğu bağımsız bölüm icra marifetiyle satıldığını ve kooperatif ortaklık payı dahil edilmediği gibi bağımsız bölümün tek başına satışı kooperatif üyeliğinden de alıcıya geçeceği sonucunu doğurmadığını, bu sebeple de davacının ortak olma şartını kaybettiğinden bahsetmenin mümkün olmayacağını, davalı kooperatifin, çıkarma kararı öncesinde hiçbir şekilde davacıya uyarma gereği duymadığını ve makul bir süre tanımadığın bildirerek ... Site İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulu'nun 24.08.2021 gün ve 2021/33 sayılı çıkarma kararının iptaline, iptal talebinin reddi halinde çıkma payı alacağı tutarının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; karar alınması öncesinde Mart 2020 yılında davacı ve taşınmazı satın alan Yasemin Korkmaz üyelik devri için davet edildiğini ve anlaşma sağlanamadığından üyelik devrinin gerçekleşmediğini, anlaşma sağlanamaması üzerine üyelikten çıkarma süreci başladığını, üyelikten çıkarma işlemi için Cimer kanalı ile Ticaret Sanayi Bakanlığı Esnaf Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünden görüş sormak için 23.04.2020 tarih, 2...4 sayılı başvuru yaptığını, gelen görüşler doğrultusunda Anasözleşme ve yasal düzenleme gereği işlem yapılarak kooperatif üyeliği devam ettirme imkanı bulunmamasının yanında malik olmayan kişinin üyeliğinin devam ettirilmesinin düzenlemeye aykırı olduğunu, müvekkil kooperatifin 2021/23 sayı ve 07.09.2021 tarihli yazısı davacı adına ...'e tebliğ edildiğini, üyelikten çıkarma işlemi yapılmadan önce davacının yükümlülükleri gereği ... ve ödenmeyen borçları kooperatif üyeliği nedeni ile hakettiği alacaklarından mahsup edilerek kendisine ödendiğini, ticari bağımsız bölümlerden 13 adet kapıcı dairesinden gelir elde edildiği ve taşınmazın icra kanalı ile satılması nedeniyle kooperatif üyeliğinin devrinin mümkün olmadığı, davacının kooperatif üyeliği nedeniyle kooperatif bünyesinde taşınmazlara malik olduğunun belirtildiğini, kooperatif bünyesindeki taşınmazların malikinin kooperatif olduğunu, üyelik maliklik hakkı ve sıfatı kazandırmadığını, müvekkilin icra satışı sonucu üyeliğin devrolduğu gibi bir iddiasının bulunmadığını, satış nedeni ile üyelik devri yapılamadığı ve davacı üyeliğini devretmediğini, kapıca daireleri kiraya verilmediğini, site görevlilerinin barınması için kullanıldığını, davalının üyelikten çıkarma öncesi uyarılmadığının iddia edildiğini, müvekkili üyelik devri için tarafları davet ettiğini, ancak anlaşamamaları nedeniyle devir işleminin yapılamadığını, sürecin devamında ise üyelikten çıkarma işlemi yapıldığını bildirerek haksız ve hukuki yarardan yoksun davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kooperatif ortağı olan kişilerin tapuda kayıtlı gayrimenkullerini satarak tapu devirlerini yapmış olmaları kooperatif ortaklığını devir ettikleri anlamına gelmediği, konutunu satan bir ortağın, ortaklığını devretmediği veya herhangi bir nedenle ortaklıktan çıkmadığı ya da ortaklıktan çıkarılmadığı sürece ortaklığının devam ettiği, devir işleminin ise devreden ve devralan kişilerin bu yöndeki ifade beyanlarını yazılı olarak kooperatife bildirmeleri ve yönetim kurulunun karar alması ile mümkün olduğu, üyelik ayrıca devredilmedikçe satıcının üyeliği kooperatif nezdinde devam ettiği, davaya konu yönetim kurulunun almış olduğu 24.8.2021 tarih ve 33 sayılı ihraç kararında; davalı kooperatif ortağı, davacı ... adına kayıtlı taşınmazın icra yoluyla satıldığından ve davacı adına kayıtlı herhangi bir gayrimenkulün bulunmaması nedeniyle