Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2134 E. 2026/1420 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/794 E., 2025/447 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/395 E., 2023/271 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

1-Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2014/41550 E, sayılı dosya ile müvekkili aleyhine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.05.2017 tarih ve 2016/387 E, 2017/462 K, sayılı ilamına dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile davalı arasında inşaat sözleşmesinden kaynaklı olarak 2003 yılından bu yana ödenmeyen hakedişler ile eksik işler nedeniyle karşılıklı davalar açıldığını, davalı şirket tarafından ödenmeyen hakedişlerin tahsili için müvekkili aleyhine ikame edilen Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.05.2017 tarih ve 2016/387 E, 2017/462 K, sayılı kararın müvekkili aleyhine verildiğini ve kararın kesinleştiğini belirterek, Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2014/415 50... /37573 sayılı dosyalarındaki takiplerde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, davalı şirketin %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2-Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı kooperatif arasında .... Noterliği' nin 13.07.1995/ ... yevmiye numaralı inşaat sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşmeye göre müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, hak ediş alacaklarının ödenmediğini, taahhüdün yerine getirildiğinin Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/213 D.İş sayılı dosyası ile tespiti üzerine Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi' nde açılan davanın kısmen kabulü ile 485.492,16 TL'nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 13.02.2020 tarihinde düzeltilerek onandığını, alacağın yaklaşık 12.000.000,00 TL olduğunu, taraflar arasında 15.05.2020 tarihinde müvekkili suistimal edilerek, aldatma ile protokol imzalandığını, Yargıtay'ın kararını protokol tarihinden önce verdiğini, müvekkilinin ilam gereği 10.000.000,00 TL kazanç kaybı yaşadığını öne sürerek protokolün geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili asıl davada cevap dilekçesinde; davacı vekilinin vekaletnamesinde ibra, sulh, protokol yetkisi bulunmadığını, bu nedenle davacı tarafından davaya konu edilen protokolün hukuken ve kanunen geçersiz olduğunu, davaya konu taraflar arasında imzalanan sulh ve feragat protokolünün kesin hükümsüzlükle geçersiz olduğunu, taraflar arasındaki protokolün 15.05.2020 tarihinde imzalandığını, müvekkili şirketçe iş bu Yargıtay kararının öğrenilmesinden 7 gün önce protokolün imzalandığını, davacının 6098 sayılı TBK'da yer alan dürüstlük kuralına açıkça aykırı davrandığını beyanla davanın reddini, davacının borçlu olduğunun tespitine, taraflar arasında imzalanan protokolün geçersiz olduğunun tespitine, %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının müvekkili lehine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda taraflar arasında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/387 Esas sayılı dosyası ile alacak davası görüldüğü ve yapılan yargılama sonucunda Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.05.2017 tarih ve 2016/3 87... /462 Karar sayılı ilamıyla davanın kısmen kabulüne 485.492,16 TL'nin 50.000,00 TL'lik bölümüne dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verildiği, ıslahla talep edilen kısım yönünden ise faize hükmedilmediği, kararın dosya davacısı şirket tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3993 Esas-2020/449 Karar sayılı 13.02.2020 tarihli kararı ile kararın ıslahla talep edilen kısmı yönünden faize hükmedilerek düzelterek onanmasına karar verildiği, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.05.2017 tarih ve 2016/387 Esas, 2017/462 Karar sayılı ilamına istinaden taraflar arasında 15.05.2020 tarihli nihai protokolün imzalandığı, iş bu protokole göre ... Yapı Kooperatifi tarafından davalı