Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2611 E. 2026/55 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/488 E., 2022/318 K.

Mahkemesince tavzih talebi üzerine verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin işçisinin işçilik haklarına ilişkin olarak iş mahkemesinde açtığı davada verilen karar gereğince 19.875,43 TL ödediğini ileri sürerek 19.875,43 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı .... Temizlik San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; alt işverenin sadece hizmet verdiği dönem için asıl işverenle birlikte sorumlu olduğunu savunmuştur.

2.Davalı ... Temizlik San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 06.10.2015 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Mahkemenin 06.10.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı ... Temizlik San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nce, hesaplamanın yanlış yapıldığı gerekçesiyle ancak yalnızca temyiz edenin sıfatı ve usuli kazanılmaş hak ilkesi de gözetilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 25.05.2022 tarih, 2020/488 Esas ve 2022/318 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir

Karar Dairemizce 03.07.2024 tarihli, 2023/2684 Esas ve 2024/2463 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır.

Onama ilamı sonrası davacı vekilince Mahkemeden hükme yönelik tavzih talepli dilekçe ile talepte bulunulmuştur.

Mahkemece 24.04.2025 tarihli ek karar ile davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde:

Hükümde davanın kabulüne denilmesine rağmen davalılar hakkında hükmedilen tutar toplandığında kabul edilen 19.875,23 TL olmadığını daha az bir tutar olduğunu, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ticari nitelikteki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Bilindiği üzere, hükmün kapsamı HMK'nın 297. maddesinde düzenlenmiş, 2. fıkra ile “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” diyerek hüküm fıkrasının nasıl oluşturulacağı açıkça belirtilmiştir.

Buna rağmen hükmün infazında veya anlaşılmasında güçlük bulunması, karışıklık (müşevveşlik) olması halinde de nelerin yapılması gerektiği yine HMKnın 304 v.d. maddelerinde düzenlenmiştir.

305/2. maddede ise; “Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” denmek suretiyle “tavzih”in sınırları belirtilmiştir.

Somut olaya geldiğimizde hükmün HMK'nın 297/2. madde kapsamına uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira hangi davalının ne miktarda sorumlu olduğu net olarak anlaşılamadığı gibi, hem müşterek, hem de müteselsil sorumluluktan bahsedilerek davalıların her birinin ayrı ayrı mı, müşterek mi sorumlu oldukları hususunda da tereddüt oluşmaktadır.

Hal böyle olunca; Mahkemece yapılacak iş, HMK'nın 305/2. maddesini de göz önünde bulundurarak hükmün HMK'nın 297/2. maddesine uygun biçimde açık, şüphe ve tereddütten uzak olarak yeniden düzenlemek suretiyle tavzih talebinin kabulünden ibaret olmalıdır.

Açıklanan nedenlerle tavzih talebinin reddine ilişkin ek kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan tavzih talebinin değerlendirilmesine ilişkin mahkemenin 24/04/2025 tarihli ek kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,

Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere

07.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılı-ğın giderilmesini isteyebilir (HMK 305/1).

Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez (HMK 305/2).

Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir (HMK 304/1).

Tashih talebine konu hatalar, olayın gelişinden ve dosyanın incelenmesinden bir maddî hata olduğu kolayca anlaşılabilen kimlik bilgilerindeki harf hataları, rakamlardaki eksik yazımlar vs. hatalardır.

Tashih yoluyla yazım yanlışlıkları düzeltilebilir ise de hükmün değiştirilmesi anlamına gelebilecek düzeltme kararı verilemez. Tashih yoluyla hükme ekleme yapılması da mümkün değildir. Hükümde uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmiş ancak gerek maddi hukuk gerekse usul hukuku anlamında ferileri konusunda hüküm verilmesi unutulmuş ise tashih yoluyla bunların ilave edilmesi de mümükün olmayacaktır.

Mahkemece verilen hükmün 1, bendinde "19875,43 TL rücuen tazminatın alacağının (1299,45 TL sinden davalı .... Şirketi;3847,93 TLsinden davalı ... Tem şirketi; sorumlu olmak üzere ) davalılar ... şirketi ve ... tem şirketi açısından 15067,27 TL si bakımından 28.11.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 4808,16 TL si bakımından 18.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar davalılar ... şirketi ve ... tem şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu bentte iki davalı yönünden sorumlu olacakları miktar açıkça bellidir. Hüküm 19.875 TL rücuan tazminat alacağının diye başlamakta ise de bu miktar davacının dava ettiği ve varlığını iddia ettiği alacak miktarı olup sonrasında yazılanlar ile bu miktar alacaktan davalıların ne kadar miktarından sorumlu olduğu belirtileerk karar verilmiş olduğunun kabulü gerekir. Faiz başlangıcına ilişkin olarak davacının ödeme yaptığı tarihler yazılarak faiz başlangıcı belirtilmiş ise de ilk miktar hükmedilen miktarların üstünde olduğundan faiz başlangıcı yönünden de infaza elverişsizlikten söz edilemez.

Hükmün ikinci bendinde, "Dava konusu talep edilen alacaktan davalı ... ............y. Hizm.Ltd.Şti nin sorumlu olduğu 1.443,19 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... .... Telekom. Rek.Paz. Sosy. Hizm.Ltd.Şti den alınarak davacıya verilmesine" hükmün 3. bendinde ise "Dava konusu talep edilen alacaktan davalı PAR-........İNŞAAT MEDİKAL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ nin sorumlu olduğu 4.551,33 TLnin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı........... İNŞAAT MEDİKAL SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ den alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu bentlerde gerek miktar olarak gerek faiz başlangıcı olarak hüküm açık olup infaza da elverişlidir.

Hükmün 4. Bendinde ise "Davacı kendisini vekille temsil ettiğinden AAÜT gereğince 5.100,00TL vekalet ücretinin davalı ... 333,43TL den,davalı A-tem370,31 TL den, davalı ... TEM 987,37 TL den sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir." Burada 5100 TL vekalet ücretine hükmedilmiş üç dvalı yönünden sorumlu oldukları miktarlar gössterilmiş ve sorumlu olduğu gösterilmeyen davalıyı da kapsar şekilde davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Burada da hüküm açık olup infaza elverişsizlik yoktur.

Somut olayda tavzih yoluyla düzeltim talebi mahkemece hükmedilen miktarlara ilişkindir. Tarafların sorumlu oldukları miktarlar gösterilerek verilen ve infazı mümkün olan bu kararın hükmün değiştirilmesi anlamına gelecek biçimde gerek tavzih yoluyla gerekse maddi hata düzeltimi yoluyla değiştirilerek sorumluluk miktarlarını gösteren rakamların değiştirilip düzeltilmesi mümkün değildir.

Mahkemece tavzih talebinin reddine karar verilmesi isabetli ve yerinde olup kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan kararın bozulması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.

§