Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/7152 E. 2026/573 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/1740 E., 2025/1897 K.

SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma

HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle ve,

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında hükmedilen cezanın süresine göre, duruşmalı incelenmesi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun 299/1) gereğince reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece

Fatsa Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.08.2025 tarihli ve 2025/47 Esas, 2025/342 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

Nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-h, 168/3, 53, 58... . maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,

Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109/2-3-a-f, 53, 58... . maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, karar verilmiştir.

B. İstinaf

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 30.09.2025 tarihli ve 2025/1740 Esas, 2025/1897 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi

Her ne kadar sanığın 5237 sayılı Kanun'un 149/1-a-h maddelerinde düzenlenen silahla gece vakti yağma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; sanığın eyleminin, aynı zamanda 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d maddesinde düzenlenen yol kesmek suretiyle yağma suçunu da oluşturduğuna, ayrıca sanığın üzerine atılı yağma suçunu gerçekleştirdiği sırada 17 yaşında olan mağdur üzerinde kurduğu baskı, cebir, hiddet ve hakimiyetin şiddet ve oranı da gözetilerek yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünde, asgari orandan daha fazla uzaklaşılarak bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğine, ilişkindir.

2. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, her iki suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanığın yağma kastı bulunmadığına, mağdurun özgürlüğünün kısıtlanıp kasıtlanmadığının araştırılmadığına, hükmün gerekçesinin mağdur ve tanık beyanlarına dayalı olup sanık lehine delillerin değerlendirilmeyerek savunma hakkının ihlal edildiğine, kasten yaralama eyleminin mağdurun akrabası olan dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiğine, sanığın beraatine, kabule göre de, suçun silahla işlenmediğine, 5237 sayılı Kanun'un 150/1 ve 150/2. maddeleri ile lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanık Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden

Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise;

"...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 E., 2008/185 K. sayılı ilamında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı TCY’nın 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir.

Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt, hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601)

Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.

İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371)

Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E.- 2015/40834 K. sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir.

Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369)

Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245)

CGK'nin 2015/709 E. ve 2016/33 K. sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir.

Mesela Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2015/8292 Esas ve 2017/4019 Karar sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...”

Yine Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E. ve 2015/40834 K. Sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..."

Yine Yargıtay 6. CD'nin 2020/3086 E. Ve 2021/17299 K. Sayılı; "... Sanık M.’nin eşi olan tanık M.’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık M.’yi ağlarken gören sanık M.M.’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık M.’nın tanığın eşi olan sanık M.’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir.

Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir.

Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince;

Oluş ve dosya içeriğine göre, sanık ...'ın gece saat 23.00 sıralarında mağdur ...'i yanına çağırdığı ve itekleyerek yanında bulundukları ekmek fırınının arkasına götürdüğü, mağdurun yanağına iki kez sigara bastığı, mağduru ensesinden tutarak parka götürdüğü, burada mağdura birkaç kez yumruk atıp mağduru yüksek bir yere çıkartarak aşağı doğru itekleyip düşürdüğü, mağdurun yanına gidip tekrar mağdura birçok kez tokat attığı, mağdurdan telefonunu isteyince mağdurun telefonunu vermemesi üzerine tekrar mağdura yumruk vurup, "sen şimdi telefonla polisi falan ararsın, polis kim lan" diyerek mağdurun cebinden telefonunu zorla aldığı, sanığın yerde bulduğu şişeyi kırıp bu şişeyle mağdurun yüzüne kesikler attığı ve mağdura yine birçok kez yumruk vurduğu, ardından mağduru parkta bulunan rögarın içine atıp burada da mağdura birçok kez vurduğu, bu sırada mağdura ait cep telefonunu rögarın içine düşürdüğü, telefonu yerden alıp duvara vurup kırdığı, en son rögarın kapağını kapatarak mağdurun başında beklediği sırada, mağdurun yakınları ile birlikte polisin, olay yerine gelerek sanığın yapılan üst aramasında mağdura ait cep telefonunun kırık vaziyette ele geçirildiği olayda; mağdura ait 23.06.2025 tarihli Ordu Adli Tıp Şube Müdürlüğünün ... numaralı raporunda, "11/01/2025 tarihinde meydana gelen dava konusu olaya bağlı tarif edilen yaralanmanın; şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığı, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olduğu, vücudunda kemik kırılmasına neden olmadığı, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olmadığı, yüzünde sabit ize neden olmadığı, vücudunda başka bir lezyon bulunmadığından 5237 sayılı yasada belirtilen diğer hususların değerlendirilmesine mahal olmadığının" belirtildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın mal edinme yahut faydalanma kastının bulunmadığı gözetildiğinde, eylemin kül halinde kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarını oluşturduğu düşünülmeden, delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

Kabule göre de;

Sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı ve hakkında tayin edilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.

III. KARAR

A. Sanık Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünün (1) numaralı paragrafında açıklanan nedenle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararında, sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

B. Sanık hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın muhalefetiyle, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Fatsa Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

19.01.2026 tarihinde karar verildi

KARŞI OY

Sanık hakkında yağma suçundan verilen karar sayın çoğunluk tarafından bozulmuş ise de: Sanığın olay günü mağdurun cep telefonunu zorla alarak kırdığı olayda yağmanın tüm unsurlarının gerçekleştiği eylemin bu şekilde sübuta erdiği sonrasında telefonu kırmasının eylemi mala zarar verme suçuna dönüştürmeyeceği kanaatinde olduğumdan yağma suçundan bozma kararına katılmıyorum. 20.01.2026

§