Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Hukuk Dairesi

Dosya2025/1924 E. 2026/31 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1903 E., 2025/285 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2020/646 E., 2022/347 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.01.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ....... gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 08.04.2013 tarihli sözleşme ile masa tipi simülatör ve eğitici kontrol istasyonu alımı işinin kararlaştırıldığını, sözleşme eser sözleşmesi olduğu halde mal alım sözleşmesi örneğinin kullanıldığını, yer teslimi süresinde olmadığı gibi gerekli bilgilerin de verilmediğini, sözleşmesinin imzasından yaklaşık dört yıl sonra 02.12.2016 tarihinde geçici kabule onay verildiğini, bu tarihe kadar cezasız ve cezalı süreler verildiği gibi 748.416,32 USD tutarında cezai şart tahakkuk ettirildiğini, geçici kabul sonucu müvekkili şirketin sözleşme bedelinin %90'ına hak kazandığını, bu bedelden tahakkuk ettirilen cezai şart bedeli çıkarılarak ödeme yapıldığını, kesin kabulün yapılmasının 15.11.2018 tarihinde uygun bulunduğunu, bu zamana kadar geçen süre içerisinde iki cezalı süre daha verildiğini, geçici kabul sırasında işin esaslı şekilde teslim edilmiş olmasına rağmen teslim edilmeyen kısma haiz sözleşme bedelinin %10'u üzerinden gecikme cezasının uygulanmayıp sözleşme bedelinin tamamı üzerinden gecikme cezası uygulanarak ek bir ceza daha tahakkuk ettirildiğini ve 3.555.957,55 TL tutarında hesaplanıp müvekkilinin başka bir işe ilişkin hak ettiği bedelden mahsup edildiğini, davalının sözleşme bedelinin %62,6'sını teşkil eden tutarda haksız gecikme cezası tahakkuk ve tahsil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici kabul işlemlerinin tamamlanmasına kadar tahakkuk edilen haksız ve kötü niyetli gecikme cezasının iptali ile şimdilik 100.000,00 TL tutarındaki kısmın zararın doğduğu tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, geçici kabul ile kesin kabul tarihleri arasında haksız şekilde gecikme süresi olarak tespit edilen süreler bakımından tahakkuk ettirilen 851.148,00 USD gecikme cezasının iptali ile şimdilik 6.741.092,16 TL kısmının zararın doğduğu tarihten itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte, geçici kabul ile kesin kabul tarihleri arasında tahakkuk ettirilen gecikme cezası için hukuka aykırı ve dayanaksız bir şekilde uygulanan kur farkı nedeniyle fazladan tahsil edilen 1.895.450,62 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı her ne kadar dava konusu sözleşmenin niteliğinin eser sözleşmesi olduğunu iddia etse de sözleşmenin mal alım sözleşmesi olduğunu, yer teslimi ile ilgili yaşanan gecikme için iki kez cezasız süre uzatımı verildiğini, müvekkili idareden sözleşme ve dokümanları haricinde herhangi bir istek ve talepte bulunulmadığını, kesin kabul tutanağının düzenlendiği tarihe kadar simülatörlerin kullanılamadığını, kur farkı adı altındaki taleplerin asılsız olduğunu, geçici kabul esnasında davacının işi tam ve eksiksiz teslim edemediğini, geçici kabule ilişkin ceza kesilmesinin kesin kabul sürecine yönelik yükümlülüğü ortadan kaldırmasının kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının geçici kabul işlemlerinin tamamlanmasına kadar tahakkuk edilen haksız ve kötü niyetli gecikme cezasının iptali, geçici kabul ile kesin kabul tarihleri arasında tahakkuk ettirilen gecikme cezasının iptali ile bu tahakkuklara ilişkin bedellerin iadesi isteğine ilişkin olarak, süreç itibariyle davalı tarafça cezalı süre verilmesinin yapılan yazışmalar ve tüm dosya kapsamı itibariyle yerinde olduğu, gecikme cezasının uygulandığı USD/TL kurunun yanlış hesaplandığı, yanlış hesap ve kur farkı nedeniyle haksız tahsil edilen bedellerin iadesi isteğine ilişkin olarak ise, davacının kur farkından kaynaklı olarak 892.156,46 TL talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 892.156,46 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflarca imzalanan sözleşmenin mal alımına ilişkin sözleşme olduğu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünde olan davacının süresi içerisinde sözleşmeye dair itirazlarını ileri sürmediği, davalı tarafça cezalı süre verilmesine dair uygulamalarda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiğini, davalı yanın veri aktarımı ile ilgili eksikliğinin bulunduğunu, müvekkili tarafından bu eksikliğin kendi imkânları ile giderildiğini, dosya kapsamına sunulan uzman görüşünün dikkate alınmadığını, kur farkına yönelik hesaplamanın yerinde olmadığını, müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını beyan etmektedir.

