Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/523 E. 2026/46 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1326 E., 2024/978 K.

BİRLEŞEN DAVA ANKARA 16. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ 2016/411 ESAS

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/34 E., 2022/324 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

1-Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında davalıya ait çocuk hastanesinin belirlenen bölümlerinde tadilat ve onarım yapılmasına dair sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin ifasında davalıdan kaynaklı nedenlerle ek süreler verilmiş olup iş mahalleri boşaltılarak teslim edilmediğinden verilen ek sürelere rağmen işin süresinde tamamlanamadığını, müvekkili tarafından ilave süre uzatım talep edilmesine rağmen talebi reddedilerek kalan işlerin 20 gün içinde tamamlanmasının istenildiğini, verilen süre makul olmayıp bu süre içinde işin tamamlanamaması nedeniyle davalı tarafından sözleşmenin feshedildiğini, feshin haksız olup müvekkilinin 9 ve 10 no.lu hakedişlerinin ödenmediğini, iş mahallinde kalan malzeme ve ekipmanlarının teslim edilmediğini, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle işin kalan kısmını yapamaması nedeniyle kâr kaybına uğradığını beyan ederek ödenmeyen hakediş alacaklarının, malzeme ve ekipman bedellerinin ve kâr kaybının tahsiline karar karar verilmesini talep etmiştir.

2-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; yüklenici tarafından verilen süre uzatımlarına rağmen işin en son belirlenen 31.12.2012 tarihinde tamamlanamadığını, sözleşmenin 26. maddesi gereği 20 gün süre verilerek işin tamamlanmasının istenildiği ancak verilen ek sürede işin tamamlanmaması nedeniyle sözleşmenin idarece haklı olarak feshedildiğini, teminat mektuplarının süresi dolması nedeniyle gelir kaydedilemediğini, bu nedenle sözleşme gereği verilen teminat mektubu tutarının tahsili için açılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini beyanla, itirazın kaldırılarak icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1-Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya verilen süre uzatımlarına rağmen işin süresinde bitirilemediğini, sözleşmenin 26. maddesi gereği kalan işleri tamamlaması için verilen sürede de işin tamamlanamaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, müvekkilince yapılan işe dair tespit yaptırılmış olup işin süresinde tamamlanmadığının sabit olduğunu, 9 no.lu hakedişe göre yapılan işlerin pursantaj oranının %39,99 olup bu hakediş için davacı tarafından fatura kesilmediğinden ödeme yapılamadığını, davacının ekipman ve malzemelerini istediği zaman alabilecek olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

2-Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından sözleşme konusu iş mahallerinin boşaltılmamasından, ödenek yokluğundan ve hakediş bedelinin ödenmemesinden dolayı işin süresinde tamamlanamadığını, süre uzatımlarının davacıdan kaynaklı nedenlerle verildiğini, işin tamamlanmayan yaklaşık %60'lık kısmı için ise 20 gün süre verildiğini, sözleşmenin davacı tarafından tek taraflı haksız olarak feshedildiğini, teminat mektuplarının tahsilinin istenemeyeceğini, belirtilen nedenlere davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin feshinde davalı kurumun davacı şirkete uygun çalışma ortamını sağlamayarak müterafik kusurunun olduğu, davacı şirketin de işi zamanında tamamlamamak ve süresi geçen teminat mektuplarını güncellemeyerek sözleşmenin feshinde müterafik kusuru olduğu, davacı şirketin 9 no.lu hakedişle birlikte 1.824.148,41 TL alacağı, 9 no.lu hakediş sonrası imalâttan kaynaklanan 765.497,67 TL alacağı ve 382.648,84 TL fiyat farkı alacağı hesaplandığından, davanın 1.824.148, 41... no.lu hakedişten kaynaklanan alacak ve 1.148.596, 51... no.lu hakedişten sonra yapılan imalât ve imalât farkı alacağı bakımından kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine, el konulan malzeme bakımından açılan davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine, mahrum kalınan kâr talebi bakımından açılan davanın ve birleşen davanın sözleşmenin feshinde tarafların müterafik kusurlarının bulunması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacı vekili ve asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1-Asıl davada davacı vekili temyizinde, müvekkilinin sözleşmenin feshinde kusuru bulunmadığını, davalı idarenin fesih gerekçesinde teminat mektubunun süresinin uzatılmadığı iddiasına yer verilmediğini, hakedişleri ödemeyen davalının müvekkilinden işin devamını isteyemeyeceğini, işin tamamlanması için verilen sürenin TBK'nın 123. maddesinde belirtilen uygun süre olmadığını, davalının makul sürede sözleşmeyi fesih hakkını kullanmadığından temerrüt hükümlerinden faydalanamayacağını sadece gecikmiş ifayı ve kusur olması halinde gecikme tazminatını talep edebileceğini, müvekkilinin müterafik kusurundan bahsedilemeyeceğini, bununla birlikte mahkemece kabul edilen müterafik kusurun kâr mahrumiyeti talebini tamamen sonlandırmayıp ancak tenkis nedeni olabileceğini ve indirim yapılabileceğini, hükme esas bilirkişi raporunda 9 no.lu hakedişten sonra yapılan imalâtların ve fiyat farkı hesaplamasının KDV'siz hesaplandığını, inşaat işleri ve elektrik tesisatı işleri kalemlerinin eksik hesaplandığını ve hatalı olduğunu, 10 no.lu hakediş alacaklarının sunulan belgelere rağmen eksik hesaplandığını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, Bölge Adliye mahkemesi tarafından gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğini beyan etmektedir.

2-Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyizinde;

Asıl dava bakımından, sözleşmenin müvekkili tarafından davacının teminatın süresini uzatmaması nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, süre uzatımlarına rağmen işin süresinde bitirilemediğini, davacıya ödenmeyen imalât bedelinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olup itibar edilmemesi gerektiğini,

10 no.lu hakedişteki imalâta dair belgelerin davacının tek yanlı düzenlediği belgeler olduğunu, imalâtın yapıldığına dair somut delil bulunmadığını, tespit dosyasında alınan raporun tüm imalâtları kapsadığını ve tespit edilen gerçekleşme oranının 9 ve 10 no.lu hakedişler ile talep edilen miktarları karşıladığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan ek raporda imalâtların hangi mahallere yapıldığına dair bilgi bulunmadığını, bilirkişi hesap yönteminin hatalı olduğunu beyan etmektedir.

Birleşen dava bakımından, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiğini, teminatların süresi uzatılmadığından gelir kaydedilemediğini ve idarenin zarara uğradığını, ek ve kesin teminat tutarının ödenmemesi nedeniyle açılan icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi ve birleşen davada itirazın iptali istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler asıl ve birleşen dava yönünden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalı ...ye yükletilmesine,

Asıl davada davalı-birleşen davada davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.01.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

§