"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu
SAYISI : 2025/14
KONUSU : Uyuşmazlığın giderilmesi
UYUŞMAZLIĞIN
GİDERİLMESİ TALEBİNE
KONU KARARLAR : 1 - Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2025
gün ve 2024/2853 Esas, 2025/2161 Karar sayılı kararı
2 - Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.09.2024
gün ve 2025/1642 Esas, 2025/1814 Karar sayılı kararı
UYUŞMAZLIĞIN
GİDERİLMESİNİ
TALEP EDEN : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar
Kurulunun 21.11.2025 gün ve 2025/14 sayılı başvurusuna istinaden
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2026 tarih ve UG - 2025/152919 sayılı yazısı ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2025 gün ve 2024/2853 Esas, 2025/2161 Karar sayılı kararı ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.09.2024 gün ve 2025/1642 Esas, 2025/1814 Karar sayılı kararı da gözetilerek kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmekle, dosya incelendi;
I) Uyuşmazlığın Giderilmesi Başvurusu
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.11.2025 gün ve 2025/14 sayılı kararı uyarınca; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 08/10/2025 tarih ve 2025/9 Bakanlık Muhabere Dosyası sayılı ‘‘uyuşmazlığın giderilmesi’’ talepli dilekçesi ile;
" Sungurlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2023 tarih, 2022/795 esas, 2023/74 karar sayılı kararıyla sanık Ali Kılıç hakkında, cezaevinde bulunan eşyaya zarar vermek suretiyle kamu malına zarar verdiği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verildiği, sözkonusu davadan - suçtan zarar gören ve dolayısıyla davaya katılma ve yasa yollarına başvurma hakkı bulunan- Adalet Bakanlığı'nın haberdar edilmediği, bu karara yönelik istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından yukarıda belirtilen karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin nitelikte karar verildiği, bu karara yönelik olarak - suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı ve kanun yollarına başvurma hakkı bulunan Adalet Bakanlığı'nın davadan haberdar edilmesi gerektiği gerekçesi ile Cumhuriyet Başsavcılığımızca Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308/A maddesi gereğince itiraz yoluna başvurulmasına rağmen ilgili daire tarafından itirazın reddine ve dosyanın itiraz konusunda karar verilmek üzere Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine karar verildiği, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 19.09.2025 tarih, 2025/283 esas, 2025/283 karar sayılı kararı ile - oy çokluğu ile - itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2024 tarih, 2024/161 esas, 2024/466 karar sayılı kararıyla sanık Okan Genç hakkında, cezaevinde bulunan eşyaya zarar vermek suretiyle kamu malına zarar verdiği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verildiği, söz konusu davadan - suçtan zarar gören ve dolayısıyla davaya katılma ve yasa yollarına başvurma hakkı bulunan - Adalet Bakanlığı'nın haberdar edilmediği, bu sebeple Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 13.05.2025 tarih, 2024/2332 esas, 2025/1105 karar sayılı kararı ile Adalet Bakanlığı'nın söz konusu davadan haberdar edilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın ilk derece mahkemesine iade edildiği, bu şekilde davadan haberdar olan Adalet Bakanlığı'nın istinaf başvurusunda bulunması üzerine ise Adalet Bakanlığı'nın istinaf başvurusu esastan incelenerek Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.09.2025 tarih, 2025/1642 esas, 2025/1814 karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine kesin nitelikte karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kararlardan anlaşılacağı üzere, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince, cezaevinde bulunan eşyaya yönelik işlenen kamu malına zarar verme suçuna ilişkin dava konusunda suçtan zarar gören ve davaya katılma hakkı ve kanun yollarına başvurma hakkı bulunan- Adalet Bakanlığı'nın haberdar edilmesi gerekmediğine ve gerekçeli kararın ceza infaz kurumuna tebliğ edilmiş olmasının yeterli olduğuna karar verilmişken, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince bu nitelikteki davadan Adalet Bakanlığı'nın haberdar edilmesi gerektiğine karar verilmiştir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35/3, 40/6. maddeleri gereğince, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi arasında benzer konularda verilmiş olan hükümler arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi hususunda," Başkanlar Kurulundan taleple bulunulduğu anlaşılmıştır.
II) Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu Kararı ve Gerekçesi
"Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.10.2025 tarihli dilekçelerinde özetle; Sungurlu 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 24.01.2023 tarih, 2022/795 esas ve 2023/74 karar sayılı kararı ile, sanık hakkında cezaevinde bulunan eşyaya zarar vermek suretiyle kamu malına zarar vermek suçundan mahkumiyet kararı verildiği; ancak suçtan zarar gören Adalet Bakanlığı'nın davadan haberdar edilmeden karar verildiği; iş bu karara yönelik istinaf başvurusu üzerine de Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği; ancak Ünye 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04.10.2024 tarih, 2024/161 - 466 esas - karar sayılı kararı ile sanık hakkında cezaevinde bulunan eşyaya zarar vermek suretiyle kamu malına zarar vermek suçunda mahkumiyet kararı verildiği, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesince, Adalet Bakanlığı'nın söz konusu davadan haberdar edilmesi gerektiği gerekçesiyle iade kararı verildiği ve ilk derece mahkemesince bu yöndeki eksiklik giderildikten sonra yapılan istinaf başvurusu üzerine de, istinaf başvurusunun esastan reddine kesin nitelikte karar verildiği ve bu suretle her iki daire kararı arasında orta çıkan uyuşmazlığın giderilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
Cezaevindeki eşyalara zarar vermek suretiyle işlenen mala zarar verme suçlarında, suçtan zarar görme sıfatıyla Adalet Bakanlığı'nın davadan haberdar edilip edilmemesi noktasında, mezkur daire kararları arasında 5235 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesi kapsamında çelişki bulunduğu sarihtir. Cezaevlerinin bağlı bulunduğu en üst tüzel kişilik sıfatıyla Adalet Bakanlığı'nın suçtan zarar gördüğü ve bu suretle de anılan suçlar nedeniyle davadan haberdar edilmesi gerektiği izahtan varestedir. Toplantıya katılan tüm daire başkanları da aynı görüşte olup, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince, bu husustaki eksiklik giderilmeden karar verilmiş olmasının, dosyaya özgü bir hatadan ibaret olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere 5235 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesi kapsamında daire kararları arasındaki çelişkinin oluşabilmesi için, her iki dairenin aynı hususta farklı görüşte olmaları gerekir. Somut olayda ise her iki daire aynı görüşte olup, 4. Ceza Dairesi'nin dosya bazlı bir hatalı uygulamasından çelişki oluşmuştur. Kurulumuzca çoğunluk görüşü olarak, bu durumlarda Yargıtay tarafından giderilmesi gereken bir çelişkinin olmayacağına kanaat getirilmekle birlikte, toplantıya katılan 6. Ceza Dairesi Başkanı Erşan BÖLÜKBAŞ söz alarak, her iki dairece bir birine zıt yönde bir karar verilmiş olmasının, 5235 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesi kapsamında oluşacak çelişki için yeterli olduğu, çelişkinin hatadan kaynaklanmasının bu madde hükmünü ortadan kaldıramayacağı ve çelişkinin mutlaka Yargıtay'ca giderilmesi gerektiğini bildirmiş olmakla; bu bağlamda Kurulumuzun genel görüşüne göre zahirde uyuşmazlık görünse de, 5235 sayılı yasanın 35/3. maddesi kapsamında teknik bir uyuşmazlık olmadığı düşünülmekle birlikte, bu husustaki uygulamanın netleşmesinin Yargıtay'ın denetimine ihtiyaç duyduğu gerekçesi ile, talebin kabulü ile 5235 sayılı Yasa'nın 35/1-3. maddesi kapsamında: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2025 tarih ve 2024/2853 esas, 2025/2161 karar sayılı kararı ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 23.09.2025 tarih ve 2025/1642-1814 esas-karar sayılı kararlar arasındaki VAKİ UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNİN İSTENMESİNE, 5235 sayılı Kanun maddesinin 35/3 uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine gerekçeleri" ile dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
III) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Görüşü
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, "Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, "haksızlığa uğramış kişi" olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır.