ortaklıktan ihraç edildiği, davacının ihraç kararının, davacının aidat, ödeme veya benzer bir mali yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanmadığı, kooperatif adına kayıtlı olan dört adet iş yerinin davacının da içinde bulunduğu ortakların kooperatife ödemiş oldukları aidatlar ile alındığı, dolayısı ile kooperatif adına kayıtlı bulunan bu iş yerlerinin mülkiyeti ve elde gelirinde bütün ortaklarla birlikte davacının da ortaklık hakkı bulunduğu anlaşılmakla; davaya konu davalı S.S Başaran İşletme Kooperatifi Yönetim Kurulunun, davacının ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin 24.08.2021 gün ve 2021/33 sayılı çıkarma kararının iptaline ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporun çelişkili ve soyut beyanlar içerdiğini, ana sözleşmede, ortaklıktan çıkma ve çıkarılma ayrıntılı olarak düzenlendiği için davacının ortaklıktan çıkarılma işleminin Anasözleşme uyarınca ve ana sözleşmeye uygun yapılmış olması sebebi ile iptali talep edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını, kooperatif üyeliğinin taşınmaz mülkiyetine bağlı olarak devam ettiğini, kooperatif üyeliği ve hissesinin devamı ve varlığının, bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmaz mülkiyetine bağlı olduğunu, müvekkilinin, üyelikten çıkarma işlemlerini Cimer üzerinden ve Ticaret odasından görüş alarak gerçekleştirdiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinden çıkarılma kararının iptali aksi halde çıkma payı alacağı istemine ilişkindir.
Davacı yapı kooperatifine üye iken kooperatif amacına ulaştığı için daha sonra işletme kooperatifine dönüşmüştür. İşletme kooperatifi Anasözleşmesi 10. maddesi: "Kooperatife ortak olabilmek için aşağıdaki nitelik ve şartların varlığı gereklidir.
1-Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip gerçek kişi ya da kamu veya özel hukuk tüzel kişi olmak,
2- Site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki veya kiracısı olmak, " şeklinde düzenlemek suretiyle üyelik koşulları belirlenirken bağımsız bölüm bulunması öngörülmüştür. Ana sözleşmenin 14. maddesinde ise 10. maddede öngörülen koşulları taşımayanların ihraç edileceği belirlenmiştir. Davacı konutunun 11.02.2020 tarihinde üçüncü kişiye devredildiğinden 10. maddedeki koşulu taşıması sona ermiştir. Bu durumda yönetim kurulunun ihraç kararı Anasözleşmeye uygun ise de yönetim kurulun bu yetkisini kullanabilmesi için üyeye makul süre içerisinde 10. maddedeki koşulları sağlaması için süre vermesi bu süre içerisinde bağımsız bölüm edinmediği takdirde bu kez yapı kooperatifi aşamasında üyelerden toplanan aidatlarla edinilen ve halen işletme kooperatifi mülkiyetinde bulunan bağımsız bölümlerin karar tarihine en yakın tarihteki rayiç değerleri tespit edilerek bu bağımsız bölümlerin yapı kooperatifi üyeleri hisselerine bölünerek davacıya düşecek miktara hükmedilmesi gerekir. Açıklanan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış ve verilen kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava terditli dava olarak açılmış olup terditli birinci talep, kooperatif ortaklığından çıkarma kararının iptali, terditli ikinci talep ise çıkma payı alacağına ilişkindir.
Terditli davada mahkeme, davacının asli talebinin esastan reddine karar vermedikçe, fer’î talebini inceleyemez ve hükme bağlayamaz (HMK 111/2). Bu hükmün sonucu olarak terditli birinci talep olan ihraç kararının iptali talebinin reddine karar verilir ise ancak o takdirde terditli ikinci talep olan çıkma alacağı talebi incelenebilecektir.
