Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/7149 E. 2026/569 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/2169 E., 2025/2600 K.

SUÇ : Nitelikli yağma

KARAR : Direnme

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mağdur ...'a yönelik nitelikli yağma suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli ve 2022/116 Esas, 2022/225 Karar sayılı kararının, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 18.05.2023 tarihli ve 2022/2540 Esas, 2023/2441 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d-h, 168/3-1, 62... . maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 16.06.2025 tarihli ve 2023/20333 Esas, 2025/6341 Karar sayılı ilamı ile;

“Bilindiği üzere ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21. maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise;

"...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” şeklindeki betimleme de aynı hususu açıklamakta ve teyit etmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK), ceza uygulamaları açısından birlik ve açıklık sağlamaya yönelik olarak, önüne gelen bir olayda kastı tanımlamış ve sınırlarını göstermiştir. Söz konusu Ceza Genel Kurulu 2008/1-99 E., 2008/185 K. sayılı ilamında; "... 765 sayılı TCY’nda tanımlanmamasına karşın 5237 sayılı TCY’nın 21/1. maddesinde, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanan kastın iki unsuru bulunmaktadır; bilme ve isteme unsuru. Kastın varlığı için, hareketten doğacak sonucun sadece öngörülmesi, kısaca bilinmesi yeterli olmayıp ayrıca sonucun da istenmesi gerekir...” şeklinde açıklamada bulunmuştur. Bu açık kabule göre hareketin ve sonucun bilinmesi ve istenmesi de gerekir.

Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır. Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. (Benzer görüşler için bkz. Artuç age I s. 244 ,Gökçen vd. Age s.118, Özgenç Genel Hükümler age s. 246, Koca/Üzülmez Genel Hükümler age I s. 139, Artuk/Gökcen vd. Genel Hükümler age s.396, Şahbaz age s.145, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.333, Koca/Üzülmez Özel Hükümler age I s.601)

Kasıt; suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Fail, hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacaktır. Gerekçede de açıkça belirtildiği gibi, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve sonuçlarının istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.

İsteme, kişinin iç dünyasında gerçekleşen bir durumdur. Bu nedenle kastı belirlerken failin sözlerinden ziyade, olay öncesi davranışları, olay sırasındaki hareketleri, sözleri ve olay sonrasındaki davranışları, hareketleri yani dışa vuran tavırları değerlendirilerek sonuç çıkarmak gerekecektir. Sadece nihai harekete bakmak hatalı sonuçlara götürebilir ise de hareket öncesi hareket sırası ve sonrası, olayın gerçekleştirme şekli gibi dışa yansıyan eylemler hep birlikte değerlendirildiğinde kastın varlığının tespit edilmesi gerekir. (Benzer görüşleri için bkz. Gökçek/Artuç age s.5371)

Dairemizin yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Mesela, Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E.- 2015/40834 K. sayılı, "... Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik, psişik olgunun irade aşamasıdır... Suçun işlendiği sırada failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenebilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. ....” şeklindeki kararı ile bu kabulü açıkça göstermiştir.

Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak, failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez, ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. (Benzer görüşler için bkz. Hafızoğulları/Özen age s. 363, Artuç age s. 344, Gökçen/Artuç age s. 5369)

Hırsızlık suçunda, başkasına ait taşınır malı faydalanmak amacıyla zilyedin rızası olmadan almak, suçun manevi unsuru iken yağma suçunda, rızası olmama unsurunun yerine rızanın zorla alınması geçmektedir. Rıza sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kastla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. (Centel/Zafer/Çakmut age s. 304, Toroslu Özel Kısım age I s. 147, Artuç age I s. 245)

CGK'nin 2015/709 E. ve 2016/33 K. sayılı kararında;"... Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek şeklinde de tanımlanmıştır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi, benzer hususları belirlemiş ve ayrıca "faydalanma kastının" aranması gerektiğini yine çok açık olarak göstermiştir. Ayrıca birçok kararında faydalanma kastı son derece dar yorumlanmış, "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" yada "ekonomik yarar sağlama" şartlarını aramış, onun haricindeki eylemleri "faydalanma olarak" kabul etmeyen çok sayıda karar vermiştir.

Mesela Yargıtay 6. CD'nin 2015/8292 E. ve 2017/4019 K. sayılı;”... telefonunu alıp oldukça kısa sayılan bir süre içerisinde kullanmadan aynen iade ettiği dikkate alındığında sanığın faydalanma amacıyla mağdurun malını aldığından bahsedilemeyeceği gözetilmeden yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA ...”

Yine Yargıtay 6. CD'nin 2015/1001 E. ve 2015/40834 K. Sayılı; ”... hiçbir şey söylemeden mesaj çekmesini engellemek ve katılan M.'ye ulaşmak için elindeki telefonu çekip almak eylemlerinin, yağma kastı ile yapıldığını gösteren deliller karar yerinde açıklanıp tartışılmadan, suçun hukuki vasfında yanılgı ile yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde uygulama yapılması...Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..."