şirkete yapılacak olan 1.900.000,00 TL ödeme karşılığında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/387 Esas sayılı, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2014/41550 Esas sayılı ve Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2018/37573 Esas sayılı dosyalarından feragat edileceğinin kararlaştırıldığı, protokol altında kooperatif yetkilileri ve vekilinin, şirket temsilcisi ve vekilinin imzalarının bulunduğu, davacı tarafça 15.05.2020 tarihli protokol gereğince edimler yerine getirildiğinden Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2014/41550 Esas ve Ankara Batı İcra Müdürlüğü' nün 2018/37573 Esas sayılı dosyalarından dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep edildiği, davalı tarafça ise davacı tarafın hileli davranışlar ile protokolü imzalattığını, dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, şirketin deneyimsizliği ve tecrübesizliğinden yararlanıldığını, edimler arasında açık orantısızlık bulunduğunu, davacı vekilinin protokolün imzalandığı tarihte geçerli bulunan vekaletnamesinde sulh, ibra ve feragat yetkisinin bulunmadığını beyan ettiği, taraflar arasında 15.05.2020 tarihli protokolün imzalandığı ve protokole konu ödemelerin davacı kooperatif tarafından yerine getirildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın protokolün hile ve gabin yoluyla imzalanıp imzalanmadığı, protokolün hükümsüz olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı, davalı-birleşen davada davacı tarafın, davacı kooperatif vekilinin protokolün imzalandığı tarihte geçerli bulunan vekaletnamesinde sulh, ibra ve feragat yetkisinin bulunmadığı ve bu nedenle protokolün geçersiz olduğu iddiası yönünden yapılan değerlendirmede,15.05.2020 tarihli protokol altında kooperatif yetkilileri ve vekilinin, şirket temsilcisi ve vekilinin imzalarının bulunduğu, her ne kadar protokolde imzası bulunan Avukat ...'ın vekaletnamesinde sulh, ibra ve feragat yetkisi bulunmuyor ise de vekil edenlerin de protokol sırasında hazır bulunduğu ve protokol altında imzalarının bulunduğu, vekil edenler tarafından vekilin yaptığı işlere açıkça karşı çıkılmadığından vekilin yaptığı işlere muvafakat edildiği kanaatine varıldığından davalı-birleşen davada davacı tarafın iş bu itirazının yerinde görülmediği, davalı-birleşen davada davacı tarafın,Yargıtay ilamı sonrasında müvekkili şirket alacağının faizle birlikte 10.000.000,00 TL civarında arttığını, davacı kooperatif yetkilileri ve vekilinin Yargıtay kararını öğrenme tarihinden 2 gün sonra dava konusu protokolün imzalandığını, davacı tarafın hileli hareketlerle ve dürüstlük kurallarına aykırı davranarak protokolü imzalattığı iddiası yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu mahkeme ilamının Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi' nin 2019/3993 Esas-2020/449 Karar sayılı kararı ile kararın ıslahla talep edilen kısmı yönünden faize hükmedilerek düzelterek onanmasına karar verildiği ve ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi sonucunda davalı şirket alacağının miktarında yaklaşık 10.000.000,00 TL artış olduğu, Yargıtay karar tarihinin 13.02.2020 tarihi olduğu, UYAP log kayıtlarının incelenmesinde Yargıtay kararının tebliğe çıkarılmasından önce davacı kooperatif vekili tarafından UYAP üzerinden 13.05.2020 tarihinde öğrenildiği, davalı şirket vekili tarafından ise 22.05.2020 tarihinde öğrenildiği, davalı-birleşen davada davacı tarafça davacı kooperatif vekilinin Yargıtay kararını öğrendikten sonra protokolün imzalatıldığını ve hile nedeniyle protokolün geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.05.2017 tarih ve 2016/387 Esas, 2017/462 Karar sayılı dosyasının ve alacaklı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin incelenmesinde şirket vekili tarafından ıslahla talep edilen kısım yönünden faize hükmedilmemesinin hatalı olduğundan bahisle temyiz başvurusunda bulunulduğu, davalı-birleşen davada davacı tarafın tacir olduğu ve ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli hareket etmesi gerektiği, ancak faiz istemi yönünden temyiz yoluna başvurulmasına rağmen sonucu beklenilmeden ve dosya Yargıtaydan dönmeden önce anlaşma yoluna gidildiği, davacı tarafın Yargıtay kararını daha önce öğrenmesinin ve öğrenmeden 2 gün sonra protokolün imzalanmasının davacı tarafın hileli davranışta bulunduğunu göstermeyeceği, protokolün taraf yetkilileri ve vekilleri huzurunda imzalandığı ve tarafların da tacir olduğu gözetildiğinde davalı-birleşen davadadavacı tarafın imzalanan protokolün hüküm ve sonuçlarını bir tacir olarak öngörmesi gerektiği, kaldı ki davalı şirket vekili tarafından Yargıtay kararının 22.05.2020 tarihinde öğrenilmesinden sonraki bir tarihte davalı-birleşen davacı şirket yetkilisi tarafından 15.06.2020 tarihli ihbarname ile davacı kooperatife banka hesabının değiştiğinden bahisle ödemenin yeni hesabına yapılması talebinin iletildiği, bu durumun davalı-birleşen davada davacı şirketin protokolün devamı iradesini gösterdiği, tüm bu açıklanan sebeplerle davalı-birleşen davada davacı tarafın hile iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varıldığı, davalı-birleşen davada davacı taraf, kooperatifin davalı şirketin deneyimsizliği ve tecrübesizliğinden yararlandığını ve edimler arasında açık orantısızlık bulunduğunu iddia ederek gabin hukuki sebebine dayanmış ise de yine basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalının düşüncesizlik ve tecrübesizlik hallerine dayanamayacağı, gabinin oluşabilmesi için zarar görenin sözleşmenin imzalandığı dönemde zor durumda olması gerektiği, ancak dosya kapsamındaki mevcut delil ve belgelere göre müzayaka halinin ispatlanamadığı, edimler arası aşırı oransızlık bulunduğu, ancak bunun tek başına gabinin gerçekleşmesi için yeterli olmadığı, tarafların tacir olduğu da gözetildiğinde protokolün tarafların serbest iradeleriyle imzalandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle tüm dosya kapsamına göre 15.05.2020 tarihli protokolün geçerli olduğu, protokole konu edimlerin davacı tarafça yerine getirildiği anlaşıldığından asıl dava yönünden davanın kabulü ile davacının Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2014/41550 Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya 20.640,00 TL, Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2018/37573 Esas sayılı dosyasından dolayı davalıya 4.360,00 TL borçlu olmadığının tespitine, davacının şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine, birleşen dava yönünden protokol geçerli olduğundan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı - birleşen davada davalının 09.09.2020 tarihli dava dilekçesinde dava değerini 25.000,00 TL olarak belirlediğini ve bu değer üzerinden dava harcı yatırdığını, mahkemece 12.000.000,00 TL üzerinden harç tamamlattırılmadığını, menfi tespit davasının kısmi dava olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerekirken, davacının davasının kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte 12.000.000,00 TL değerindeki borcun 25.000,00 TL'si kabul edilse dahi, kalan 11.975.000,00 TL'lik takibin akıbetinin ne olacağının belirsiz bırakıldığını, cevap/karşı dava dilekçelerinde imza incelemesi talebinde bulunulmuşsa da İlk Derece Mahkemesince imza incelemesi yapılmadığını, her ne kadar protokolün davacı/karşı davalıda bulunan suretinde kooperatif yetkililerinin imzaları bulunsa da, müvekkillerinde bulunan protokol suretinde yalnızca adı geçen kişilerin vekili sıfatı ile Avukat ...'ın imzasının yer aldığını, davacı tarafta bulunan protokol üzerinde imza incelemesi yapılarak Kooperatif yetkililerinin imzalarının Avukat ...'