Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/7293 E. 2026/754 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/466 E., 2025/688 K.

SUÇ : Hukuki alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

Her ne kadar tebliğnamede Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.03.2025 tarihli ve 2024/466 Esas, 2025/688 Karar sayılı kararının hükmolunan cezanın miktarı itibarıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2. maddesi uyarınca hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince reddi istenmişse de; sanığın üzerine atılı suçların gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırına, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince kurulan hükümlerin niteliğine göre sanık hakkında kurulan hükmün temyizinin olanaklı olduğu anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk derece

Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2023/132 Esas, 2023/595 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-a-c-h, 53, 58... . maddeleri uyarınca 11... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

B. İstinaf

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2024/859 Esas, 2024/646 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvuruları üzerine, "'Ayrıntısı Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 2022/1188 Esas, 2023/12836 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Sanığın ve hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle tefrik kararı verilen yaşı küçük SSÇ'lerin aşamalarda alınan ısrarlı beyanlarında olay tarihinden önce yaşı küçük SSÇ ...'nin kuzeni olan 2006 doğumlu olan ... ile para biriktirerek ortak olarak 1994 ya da 1995 model ..... bir araç aldıkları ancak bu aracı soy ismini bilmedikleri yanlarında çalışmış oldukları ustaları olan .... isimli şahsın adına tescil ettirdikleri, daha sonra bu aracı satmaya karar verdikleri, sanık ...'e aracı satmak istediklerini söylediklerinde sanığın müdahil ... sözlü olarak kefil olması üzerine arabayı müdahile 60.000 TL'ye sattıklarını, arabanın devri için notere gittiklerinde müdahilin kredi çekeceğini, parayı da krediyi çektikten sonra vereceğini söylediğini, ... kendilerine "arkadaşım kredi çekecek, krediyi çeker çekmez parayı getirecek, getirmezse ben kefilim" demesi üzerine parayı almadan arabanın devrini yaptıklarını ancak arabayı satmış oldukları müdahilden parayı istemelerine rağmen vermediğini, bunun üzerine sanık ...'e ulaşarak "Paramızı vermedi, sen kefil oldun, paramızı sen ver" dediklerini ... de "bende para yok" diyerek yanlarında telefonla müdahili arayıp müdahile saatini vereceğini söyleyerek benzinliğe çağırdığını, müdahilden alacaklarını istemek için gittiklerinde müdahilin elini beline doğru atarak bir şey çıkartacakmış gibi yapınca müdahili bıçakla yaralayarak, telefon ve parasının alındığını beyan etmeleri, müdahilin de alınan ifadesinde bu alım satım olayını doğrulamakla birlikte aracı peşin para ile Türk bir şahıstan sanık ...'in aracılığı ile satın aldığını beyan etmesi karşısında; trafik tescil şube müdürlüğünden bahsi geçen ....... marka aracın alım satımına ilişkin belgelerin getirtilerek, olay öncesinde müdahil ile taraflar arasında araç devir işlemi olup olmadığı, müdahile devredilen aracın gerçekte kime ait olduğu araştırılıp devir işleminin sanıkların savunmasında belirttiği gibi ... isimli şahıs tarafından yapılıp yapılmadığı husunun araştırılarak ... isimli şahsın tanık sıfatıyla beyanı tespit edilerek alacak miktarı netleştirilip sanığın ve istinaf dışı SSÇ'lerin eylemlerinin hukuki alacağın tahsili amacıyla kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı konusunda tüm deliller toplanıp tartışılmadan eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi," nedenlerinden bahisle bozma kararı verilmiştir.

C. İlk Derece

Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.05.2024 tarihli ve 2024/249 Esas, 2024/366 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 37/1, 150/1 delaletiyle 86/1, 86/3-e, 53 , 58... . maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

D. İstinaf

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.03.2025 tarihli ve 2024/466 Esas, 2025/688 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafinin Temyiz İstemi;

Sanığın sadece araç alım satımına yardımcı olduğu, suriyeli şahısların müştekiyi parasını almak için darp ettikleri ve tüm olanların müştekinin bilgisi dışında olduğu bu nedenle sanık hakkında mahkûmiyet kararı yerine beraat kararı verilmesine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.11.2023 tarihli ve 2023/132 Esas, 2023/595 Karar sayılı kararı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, 22.02.2024 tarihli ve 2024/859 Esas, 2024/646 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,

2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 22.02.2024 tarihli ve 2024/859 Esas, 2024/646 Karar sayılı kararı sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen karar ve sonraki tüm kararların hukukî değerden yoksun olduğu ve yok hükmünde bulunduğu değerlendirilmekle, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 25.03.2025 tarihli ve 2024/466 Esas, 2025/688 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

19.01.2026 tarihinde karar verildi.

§