Mağdurun belirlenmesi, suçun unsurlarının veya nitelikli hâllerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti ile özellikle Türk Ceza Kanun'u yönüyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının çözümü konusu başta olmak üzere birçok ceza hukuku hükmünün doğru ve isabetli uygulanabilmesi açısından önemli olmasına rağmen, Türk Ceza Kanunu'nda ve diğer kanunlarımızda mağdurun bir tanımı yapılmamıştır. Öğretide de kabul olunduğu üzere kanun koyucunun bu tercihi öncelikle kapsayıcı bir tanım yapmanın zorluğundan kaynaklanmakta, diğer taraftan kavramın bazen dar bazen de geniş yorumlanmasına duyulan ihtiyaç bu yönde bir tercihi zorunlu kılmaktadır.
Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramı ise gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulanmış, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim bu husus, Ceza Genel Kurulunun 08.11.2016 tarihli ve 830-412, 03.05.2011 tarihli ve 155–80, 04.07.2006 tarihli ve 127–180, 22.10.2002 tarihli ve 234–3 66... .04.2000 tarihli ve 65–69 sayılı kararlarında; "dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez" şeklinde açıkça belirtilmiştir.
Mağdur ile suçtan zarar gören kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilecektir. Bazı suçlarda mağdur belirli bir kişi olmayıp toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir (Mehmet Emin Artuk-... Gökcen-A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s.289; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2015, s. 214-217; ... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2015, s.106 - 107.).
Mağdurun kim olduğunun belirlenmesinde öncelikle madde metnine bakılmalı, madde metninin yeterli olmadığı durumlarda hükmün konuluş amacı, suçun düzenlendiği yer gibi hususlar birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmaya çalışılmalıdır.
Yargıtay uygulamalarına bakıldığında ise,
Yüksek Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 07.11.2017 gün ve 2016/4348 Esas, 2017/12430 Karar sayılı kararında;
"Sanığa atılı nitelikli mala zarar verme suçundan zarar görme ihtimali bulunan ve duruşmadan da haberdar edilmeyen Adalet Bakanlığı'nın yokluğunda verilen hükmün tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanılmadığından, varsa dosyasına konulması, aksi halde gıyabi hükmün Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 34/2. madde ve fıkrasında belirtilen başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekli de belirtilmek suretiyle yöntemine uygun olarak tebliği sağlanarak tebellüğ belgesi ve temyiz etmesi halinde dilekçesi eklenip ayrıca Cumhuriyet savcısı'nın kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükmü de temyiz ettiği anlaşıldığından ve tebliğnamede de bu hususta görüş belirtilmediğinden her iki husus birlikte gözetilip ek tebliğname düzenlenmesi, hükmün temyiz edilmemesi halinde ise sadece Cumhuriyet savcısının temyizine ilişkin ek tebliğname düzenlenmesi suretiyle inceleme yapılmak üzere iadesi için mahalline gönderilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, "
Yüksek Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25.10.2022 gün ve 2021/18556 Esas, 2022/14519 Karar sayılı kararında;
"Sanık Murat Aydoğdu hakkında kamu malına zarar verme suçundan kamu davası açıldığı, T.C. Adalet Bakanlığı’nın bu suçun mağduru ve suçtan zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak kovuşturma aşamasında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234/b maddesinde belirtilen davaya katılma ve diğer haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği, T.C. Adalet Bakanlığı’nın duruşmadan haberdar edildiğine veya temyiz hakkını kullanabilmesi için 14.04.2016 tarihli gerekçeli kararın tebliğ edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye dosyada rastlanmadığı anlaşılmakla; varsa tebliğ belgelerinin dosyaya eklenmesi aksi takdirde anılan kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek, sunulursa temyiz dilekçesinin eklenmesi ve bu konuda ek tebliğname de düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, " sonucuna ulaşılmıştır.
