"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/109 E. 2025/188 K.
SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Direnme
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Mahkemece verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin direnme kararını temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. GEREKÇE
Somut dosyaya göre, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ve Dairemizce bozma kararı verildikten sonra dosyayı alan yerel mahkemece bozma kararındaki gerekçeler doğrultusunda, Cumhuriyet savcılığına, sanıklar müdafiilerine bozmaya karşı diyecekleri sorulduğu, direnme ya da uyma kararı vermeden işin esasına girdiği, Cumhuriyet Başsavcılığının da işin esasına girerek esas hakkında mütalaasını verdiği, mahkemenin öncelikli olarak usule ilişkin direnme veya bozma kararını değerlendirmesi gerekirken, daha önce ilk ilamda 5237 sayılı Kanun’un 150. maddesinin uygulanmaması ile ilgili ayrıntılı gerekçe yazmadığı halde, bozma kararından sonra, bozma kararını karşılamaya yönelik yeni gerekçe yazarak yeniden değerlendirme yaptığı anlaşılmakla;
Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/7-508 Esas ve 2024/153 Karar, 2022/9-116 Esas ve 2023/552 Karar, 2022/9-168 Esas ve 2023/553 Karar, 2022/1-512 Esas ve 2023/5984 Karar, 2023/7-105 Esas ve 2023/649 Karar sayılı kararlarında ayrıntılı belirtildiği üzere bozma kararına karşı yerel mahkemenin uyma ya da direnme hakkı vardır. Bozma kararına uyma kararı vermesi halinde Yargıtay ilgili Dairesinin kararı uyarınca incelenen ilk derece mahkemesinin kararı bozulan hususlar açısından tamamen ortadan kalkmaktadır. Direnme kararı verilirse dosya Daireye gönderilmekte ve sonucuna göre ancak kesinleşmektedir.
Bozmaya uyma, Yargıtay uygulamaları uyarınca iki şekilde mümkündür. Mahkeme ya doğrudan bozmaya uyulmasına şeklinde karar verir ya da bu şekilde karar vermese bile bozma sonrasında işin esasına girerek esaslı bir işlem yapmaya başlar, bu kapsamda şikâyetçi veya sanık beyanı ya da tanık beyanı alınıp bozmada gösterilen eksik bir delilin araştırması yapılabilir ya da Cumhuriyet Başsavcılığından yeni bir mütalaa vs. alınır ise bu bozmaya eylemli uyma yani fiilen Yargıtay bozma kararına uymak anlamına gelir. Açık açık ''uyulmasına'' denilmesine gerek yoktur. Yargıtay uygulamaları ve usul hükümleri kapsamında Yargıtay bozma ilamına fiilen uyulduktan sonra ilgili bozma kararı, Yerel Mahkeme açısından kesinleşmiş olduğundan yani mahkemenin önceki hükmü ortadan kalkmış olduğundan ortada direnilecek bir karar da kalmayacaktır. Bu nedenle Yerel Mahkemenin fiilen uyma doğrultusunda yeniden işin esasına girip soruşturma yapması ve sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir.
Mahkemenin, bozma kararından sonra esasa girmese bile, duruşma açıp, tarafların esaslı beyanları alındıktan sonraki kararı eylemli uyma kararı olarak kabul edilmektedir. Yani mahkeme direnme kararını ancak esasa girmeden verebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2022/7-508 Esas ve 2024/153 Karar, 2022/9-116 Esas ve 2023/552 Karar, 2022/9-168 Esas ve 2023/553 Karar, 2022/1-512 Esas ve 2023/5984 Karar, 2023/7-105 Esas ve 2023/649 Karar sayılı kararlarında ayrıntılı belirtildiği üzere bozma kararına karşı yerel mahkemenin uyma ya da direnme hakkı vardır. Bozma kararına uyma kararı vermesi halinde Yargıtay ilgili Dairesinin kararı uyarınca incelenen ilk derece mahkemesinin kararı bozulan hususlar açısından tamamen ortadan kalkmaktadır. Direnme kararı verilirse dosya Daireye gönderilmekte ve sonucuna göre ancak kesinleşmektedir.
Yerel Mahkeme, Yargıtay bozma ilâmına direnme kararı verilmiş ise de; işin esasına girip tarafları (sanıklar müdafiileri ve Cumhuriyet savcısı) esasa ilişkin beyanları alınıp hüküm kurulduğu ve bu hükmün eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm mahiyetinde olduğu, eylemli uymadan sonra direnme kararı verilemeyeceği işin esasına girilerek ortada direnilebilinecek bir karar kalmamasına rağmen ''direnme kararı'' adıyla yazılı şekilde karar verilemeyeceği anlaşılmakla yapılan incelemede;
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Somut olayda, sanıkların aşamalarda atılı suçlamayı ısrarla kabul etmediği, mağdurun olay sonrası sıcağı sıcağına şikâyetçi olmadığı, mağdur ve bir kısım tanığın aşamalarda değişen beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanıkların yüklenen suçu işlediğini gösterir, hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı gözetilmeden “şüpheden sanık yararlanır” evrensel ceza hukuku ilkesi uyarınca sanıkların beraati yerine yazılı biçimde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Mağdurun da ...... Elektronik Ürünleri Tic.Ltd.Şti' de maaşlı olarak çalıştığını beyan etmesi karşısında Mahkemece " ............. Elektronik Ürünleri Tic.Ltd.Şti'nin Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ...... 7.Noterliğinin 19/01/2010 tarih ve 2312 yevmiye nolu ana sözleşmesine istinaden 21/01/2010 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunca tescil olunan ve aynı kanuna göre alacak ve borçları bulunan tüzel kişi olduğu, alacağın katılana değil, tüzel kişiliğe ait olduğu izahtan vareste olmakla" şeklindeki yanlış gerekçeyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 150. maddesinin uygulanmaması,
II. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden,İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.09.2025 tarihli ve 2025/109 E. 2025/188 K. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.