Somut olayda davalı Kooperatif Anasözleşmesinin 10. maddesinde site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki veya kiracısı olmak koşulunu gerçekleştirmesi için makul süre ve aksi halde üyelikten ihraç edileceği uyarısını içeren ihtarname gönderilmesi, uyarının gereği yerine getirilmediği takdirde ihracına karar verilmesi gerekir. Davacıya anılan ihtarnamenin gönderilmediği anlaşılmaktadır.
Anasözleşmede ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda anılan ortaklık koşulunu kaybedenler için ihraç öncesinde ihtar gönderilmesi öngörülmemiş ise de 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27. maddesinde parasal yükümlülükleri için ihraç öncesinde aranan uygun süre verilmesi koşulunun da, kıyasen uygulanması gerekir. Bu uygulamanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2010 tarih ve 16-149 E, 212 K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, hayatın olağan akışına, iyiniyet kurallarına ve kooperatifin amacına uygun olduğunun kabulü gerekir.
Davacının kooperatiften elde ettiği bağımsız bölümü satmasının üyeliğini devrettiği anlamına gelmemesi, davacının da ihraç kararının iptalini isteyerek üyeliğini devretmediğini beyan etmiş bulunmasına ve yukarıda belirtilen ihtarların davacıya gönderildiğinin iddia edilmemesine göre davacının üyelikten ihracı usulüne uygun değildir.
28.11.1956 Tarihli, 1956/15 E. 1956/15 K. Sayılı içtihadı birleştirme kararında, her davanın açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanacağı diğer bir ifadeyle açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre davanın sonuçlandırılması gerektiği belirtiltmiştir. Bu içtihadı birleştirme kararına aykırı olacak biçimde davalı kooperatif tarafından yerine getirilmemiş ihraç prosedürünün dava açıldıktan sonra gerçekleştirilebileceği ve bunun tamamlanması için mahkemenin davacıya süre verebileceği düşünülemez.
Dava tarihinden önce davalı Kooperatif; site dahilinde konut maliki, oturma hakkı sahibi, genel hizmet tesislerinden birinin maliki veya kiracısı olmak koşulunu gerçekleştirmesi için makul süre ve aksi halde üyelikten ihraç edileceği uyarısını içeren ihtarname göndermemiş olduğundan dava açıldıktan sonra bunu göndermiş olsa dahi bu dava bakımından sonuç doğurmaz. Bu süreyi dava açıldıktan sonra Kooperatif verse bile bu dava için sonuç doğurmaz iken açılmış olan ihraç kararının iptali davasında mahkemenin bu süreyi verebileceği ve yerine getirilemez ise terditli birinci talep olan ihraç kararının iptali davasının reddine karar verilmesi gerekeceği sonucuna varılabilmesi 28.11.1956 Tarihli, 1956/15 E. 1956/15 K. Sayılı içtihadı birleştirme kararına aykırı bir uygulama ve sonuç olacaktır.
Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da süre verilmeksizin ihraç kararı verilmesi halinde ihraç kararının iptali gerektiği yönünde (Örnekler: Yargıtay 15. HD. 01.04.2021 T. 2021/796 E. 2021/1359 K. - Yargıtay 23. HD. 20.03.2014 T. 2014/1339 E. 2014/2142 K. - Yargıtay 23. HD. 16.12.2013 T. 2013/8891 E. 2013/8071 K. - Yargıtay 23. HD. 08.02.2017 T. 2016/2480 E. 2017/307 K. - Yargıtay 11. HD. 18.03.2009 T. 2007/14014 E. 2019/378 K.) olup, mahkemece süre verilerek bu eksikliğin tamamlanabileceğine dair bir uygulaması bulunmamaktadır .
İlk derece mahkemesince verilen karar yukarıdaki esaslara uygun bir gerekçe ve sonuç içermekte olup terditli birinci talep olan ihraç kararının iptaline karar verilmesi ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddine karar verilmiş olması isabetli ve yerindedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.