Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3745 E. 2026/1443 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2025/68 E., 2025/214 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 12.11.2009 tarihli sözleşmeye göre müvekkilinin inşaatı tamamlayarak tüm edimlerini yerine getirdiği halde bakiye imalât bedelinin ödenmediğini, iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının vaki itirazının iptali ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin sözleşme gereğince iş bedelinin tamamını ödediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini ve kötü niyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 17.07.2013 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede iş bedelinin götürü olarak belirlendiği, davacının fazla yaptığını iddia ettiği imalatın 2. bodrum kat inşaasından kaynaklandığı, iskân ruhsatının alınabilmesi için bu imalatın yapılması zorunlu olduğundan sözleşme harici iş olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Mahkemenin 17.07.2013 tarihli kararının süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince; mahkemece, davacı yanca ileri sürülen ilave imalatın sözleşme ve eki avan projede yer alıp almadığı hususunda uzman bilirkişiden görüş alınarak, avan proje ile onaylı proje mukayese de edilerek, bu tür bir imalatın varlığının saptanması halinde davalının payına düşen bedelin (±) 50 m² kapsamında yapılan işler yönünden sözleşmede kabul edilen birim fiyat üzerinden, bu miktarın üzerinde bir iş yapıldığının saptanması halinde ise TBK m. 481 (BK m. 366) uyarınca imalat tarihindeki serbest piyasa rayiçleri üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınması, aksi takdirde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2.Mahkemenin 04.05.2017 tarihli kararı ile inşaat işlerinde bina yapım alanı brüt olarak hesaplandığından +50 opsiyon payı düşüldükten sonra fazla imalatın 187,21 m² olduğu, davalının hissesine düşen inşaat bedelinin de 34.374,64 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, takibe vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 34.374,64 TL üzerinden devamına karar verilmiştir.

Mahkemenin 04.05.2017 tarihli kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince; mahkemece yeniden seçilecek konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan avan proje ile onaylı projeler karşılaştırılarak ileri sürülen fazla imalâtın varlığının saptanması halinde davalının payına düşen bedelin (±)50 m² kapsamı dşında kalan işler yönünden ve bu miktarın üzerinde bir iş yapıldığının saptanması halinde TBK 481. maddesi hükmünce bu fazla imalâtın yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleriyle bedeli ve bulunacak bu bedele göre davalıdan istenebilecek alacak miktarı konusunda gerekçeli ve denetime elverişli ve önceki raporlar arasındaki çelişikliği ve farklılığı ortadan kaldıracak rapor alınıp değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

3.Mahkemenin 17.05.2022 tarihli kararı ile bozma ilâmı kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulüne, takibe vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 39.733,61 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin 17.05.2022 tarihli kararının davacı ve davalılar ..., ..., ... ve ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş, avan proje ile onaylı projeler karşılaştırılarak ileri sürülen fazla imalâtın varlığının saptanması amacıyla düzenlenen 01.11.20 19... .02.2022 tarihli bilirkişi raporlarına göre, avan projede yer almayan, ancak yapının ruhsat ve iskan alması için zorunlu olan 2. bodrum katın inşaa edilmesi işinin davacının üstlendiği işin gereği olduğu, davacının bu nedenle bir talepte bulunamayacağı tespit edilmiş olup, davacının sözleşme dışı fazla iş yapmadığı anlaşıldığından davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

4.Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşmenin 4.1. maddesinde 1050 m²’nin altına inen veya üstüne çıkan imalatın ±50 m²’ye kadar taraflar arasında tolore edildiğini, ancak eksi veya artı yönde bunu aşan miktarların taraflarca karşılıklı olarak talep edilebileceğinin sözleşmede açıkça belirtildiğini, eldeki davada sözleşmeye dayalı olarak fazla imalat farkından kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiğini, müvekkilinin hak ettiği fazla iş bedelinin ödenmediğini, kararın hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosyanın içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalılar Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden lehine duruşma vekâlet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,14.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

- MUHALEFET ŞERHİ -

Değerli çoğunlukla aramızdaki uyuşmazlık konusu; inşaat sözleşmesinden kaynaklı fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla açılan iş bedelinin tahsiline yönelik davada, bedeli istenen işin fazladan yapılan iş olup olmadığına ilişkindir.

