"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/843 E., 2025/739 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/960 E., 2021/281 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davacılar .... Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile... Sanayi ve Turizm Yatırımları Anonim Şirketi vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı ... San. ve Turz. Yat. A.Ş. vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı ... San. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı yüklenici vekili asıl dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen 16.07.2007 tarihli sözleşme ile davacının gerçekleştirdiği ..., Batı Bölgesi, 1. Kısım 2. Bölge Toplu Konut Projesinde yer alan blok giydirme cephe, alüminyum doğrama ve cam işlerinin davalı şirket tarafından üstlenildiğini, davalının işleri süresinde tamamlamadığını, bu nedenle 20.04.2009 tarih ve 35121 sayılı 1.555.240,00 TL tutarlı gecikme cezası faturası ile işleri yaparken parke ve boyalara zarar vermesi nedeniyle 204.931,90 TL tutarlı 20.04.2009 tarih ve 35120 sayılı faturanın düzenlendiğini, .... Noterliği’nin 27.04.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu faturaların davalıya gönderildiğini, ancak davalının bu faturaları iade ettiğini belirterek gecikme cezası olarak 1.555.240,00 TL ile parke ve boyalara verilen zarardan dolayı 204.931,90 TL’den şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile gecikme cezası alacağını 534.000,00 TL’ye, tahrip olan parke ve boyalara verilen zararın giderim bedelini 35.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davacı yüklenici vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; açılan asıl davadan sonra bahsi geçen işteki eksikliklerin tamamlanması ve ayıpların giderilmesi için müvekkili şirketçe harcama yapılmaya devam edildiğini, yapılan ve yapılacak harcamalardan sonra gerçek alacak ortaya çıkacağından bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılması zarureti olduğunu, eksik ve ayıplı işlerin ve bunlar nedeniyle yapılan ve yapılacak harcamaların tespitini; tespitinden sonra doğmuş alacaklarından şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmının harcama tarihlerinden itibaren, mahkemece saptanacak ayıp ve eksiklikler nedeniyle ileride yapılması zorunlu harcamaların ise dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsili talep etmiş; 30.01.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedeli olarak 1.098.156,31 TL ile asıl işverene yapılan ceza ödemesi 207.566,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taşeron vekili asıl ve birleşen davaya yönelik cevap dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin yer tesliminden sonra yükümlülüklerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğini, ödemelerini zamanında alamadığından zora düştüğünü belirterek, davanın reddini talep etmiş, ıslah dilekçesine karşı da zamanaşımı defini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, aşan istemin zamanaşımı nedeniyle reddine, birleşen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1198 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, aşan istemin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.03.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli kararı ile tarafların asıl davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, birleşen davaya yönelik ise, eser sözleşmelerinde sözleşmenin feshedilip yüklenicinin işten el çektiği ya da işi terk edip gittiği ve işin yarım kaldığı yasal delillerle ispat edilmedikçe, yapılan işin kural olarak yüklenici tarafından gerçekleştirildiği kabul edilmekte olup, bu karinenin aksinin iş sahibi tarafından kanıtlanması gerektiği, yüklenicinin işi teslim ettiği, terk ettiği ya da sözleşmenin feshedildiği tarihten sonra işin eksik ve ayıplı yapıldığının ve eksik ve kusurların iş sahibi tarafından işe devam edilerek tamamlandığı veya üçüncü kişilere tamamlattırıldığının yasal delillerle ispatının zorunlu olduğu, davacılar tarafından sunulan dava dışı şirketlere ait faturaların bu karinenin aksini ispat için yeterli bulunmadığı, bu faturalar haricinde işin eksik ve ayıplı yapıldığına dair, yukarıda belirtilen karinenin aksini ispatlayacak yasal delillerin dosyaya sunulamadığı belirtilerek, davalının birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile birleşen dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından davanın esastan reddine, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 25.05.