Cezaevindeki eşyalara zarar vermek suretiyle işlenen mala zarar verme suçlarında, suçtan zarar görme sıfatıyla Adalet Bakanlığı'nın davadan haberdar edilip edilmemesi noktasında;
Adalet Bakanlığının davadan haberdar edilmesi gerektiğini kabul eden;
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.09.2024 gün ve 2025/1642 Esas, 2025/1814 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu,
Adalet Bakanlığını davadan haberdar etmeden karar veren;
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2025 gün ve 2024/2853 Esas, 2025/2161 Karar sayılı kararının usul ve yasalara aykırı olduğu kabul edilerek uyuşmazlığın giderilmesi arz ve talep olunur.'' şeklinde görüş bildirmiştir.
IV)GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi ile Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık; "Cezaevindeki eşyalara zarar vermek suretiyle işlenen mala zarar verme suçlarında, suçtan zarar görme sıfatıyla Adalet Bakanlığı'nın davadan haberdar edilip edilmemesi " hususuna ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
I-5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda Yer Alan Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Yasal Düzenlemeler
Mağdur ile şikâyetçinin hakları
Madde 234 –
........
b) Kovuşturma evresinde;
1. Duruşmadan haberdar edilme,
2. Kamu davasına katılma,
3. Tutanak ve belgelerden örnek isteme,
4. Tanıkların davetini isteme,
5. (Değişik: 24/7/2008-5793/40 md.) Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme,
6. Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.
(2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.
(3) Bu haklar, suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/21 md.) Soruşturma veya kovuşturma evresinde, dava nakli veya adlî tıp işlemleri nedeniyle yerleşim yeri dışında bir yere gitme zorunluluğu doğması hâlinde mağdurun yapmış olduğu konaklama, iaşe ve ulaşım giderleri, 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerine göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.
Mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları
Madde 235 – (1) Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.
(2) Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.
(3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.
(4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.
Kamu davasına katılma
Madde 237 – (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
Katılma usulü
Madde 238 – (1) Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun duruşma tutanağına geçirilmesi suretiyle olur.
(2) Duruşma sırasında şikâyeti belirten ifade üzerine, suçtan zarar görenden davaya katılmak isteyip istemediği sorulur.
(3) Cumhuriyet savcısının, sanık ve varsa müdafiinin dinlenmesinden sonra davaya katılma isteminin uygun olup olmadığına karar verilir.
Katılanın hakları
Madde 239 – (1) (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
Katılmanın davaya etkisi
Madde 240 – (1) Katılma davayı durdurmaz.
(2) Tarihi belirlenmiş olan duruşma ve yargılama usulüne ilişkin diğer işlemler vaktin darlığından dolayı katılan kimse çağrılamayacak veya kendisine haber verilemeyecek olsa bile belirli gününde yapılır.
Kanun yollarına başvurma hakkı
Madde 260 – (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan
sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
C. DEĞERLENDİRME
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237. maddesinin birinci fıkrasında "Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler" hükmü ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup hâlinde belirtilmiştir. Bu düzenleme, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nın 365. maddesindeki; "Suçtan zarar gören herkes, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilir" hükmü ile benzerlik göstermekte ise de yeni hükme, önceki kanunda yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdur da eklenmek suretiyle, madde; öğreti ve uygulamadaki görüşlere uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.
Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkileri haiz olarak davada yer almasına öğreti ve uygulamada "davaya katılma" veya "müdahale" denilmekte, davaya katılma talebinin kabul edilmesi hâlinde ise davaya katılma isteminde bulunan kişi "katılan" ya da "müdahil" sıfatını almaktadır.
Gerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, gerekse 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu’nda kamu davasına katılma konusunda suç bakımından bir sınırlama getirilmemiş, ilke olarak şartların varlığı hâlinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Öğreti ve uygulamada kamu davasına katılma yetkisi bulunan kişinin "suçtan zarar görmesi" şartı aranmış, ancak kanunda "suçtan zarar gören" ve "mağdur" kavramlarının tanımı yapılmadığı gibi, zararın maddi ya da manevi olduğu hususu bir ayrıma tâbi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle konuya açıklık kazandırılırken öğretideki görüşlerden de yararlanılarak, maddede katılma yetkisi kabul edilen, "mağdur", "suçtan zarar gören" ve "malen sorumlu olan" kavramlarının, kamu davasına katılma hususundaki uygulamaya ışık tutacak biçimde tanımlanması gerekmektedir.