ın imzasının atıldığı tarihten daha sonraki bir tarihte atıldığının ortaya çıkabileceğini, davacı - birleşen davada davalının avukatlarının vekaletnamesinde özel yetki bulunmadığını, vekaletnamede sulh, feragat ve ibra işlemlerinin yapılabilmesi için özel yetki verilmediğini, buna rağmen vekil tarafından protokol imzalandığını, İlk Derece Mahkemesince bu hususun dikkate alınmadığını, somut olayda hem bilirkişi raporlarının hem de uzman görüşünün müvekkili lehine görüş bildirmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmadığını ve gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, somut olayda karşılıklı edimler arasında açık bir orantısızlık bulunduğunu, somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması ve müvekkili şirketin zor durumda kalma halinin değerlendirilmesi için protokolün imzalandığı döneme ait borçların tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin protokolü imzaladığında yüklü miktarda borç içinde olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin diğer unvanlardaki şirketlerine ve şirket yetkililerine ait başkaca borçlar olduğunun rapora geçirildiğini ancak bu borçların hesaplamasının yapılmadığını, müvekkili şirketin borçlarını ödeyebilmek için Yargıtay kararından habersiz olduğu dönemde cebri icra ile karşı karşıya kalma endişesi duyarak işbu protokolü imzaladığını, log kayıtlarına göre davacı - birleşen davada davalı vekilinin Yargıtay kararından 13.05.2020 tarihinde 11.51'de haberdar olduğunun tespit edildiğini, buna ek olarak Kooperatif yöneticisi ...' in 13.05.2020 tarihinde CİMER'e yaptığı şikayet başvurusunda ilgili Yargıtay kararının kendilerinde mağduriyet yarattığını belirttiğini, ancak bu aşamada ne müvekkili BMP 'nin ne de o dönem ki vekilinin lehe olan Yargıtay Kararından haberleri olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin iddia ettiği gibi müvekkilinin protokolün devam ettiğine dair karine oluşturabilecek bir davranışı olmadığını, müvekkilinin protokolün geçersiz kılındığına dair yapmış olduğu ihtarından sonra buna aksi kanaat oluşturabilecek bir davranışta bulunmadığını, davacı - birleşen davada davalı tarafın hiçbir şekilde bu Yargıtay kararını gündeme getirmemesinin, aldatma kastı olduğunun ve bu maksatla hareket ettiğinin en açık kanıtı olduğunu, feragat ve sulh işlemini içinde barındıran işbu protokolün imzalandığı tarih bakımından da kanunun hükümlerine aykırı olduğunu, davacı ... Konut Yapı Kooperatif 18.03.2022 tarihinde mahkemeye sunmuş olduğu dilekçesinde müvekkilinin yargılama ve ilerde katlanmak zorunda kalacağı harç giderlerini üstlenmemek için işbu davayı takipsiz bıraktıklarını belirtmiş ve sayın mahkemenin 17.03.2022 tarihli duruşma tutanağının 3 no'lu ara kararında belirtilen 1.500,00 TL tutarındaki bilirkişi ücretinin de taraflarınca karşılanması için muhtıra çıkartılmasını talep ettiklerini, söz konusu bilirkişi ücretinin taraflarınca yatırıldığını, buna göre yargılamaya davasını takipsiz bırakacağını söylemiş olan davacı - birleşen davada davalı tarafın yokluğunda devam edilmesi gerekirken, davacı - birleşen davada davalı taraf ücretinin taraflarınca ödenmiş olan bilirkişi raporuna itiraz etmiş ve yargılama sürecinde çelişkili tutum sergilediklerini, davacı - birleşen davada davalının davasını takipsiz bırakmasının sebebinin işbu davada haksız olduğunu bilmesi olduğunu, davacı tarafın basiretli bir tacire yakışmayacak hareketlerde bulunarak davalı şirketin iradesini sakatladığını ve gerçekleri gizleyerek işbu protokolün imzalanmasına sebebiyet verdiklerini, kooperatif yetkililerinin tacir sayılması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince işbu dava ile ilgili her hususta tacir olmanın tüm sorumluluklarının müvekkil şirkete atfedildiğini, mahkeme dışında yapılan sulhle, devam eden yargılamanın etkilenmeyeceğini, taraflarınca ... Konut Yapı Kooperatifi Başkanlığı'na gönderilen ... Noterliği'nin 29.06.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15.05.2020 tarihli Protokolün imzalandığı tarihten itibaren iptal edildiğinin bildirildiğini, bu protokolün hiç bir şekilde bir sulh sözleşmesi olarak kabul edilmemesi ve geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, asıl davada eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, birleşen dava; protokolün geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§