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, asıl davada davacı yüklenici tarafından boya ve parkelere verilen zararların giderim bedeli talep edildiği, mahkemece de ıslahla artırılan miktar hariç bu talebin kabulüne karar verilmiş ise de; tespit raporu incelendiğinde A blok 113, 122, 132, 141 no.lu bağımsız bölümler ile B Blok 36, 54, 133 no.lu bağımsız bölümlere su sızdığının belirtildiği, ancak bu su sızıntısının boya ve parkelere zarar verip vermediği noktasında bir değerlendirme yapılmadığının anlaşıldığı, dava dosyasında böyle bir zararın meydana geldiğini ispata yönelik delil yer almadığı, bilirkişilerin de düzenledikleri raporlarında kesin delil olmadığını kabul ettikleri, tespit dosyasına dayanılarak farazi bir değerlendirme ile sonuca gidildiği, bu durumda mahkemece ispat edilemeyen bu alacak kalemi bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde, toplam sözleşme bedelinin %25’inin banka avans teminat mektubu karşılığında taşerona ödeneceğinin, bakiye hakedişler imzalanıp, malzeme ve diğer kesintiler yapıldıktan sonra geriye kalan hakediş tutarının %50’sinin hakediş tarihinden itibaren 15 gün sonra, geri kalan %50’sinin de takip eden ayın 15’inde ödeneceğinin düzenlendiği, sözleşme uyarınca iş bedelinin ödenmesinin belirli vadelere bağlandığı, davacı yüklenici tarafından bu vadelerde ödemelerin yerine getirilmediği, geç ödemeler yapıldığı, işin teslim edildiği 09.03.2009 tarihinden sonra dahi 30.04.2009 tarihi itibariyle davalının davacıdan 772.193,58 TL alacaklı göründüğü, bu durumda davacının kusurlu olarak öncelikle kendisinin temerrüde düştüğünün kabulünün gerektiği, bu durumda davalının temürrüdünden bahsedilemeyeceğinden, mahkemece asıl davada ifaya ekli cezai şart talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2025 tarihli kararı ile kararın gerekçe kısmında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/2796 E., 2022/95 K. sayılı kararı kesinleşmiş olduğundan, birleşen davaya ilişkin olarak bu aşamada ayrıca bir değerlendirme yapılmadığı ve yeniden bir hüküm kurulmadığı belirtilmiş, kararın hüküm kısmında davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin kabulüne, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.03.2021 tarih ve 2014/960 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2025 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararı sonrasında yapılan yargılama, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesi mahiyetinde olmadığından uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli hüküm kurulması gerekirken, istinaf incelemesi yapılarak hukuki varlığını kaybetmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar Dairece bozulduğundan önceki kararın tamamen ortadan kalktığı, bu nedenle bozma kararından sonra da Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davaya ilişkin olarak da HMK'nın 359. maddesinde belirtilen unsurları taşıyacak şekilde yeni bir karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında birleşen davanın kesinleştiğinden bahisle yeni hüküm kurulmamasının doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın reddine, birleşen İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/1198 Esas sayılı davanın dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL bakımından esastan, ıslah dilekçesiyle talep edilen fazlaya ilişkin kısım yönünden ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. 1. Davacılardan yüklenici ...A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalının bedel ödemede gecikme yüzünden kendi teslim borcunu da zamanında yerine getiremediğini ispat edemediğini,
b. Boya ve parkelere verilen zararın ispat edildiğini
c. Zamanaşımı süresinin dolmadığını beyan etmektedir.
2. Davacılardan ... A.Ş. vekili vekili temyiz dilekçesinde;
Aynı gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl davada; eserin geç teslim edilmesi nedeniyle cezai şart ve işin yapılması sırasında verilen zararların giderim bedelinin tahsili; birleşen dava da ise eksik ve ayıplı iş giderim bedeli ile cezai şartın tahsili istemlerine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dairemizdeki duruşmada asıl ve birleşen davada davalı vekille temsil olunduğundan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak asıl ve birleşen davada davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.