Malen sorumlu; yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddî ve malî sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişidir.
Mağdur; Türk Dil Kurumu Büyük Türkçe Sözlüğünde, "haksızlığa uğramış kişi" olarak tanımlanmaktadır. Ceza hukukunda ise mağdur kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişilerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde suçun maddi unsurları arasında yer alan mağdur, ancak gerçek bir kişi olabilecek, tüzel kişilerin suçtan zarar görmeleri mümkün ise de bunlar mağdur olamayacaklardır. Suçtan zarar gören ile mağdur kavramları da aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur suçun işlenmesiyle her zaman zarar görmekte ise de suçtan zarar gören kişi her zaman suçun mağduru olmayabilir. Bazı suçlarda mağdur belli bir kişi olmayıp; toplumu oluşturan herkes (geniş anlamda mağdur) olabilecektir (M. Emin Artuk-... Gökcen–M. Emin Alşahin–Kerim Çakır, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara, 2017, s. 305; İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 11. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2015, s. 214-217; ... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2015, s. 106-107; Osman Yaşar-Hasan ... Gökcan-Mustafa Artuç, Türk Ceza Kanunu, 6. cilt, Ankara, 2010, s. 7702-7703.).
"Suçtan zarar görme" kavramı gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulanmış, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim bu husus, Ceza Genel Kurulunun 12.06.2018 tarihli ve 1190-274 sayılı, 03.07.2018 tarihli ve 1191-328 sayılı, 08.11.2016 tarihli ve 830-412 sayılı, 03.05.2011 tarihli ve 155–80 sayılı, 04.07.2006 tarihli ve 127–180 sayılı, 22.10.2002 tarihli ve 234–366 sayılı, 11.04.2000 tarihli ve 65–69 sayılı kararlarında; "dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez" şeklinde açıkça ifade edilmiştir.
Bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için Ceza Muhakemesi Kanunu’nun davaya katılmayı düzenleyen genel kural niteliğindeki 237. maddesinde belirtilen şartın gerçekleşmesi, başka bir deyişle suçtan doğrudan zarar görmüş olması veya herhangi bir kanunda, belirli bir tüzel kişinin bazı suçlardan açılan kamu davalarına katılmasını özel olarak düzenleyen bir hükmün bulunması gerekir.
Bu bilgiler ışığında, olay tarihinde Sungurlu T tipi kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın kafasını vurmak suretiyle koğuşa ait camı kırdığı olayda T.C. Adalet Bakanlığının bu suçun mağduru ve suçtan zarar göreni olduğunun anlaşılması karşısında; uyuşmazlığın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.09.2024 gün ve 2025/1642 Esas, 2025/1814 Karar sayılı kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği düşünülmüştür.
Açıklanan nedenle;
Adalet Bakanlığının davadan haberdar etmeden karar veren Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2025 gün ve 2024/2853 Esas, 2025/2161 Karar sayılı kararının usul ve yasalara aykırı olduğu,
Adalet Bakanlığının davadan haberdar edilmesi gerektiğini kabul eden;
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.09.2024 gün ve 2025/1642 Esas, 2025/1814 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.
D. KARAR
1. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 35. maddesi uyarınca; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 21.05.2025 gün ve 2024/2853 Esas, 2025/2161 Karar sayılı kararı ile verilen ‘‘...’ne ilişkin kararının usul ve yasalara aykırı olduğunun tespiti ile;
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 25.09.2024 gün ve 2025/1642 Esas, 2025/1814 Karar sayılı kararı ile verilen özetle; "...'' ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu yönünde uyuşmazlığın giderilmesi talebinin KABULÜ İLE,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2026 tarih ve UG - 2025/152919 sayılı yazısı ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 21.11.2025 gün ve 20251/4 sayılı görüşleri doğrultusunda, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi ve Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE,
2. Dosyanın talepte bulunan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine,
3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin Ceza Dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine,
12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.