Öncelikle çözümlenmesi gereken usulü husus, bozmaya uyulmakla usulü kazanılmış hak oluşup oluşmayacağı konusudur.

Bilindiği üzere usulü kazanılmış hak müessesesi, yasayla düzenlenmemiş, yargı uygulamalarıyla yerleşmiştir. Bu yerleşik uygulamadan sonra 6100 sayılı HMKnın 373/6.maddesi ile “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.” Şeklinde düzenleme getirilmiştir. Yasa Koyucunun abesle iştigal etmeyeceği malumdur. Eğer bozmaya uyulmakla verilen karar bakımından usulü kazanılmış hak olsaydı, Yasa Koyucunun “bozmaya uyulmakla artık başka bir karar verilemez” şeklinde düzenleme yapması gerekirdi.

Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir çok kararında ön sorun olarak bu hususu değerlendirmiş, 2021/843E, 2022/80K sayılı kararında “21. Öte yandan 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanun ile HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm ile Yargıtay Dairesinin iki bozma kararı arasındaki çelişkinin giderilmesi için temyiz inceleme yetkisi Hukuk Genel Kuruluna verilmiştir. Böylelikle Yargıtay Dairesinin birbiriyle çelişen kararlarının Hukuk Genel Kurulunda incelenerek giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme birinci veya ikinci bozma kararı lehine bir doğruluk veya kesinlik karinesi ihdas etmemekte olup, düzenleme ile somut olay ekseninde iki zıt bozma kararından hangisinin uygun olduğuna yahut bunların dışında başka bir çözüm seçeneğinin bulunup bulunmadığına üçüncü defa Özel Daire değil de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar verebilecektir. Bu düzenleme, üçüncü kararların türlerine bakılmaksızın temyizen incelenmesi yönünden direnme kararlarındaki rejimi bu kararlara da bir tür teşmil etmektedir. Bu itibarla HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm de esasında usulî müktesep hakkın istisnalarından birini oluşturmaktadır.

22. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/1-2620 E., 2021/445 K.; Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-704 E., 2021/303 K.; Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarihli ve 2017/11-2474 E., 2020/944 K.; Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/15-430 E., 2020/744 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.” Diyerek bozmaya uymakla usulü kazanılmış hak oluşmayacağı sonucuna varmıştır.

Bozma ilamına uymanın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını belirledikten sonra işin esasına gelince;

Yargılama sürecinde Yerel Mahkemece verilen kararlar daha önceden üç kez bozulmuş, ilk iki bozmada fazla iş yapılıp yapılamadığının araştırılması istenirken üçüncü bozmada davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, yüklenici tarafından sözleşme kapsamı dışında iş yapılıp yapılmadığı noktasında düğümlenmektedir.

Taraflar arasında yapılan sözleşme ile yüklenicinin yapacağı iş m2 itibariyle belirlenmiş, 50... eksik veya fazla opsiyon kararlaştırılmış, bundan fazla yapılan işin ise ayrı ücrete tabi olacağı kararlaştırılmıştır. Fazla yapılan işin ruhsat alınabilmesi için zorunlu olup olmadığı bedel açısından önemli değildir. Önemli olan sözleşmede belirtilen işten daha fazla iş yapılıp yapılmadığı ve yapılan işin miktarıdır. Alınan bilirkişi raporları ile fazladan iş yapıldığı tartışmasızdır.

Hal böyle olunca fazla yapılan iş miktarının bedeline ilişkin talebin kabulü gerekirken farklı düşünce ile davanın reddine ilişkin kararın onanması yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

§