2-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda teslim süresinin tespitinde hataya düşüldüğünü, bu nedenle hesaplamanın da hatalı olduğunu, sözleşme bedeline dair ödemede esas alınacak kurun belirlenmesine karşın gecikme cezasına dair kesintilerde esas alınacak kura ilişkin bir tespite sözleşmede yer verilmediğini, ayrıca esas alınan kurun da hatalı olduğunu beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Taraflar arasında düzenlenen 08.04.2013 tarihli sözleşme ile 20 adet masa tipi simülatör ve 4 adet eğitici kontrol istasyonu temini, teslimi ve idare personeline eğitim verilmesi işi kararlaştırılmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşme konusu simülatörler davalının talepleri kapsamında geliştirilerek davalı iş sahibine teslim edilmiş, 02.12.2016 tarihinde işin geçici kabulü yapılmış, geçici kabul tutanağı 29.12.2016 tarihinde onaylanmış, 15.11.2018 tarihinde ise işin kesin kabule uygun bulunduğuna karar verilmiştir.

Davacı işbu davada geçici kabul işlemlerinin tamamlanmasına kadar tahakkuk edilen 748.416,32 USD gecikme cezası ile geçici kabul ile kesin kabul tarihleri arasında tahakkuk edilen 851.148,00 USD gecikme cezası ve terditli olarak geçici kabul ile kesin kabul tarihleri arasında tahakkuk ettirilen gecikme cezasının başka bir işten kaynaklanan alacağından mahsubunda uygulanan kur farkı nedeniyle fazladan tahsil edilen 1.895.450,62 TL'nin davalıdan tahsilini istemektedir.

Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 34.1. maddesinde İdare tarafından bu sözleşmede belirtilen süre uzatımı halleri hariç, yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak malı veya malları süresinde teslim etmemesi halinde 30 gün süreli yazılı ihtar yapılarak gecikme cezası uygulanacağı, yine 34.2. maddesinde yüklenicinin sözleşmeye uygun olarak malı süresinde teslim etmemesi halinde gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin %01 oranında gecikme cezası uygulanacağı düzenlenmiş olup, kararlaştırılan ceza TBK’nın 179/2. maddesinde tanımlanan ifaya ekli ceza niteliğindedir.

Anılan maddeye göre cezanın istenilebilmesi için teslimin ihtirazi kayıtla yapılması veya sözleşmede ihtirazı kayda gerek olmaksızın cezai şart istenebileceğine dair bir hüküm bulunmasına bağlıdır. Sözleşme ve eklerinde bu şekilde bir hüküm bulunmadığı gibi, sözleşme konusu işin tesliminde gecikme halinde cezai şart öngörülmüştür. Bu durumda davacının geçici kabule kadar tespit edilen gecikmesinden dolayı hakediş ödemesi sırasında yapılan cezai şart kesintisi sözleşmenin 34. maddesine uygun ise de, sözleşmenin 34. maddesinde teslimden sonra gecikme cezası uygulanacağına dair düzenlemenin bulunmadığı, yine geçici kabul tutanağında davalının gecikme cezası ile ilgili hakkını saklı tutmadığı, böylece eserin teslim edilmesinden sonra davalının geçici kabul tarihi ile kesin kabul tarihi arasında gecikme cezası isteyemeyeceği dikkate alındığında geçici kabulden sonra gecikme cezası istenilmesi ve bu bedelin davacının başka bir işten olan alacağından mahsubu TBK’nın 179/2. maddesine aykırıdır.

O halde mahkemece yapılacak iş; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeyi eser sözleşmesi olarak kabul etmek, tarafların iradeleri ile sözleşme mal alımına ait sözleşme olarak düzenlenmiş olup, sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmenin uygulanmasında Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ile Mal Alımları Denetim Muayene ve Kabul İşlemlerine Dair Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı kabul edilerek, davacının terditli taleplerinden geçici kabul ile kesin kabul arasında tahakkuk ettirilen gecikme cezasının iadesi talebinin kabulüne karar vermekten ibarettir.

Kabule göre ise, davacının dava dilekçesinde yer alan ve dava konusunu oluşturan talepleri arasında hakediş ödemeleri bakımından hesaplanacak kur farkı alacağının tahsili talebi olmamasına rağmen bu yönde hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde taraflara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§