Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2127 E. 2026/139 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1292 E., 2025/344 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2016/223 E., 2019/852 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle ve incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .........n gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ... I .. ve HES Projesi kapsamında iletim yatırımı gerçekleştirildiğini, davalı tarafından 26.04.2010 tarih ve 2536 sayılı EPDK kararıyla kabul edilen metodoloji çerçevesinde 25.772.395,58 TL geri ödeme tutarı belirlendiğini ve müvekkiline aylık bedeller halinde ödenmeye başlandığını, söz konusu kurul kararı Danıştay 13. Dairesinin 31.03.2015 tarih ve 2010/2546 E., 2015/1256 K. sayılı kararıyla iptal edildiğinden davalı tarafından yapılan eksik ödemenin hukuki dayanağının kalmadığını, bu durumda geri ödemeye esas yatırımın gerçek tutarı ile davalı tarafından yapılan eksik ödeme arasındaki farkın, Danıştay kararı çerçevesinde hesap edilerek müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'nin davalı yanca geçici kabul tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yargılama sırasında sunduğu dilekçesi ile de dava değerini 3.992.620,37 TL'ye çıkartarak, 3.992.620,37 TL'nin geçici kabulün yapıldığı 17.10.20 14... .10.2014 tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşme idari bir sözleşme olduğundan davada idari yargının görevli olduğunu, müvekkili tarafından, Danıştay kararı doğrultusunda yeni bir "Geri Ödemeye Esas Gerçekleşen Yatırım Tutarı Metodolojisi" hazırlanarak EPDK’nın onayına sunulduğunu, söz konusu metodoloji onaylandığında, tüm geri ödeme hesaplarının tekrar yapılarak davacıya ve diğer şirketlere bildirileceğini, yeni metodoloji onay aşamasında olduğundan davacının iş bu davayı açmasına gerek bulunmadığını savunarak, davanın reddini

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli kararı ile davacının, dava konusu elektrik iletim hattı tesisi yatırımı nedeniyle, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 26.11.2016 tarihli yeni metodoloji çerçevesinde yapılan hesaplamaya göre davalıdan toplam 28.044.360,57 TL alacaklı olduğu, davadan önce ve sonra davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde, davacının, davalıdan herhangi bir alacağı kalmadığı gerekçesiyle, konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden, davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli kararı ile ilgili yönetmelikte geri ödemeye esas yatırım tutarının TEİAŞ tarafından hazırlanacak ve EPDK tarafından onaylanacak metodolojiye göre hesaplanacağının, taraflar arasındaki sözleşmenin 23. maddesinde de anlaşmanın yürürlük tarihinden sonraki mevzuat değişikliklerinin taraflar yönünden bağlayıcı olduğunun düzenlendiği, her ne kadar davacının dava tarihi itibariyle gerçekleştirdiği iletim yatırımı nedeniyle fark alacağı mevcut ise de ödemeye esas yeni bir metodoloji yürürlüğe girmeden davacıya ödeme yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davalının dava açılmasına sebebiyet verdiğinin söylenemeyeceği, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı tarafça yatırılan harçtan, maktu harcın mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, taraflar yararına vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.10.2023 tarih ve 2022/3617 E., 2023/3433 K. sayılı kararıyla, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre hesaplamanın iptal edilmeyen yürürlükteki metodolojiye göre ve “aynı karakteristikli enerji iletim hattı” özelliğinde coğrafi konum ve arazi şartlarının dikkate alınması suretiyle yapılması gerektiği, mahkemece, coğrafi konumu ve arazi şartlarını dikkate almadan hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınmasının ve yargılama sırasında mahsuplaşma yapılması nedeni ile herhangi bir alacağın kalmadığı sonucuna ulaşılmasının doğru olmadığı, bu durumda, hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak, iptal edilmemiş ve taraflar arasında imzalanan Bağlantı Anlaşmasının "Ek Protokoller/Ek Sözleşmeler" başlıklı 17. maddesi dikkate alınarak güncel metodoloji (inceleme tarihindeki) tespit edilip, bu metodoloji uyarınca “aynı karakteristikli enerji iletim hattı” özelliğinde coğrafi konum ve arazi şartları gözetilerek hesaplama yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı yararına bozulmuş, bozma nedenine göre, davacının diğer ve davalının tüm temyiz itirazları incelenmemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararında bahsi geçen inceleme tarihindeki güncel metodolojinin 09.12.2021 tarih ve 10607 sayılı kurul kararı ile yürürlüğe girdiği, buna göre yapılan hesaplamada gerçekleşen yatırım tutarının 31.395.595,67 TL olarak tespit edildiği, buna karşılık davalının yaptığı toplam ödemenin ise KDV hariç 25.772.395,58 TL olduğu, davacının bakiye 5.623.200,12 TL alacağı kaldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL’nin dava, geriye kalan 3.982.620,37 TL' nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avanas faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

a. Davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, zira Danıştay'ın iptal kararları sonrası yürürlüğe giren EPDK kararlarına göre yeniden alacak hesabı yapıldığını, dava değerini baştan belirleme imkânı bulunmadığını, bu nedenle alacağın tamamına geçici kabul tarihlerinden ya da en azından davalının ilk ödeme yaptığı 23.03.2015 tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini,

b. İlgili mevzuata göre vadesinde ödenmemiş iletim yatırım tutarına uygulanacak faiz türünün 6183 sayılı Yasanın 51. maddesine göre gecikme zammı olduğunu beyan etmektedir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;

Davanın açılmasına müvekkili kurumun sebep olmadığını, Danıştay tarafından verilen iptal kararı üzerine, geri ödemeye esas yeni metodoloji hazırlanma aşamasında iken işbu davanın açıldığını, yeni metodoloji yürürlüğe girdiğinden davacıya fark ödemesinin yapılamayacağını, davanın açılmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığını, kaldı ki dava devam ederken yürürlüğe giren yeni metodolojiye göre davacıya ödemelerin yapıldığını, müvekkili aleyhine nispi vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2. Davacı, Elektrik Piyasası Bağlantı Sistem Kullanım Yönetmeliği uyarınca, alacağa gecikme zammına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de ilgili yönetmeliğin “Tanımlar ve Kısaltmalar” başlıklı 3. ve “Ödeme Prosedürü” başlıklı 25. maddesinin kapsamında, davacı “Kullanıcı” statüsünde olmadığından, somut uyuşmazlıkta 6183 sayılı Yasa’nın 51. maddesine dayalı olarak gecikme zammı talep etmesi mümkün değildir. Mahkemece, tarafların tacir olmasına ve borcun ticari işletmeyi ilgilendirmesine göre avans faizine hükmedilmesi isabetli olmuştur.

Davacı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bu nedenle alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğine dair temyiz itirazlarına gelince;

Bir davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Bu şartların bulunması hâlinde davacının davasını 6100 sayılı HMK’nın 107’nci maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açması mümkün olacak; davacı bu dava türü ile getirilen imkânlardan yararlanacaktır. Somut olayda, dava konusu alacak, bozma kararında da belirtildiği üzere, taraflar arasındaki bağlantı anlaşmasının ilgili hükümlerinin yanı sıra, ancak bilirkişi incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle EPDK kararı ile yürürlüğe giren güncel metodoliji dikkate alınarak belirlenebilmiştir. Bu nedenle davanın belirsiz alacak davası olarak açılması usul ve yasaya uygun olmuştur.

Belirsiz alacak davasının Kanuna konuluş amacı ve davanın niteliği dikkate alındığında, dava tarihinden önce gerçekleşen bir temerrüt olgusunun bulunmadığı durumlarda belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüt, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğinden faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekir. Somut olayda, dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup, davacı dava dilekçesinde 10.000,00 TL’nin geçici kabul tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme zammı ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.05.2019 tarihli talep arttırım dilekçesi ile alacağını belirli hale getirerek 3.992.620,37 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dava edilen kısım için dava tarihinden, ıslah olarak nitelendirilen kısım için ıslah tarihten itibaren faize hükmedilmiş ise de az yukarıda açıklandığı üzere dava belirsiz alacak davası olduğundan, mahkemece talep arttırım dilekçesinin ıslah dilekçesi olarak nitelendirilmesi doğru olmayıp, bu dilekçe ile arttırılan miktar da dâhil alacağın tümüne dava tarihinden itibaren avans faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK’nın 370. maddesi uyarınca, sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin bu yönden değiştirilmesine ve hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde düzetilmesine karar vermek gerekmiştir.

VII. KARAR

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebepler, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

(2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacı tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik diğer temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “10.000,00 TL’sine” ve “geriye kalan 3.982.620,37 TL’sine ıslah tarihinden” ibarelerinin çıkartılması suretiyle, kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrası DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dairemizdeki duruşmada vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan harçların istek hâlinde taraflara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§