Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3301 E. 2026/268 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2015/1550 E., 2025/462 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ŞİKAYET

Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde; müvekkilinin alacaklısı bulunduğu İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2007/7578 Esas (Eski: 2005/12534 Esas) sayılı dosyasında borçlular aleyhine 2005 yılında temlik eden TMSF tarafından genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, TMSF alacağının kamu alacağı olduğunu, kendilerinin alacağı temlik almakla TMSF’nin hak ve imtiyazlarını da temlik aldığını, borçlu ... adına kayıtlı ve dosyada hacizli olan taşınmazın satışı için İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2009/18104 sayılı dosyasından verilen talimatla Adalar İcra Dairesinin 2006/5 T sayılı dosya üzerinden gerçekleştirilen satışa ve sonrasında payların dağıtımına dair kendilerine herhangi bir tebligat yapılmadığını, söz konusu taşınmazın şikayete konu dosyada temlik alacaklısının yabancı şahıs İngiliz vatandaşı ... tarafından 120.000,00 TL bedelle alacağa mahsuben alındığını ve henüz tescil edilmediğini, bu satışa ilişkin olarak dosyadan 04.11.2009 tarihinde sıra cetveli tanzim edildiğini, cetvelde ilgili görünen haciz alacaklısı ve ... A.Ş.'ye tebliğ edildiğini, kendilerine sıra cetvelinin tebliğ edilmediğini, halen devam etmekte olan hacze ilişkin olarak düşme kararının hatalı olarak verildiğini ve sıra cetvelinde taraflarına pay ayrılmadığını belirterek taraflarına tebliğ edilmemiş olan sıra cetveli uyarınca ilk sıra haciz alacaklısı görünen temlik alan yabancı şahsa ayrılan bedelin dosyaya ödenmesi ve söz konusu bedelin de müvekkiline ayrılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Şikayet olunan ... vekili cevap dilekçesinde; İİK'nın 140. maddesinde fon alacağı kavramının değil fon kavramının vurgulandığını, TMSF'nin alacaklarının bazı şartları taşımak koşulu ile kamu alacağı olduğunu, TMSF'nin her alacağının kamu alacağı niteliğinde olmadığını, kaldı ki kamu alacağı niteliğinde olan alacaklara bu niteliğin TMSF tarafından takip edildiği için verildiğini, özel ve kar amacı güden bir kuruluş olan ... Varlık Yönetim A.Ş.'nin bu alacakları devralması ile TMSF'ye tanınan bu özel yetkileri devraldığının kabulünün bankacılık, İİK, Borçlar Kanunu ve Anayasa'nın oluşturduğu normlara aykırı olacağını belirterek şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Şikayet olunan ... vekili cevap dilekçesinde; şikayetin süresinde açılmadığını, hem şikayetçinin haczinin düştüğüne dair verilen 100. madde cevabının üzerinden hem de satışın üzerinden 3 seneden fazla bir süre geçtiğini, şikayetçinin iddialarının aksine müvekkili tarafından konulan haczin düşmediğini, bu konuda müvekkili lehine verilmiş kesinleşmiş bir hüküm bulunduğunu, satış avansının yatırılması ile de hacizli gayrimenkulün satılması için kanunen ön görülen 2 yıllık sürenin durduğunu, (son değişiklikler dahilinde 1 yıl) haczin düşmesinin söz konusu olmadığını, ... .. Yönetim A.Ş.'nin alacağının kesin ve net bir şekilde amme alacağı/kamu alacağı olmadığını, zira hiçbir Bankacılık Kanunu'nun TMSF'ye dahi (istisna durumlar hariç) bu yetkiyi vermediğini, ihale ve sıra cetvelinin kesinleşmiş olduğunu, bu kesinleşme üzerinden çok uzun süre geçtiğini, şikayetin açılmasında kamu yararı bulunmadığı gibi, ihalesi yapılan gayrimenkulün tescil aşamasında olduğundan davacı lehine verilecek hükmün infazının bile başkaca hukuk sorunlarına yol açacağını, müvekkilinin ihaleye sebep haczinin düşmediğini belirterek şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Şikayet olunan ... vekili cevap dilekçesinde; şikayetin reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemenin 2012/1374 Esas, 2014/165 Karar, 04.03.2014 tarihli kararı ile davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Mahkemenin 2012/1374 Esas, 2014/165 Karar, 04.03.2014 tarihli kararının süresi içinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 2014/10280 Esas, 2015/4872 Karar, 24.06.2015 tarihli kararı ile İİK'nın 140. maddesi satış tutarının alacaklıların alacağının tamamını ödemeye yetmemesi halinde sıra cetveli yapılacağı, İİK'nın 141. maddesi ise bu sıra cetvelinin alakadarlara tebliğ yapılacağı hükmünü içerdiğini, şikayetçinin haczinin alakadar olması sebebiyle sıra cetvelinde yer alması ve sıra cetvelinin de kendisine tebliği gerektiğini, öte yandan, İİK'nın 142/1. maddesinde itiraz süresinin tebliğden itibaren başlayacağının düzenlendiğini, icra memurunun sıra cetveline şikayetçiyi almaması ve kendisine sıra cetvelinin tebliğ edilmemesinin şikayetçi aleyhine sonuç doğurmayacağını, kanunun tebliği zorunlu kıldığı hallerde öğrenme tarihi itibariyle sürenin başlatılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle şikayetin süresinde olduğunun kabulü ile taraf delilleri toplanıp, özellikle şikayetçinin alacaklı olduğu icra dosyası da celb edilerek oluşacak sonuç dairesinde esas hakkında karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayete konu 2 no.lu bağımsız bölümün 08.10.2009 tarihinde Adalar İcra Dairesi'nin 2006/5 talimat sayılı dosyasında yapılan ihale ile 120.000,00 TL bedelle satıldığı, 04.11.2009 tarihli sıra cetvelinde 1. sırada İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2009/18104 Esas (Eski Esas 2002/10761 Esas) alacaklı ...'a 1. sırada yer verildiği, işbu dosyadaki haciz tarihinin 04.11.2002 olduğu, İstanbul 5. İcra Dairesi'nin 2007/7578 Esas (Eski Esas 2005/12534 Esas) sayılı icra dosyasında taşınmaza konulan haciz tarihinin 03.08.2005 olduğu, davacının icra dosyasında 03.07.2007 tarihinde satış talebinde bulunduğu, 04.07.2007 tarihinde satış avansı yatırıldığı, İcra Dairesi'nin 10.07.2009 tarihli yazısında haczin düştüğünün bildirildiği, davacının 11.12.2012 tarihinde mahkemeye başvurarak ilk sıradaki haciz alacaklısına ayrılan bedelin müvekkiline ödenmesi talepli sıra cetveline itiraz davası açtığı, ancak şikayete konu sıra cetvelinde 1. sırada yer verilen icra dosyası alacaklısının takip tarihinin 25.09.2002 tarihi, haciz tarihinin ise 04.11.2002 tarihi olduğu, bu durumda şikayetçi tarafın ilk hacze iştirak etmek için haczinin İİK'nın 100. ve 101. maddelerine göre ilk haciz sahibinin takibinden önce olduğunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı, dolayısıyla satış ile elde edilen paranın 1. sıra alacaklısına verilmesine dair sıra cetveli kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek şikayet olunanlar ... ve ... yönünden açılan sıra cetveline şikayetin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, şikayet olunan ... yönünden açılan sıra cetveline şikayetin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde;

a. 1. sıradaki alacaklının alacağının muvazaalı olduğunu,

b. Haczin düştüğüne dair 100’e yarar bilgi cevabının ilgili icra dosyalarının eski esasına yazıldığını, cevabın verildiği tarih itibariyle dosyanın fiziki olarak itirazın iptali dava dosyası içinde bilirkişi incelemesinde bulunduğunu,

c. Şikayetçi alacağının fon alacağı hükmünde olduğunu, dolayısıyla amme alacağı olup, sıra cetvelinde yer verilmesi gerektiğini, satış halinde kısmen de olsa tatmin edilmesi zarureti olduğunu,

d. Cetvelin hala daha kendilerine tebliğ edilmediğini, bu hali ile mevcut cetvelin müvekkili açısından hüküm teşkil etmesinin kanundaki açık hüküm karşısında mümkün olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Şikayet, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.

Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; şikayetçi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı harcın temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§