Yine Yargıtay 6. CD'nin 2020/3086 E. Ve 2021/17299 K. Sayılı; "... Sanık M.’nin eşi olan tanık M.’nin katılan S. tarafından cinsel taciz boyutuna ulaşacak derece rahatsız edildiği, tanık M.’yi ağlarken gören sanık M.M.’nun sebebini sorduğu ve tanığın katılanla arasında geçenleri sanığa anlattığı, sanık M.’nın tanığın eşi olan sanık M.’ye durumu anlattığı ve beraber katılanın iş yerine giderek ellerindeki demir sopalarla katılanı “yaşamını tehlikeye sokmayacak, vücutta kemik kırığı oluşturacak ve BTM ile giderilemeyecek şekilde” yaraladıkları, bu eylemleri hakkında nitelikli kasten yaralama suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, sanıkların katılanın iş yerinden çıkarken içerisinde silah olabileceği ve katılanın arkadan kendilerini yaralayabileceği düşüncesi ile içerisinde katılana ait ruhsat, banka kartı, kredi kartı ve anahtar bulunan çantayı aldıkları, katılanın şikayeti üzerine ertesi gün emniyete giden sanıkların çantayı ve içindekileri polise teslim ettikleri, sanıkların kastının yağma olmadığı ve kendilerini korumak düşüncesi ile çantayı aldıkları anlaşılmakla üzerlerine atılı yağma suçu bakımından manevi unsur yokluğu nedeniyle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetlerine hükmolunması... Bozmayı gerektirmiş... BOZULMASINA..." şeklinde faydalanma kastının varlığını ve dar yorumlanmasına yönelik çok sayıda karar vermiştir.

Kısaca dairemizin süregelen yerleşik uygulamalarında, faydalanma kastını "mal edinme" veya "sahiplenme yani kullanma" ya da "ekonomik yarar sağlama " olarak kabul etmektedir.

Bu genel ve uygulamaya yönelik izahtan sonra somut olaya gelince;

Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; mağdur ile sanığın sevgili olup birlikte yaşadıkları, olay tarihinden 2 gün önce kıskançlık sebebiyle yaşanan tartışma nedeniyle mağdurun, arkadaşının yanına kalmaya gittiği, olay gecesi saat 22.30 sularında sanığın, konuşmak amacıyla mağduru kalmakta olduğu evden alarak birlikte yaşadıkları eve geldikleri, sanığın ikamete girmesiyle birlikte mağduru tokatlamaya başladığı ve içerisinde mağdura ait hattın takılı bulunduğu mağdura ait redmi pro max cep telefonunu mağdurdan zorla aldığı, kavganın devam etmesi üzerine sanığın mağduru arkadaşının evine geri bıraktığı olayda, sanığın mağdurun şikayetini öğrenmeden önce ertesi gün arkadaşı aracılığıyla telefonu mağdura iade ettiği anlaşılmakla, sanığın mal edinme yahut faydalanma kastının bulunmadığı gözetildiğinde, eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu düşünülmeden delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrası İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 22.10.2025 tarihli ve 2025/2169 Esas, 2025/2600 Karar sayılı kararı ile;

“Mağdurun soruşturma aşamasında olayın hemen sonrasında alınan ayrıntılı ifadesi, mağdurun olay nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralandığına dair adli raporu, sanığın mağduru itekleyerek götürdüğüne ve mağdurun yaralı bir vaziyette evine geldiğine dair tanık ...'nın ifadesi, olay tutanakları ve tevilli savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın suç tarihinde gece vakti saat 22.30 sularında birlikte yaşadıkları evden ayrılan mağduru tekrar eve davet edip rızasıyla götürdüğü; ancak eve girmesiyle birlikte mağduru tokatlayarak ve ölümle tehdit ederek cep telefonunu mağdurdan zorla aldığı, olay devam ederken sanığın bir ara mutfağa gitmesini fırsat bilen mağdurun kaçmaya çalıştığı, ancak sanığın mağduru bir kat aşağıdaki merdivenlerde yakalayarak tekrar ikamete geri getirdiği, daha sonra mağduru alıp arkadaşının evine bıraktığı soruşturma aşamasında cep telefonunu iade etmek suretiyle etkin pişmanlıkta bulunduğu, sanığın mağduru darp etmek ve tehdit etmek suretiyle cep telefonunu alması şeklinde gerçekleşen eyleminin bütünüyle nitelikli yağma suçunu oluşturduğu, evden gitmesine izin vermemesi şeklinde gerçekleşen eyleminin ise cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 02/06/2022 tarih, 2022/116 esas, 2022/225 karar sayılı kararının kaldırılmasına, sanığın sübut bulan nitelikli yağma suçundan eylemine uyan TCK’nın 149/1-d-h maddesi gereğince cezalandırılmasına, mağdurun suçtan kaynaklanan zararının soruşturma aşamasında tamamen giderildiği anlaşıldığından TCK'nın 168/3-1 maddesi uyarınca cezasından indirim yapılmasına karar verilerek dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilerek sanığın mahkumiyetine yönelik hüküm kurulmuştur.

Bu hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemize gönderilen dosya, yeniden incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

“...Mağdur ile sanığın sevgili olup birlikte yaşadıkları, olay tarihinden 2 gün önce kıskançlık sebebiyle yaşanan tartışma nedeniyle mağdurun, arkadaşının yanına kalmaya gittiği, olay gecesi saat 22.30 sularında sanığın, konuşmak amacıyla mağduru kalmakta olduğu evden alarak birlikte yaşadıkları eve geldikleri, sanığın ikamete girmesiyle birlikte mağduru tokatlamaya başladığı ve içerisinde mağdura ait hattın takılı bulunduğu mağdura ait redmi pro max cep telefonunu mağdurdan zorla aldığı, kavganın devam etmesi üzerine sanığın mağduru arkadaşının evine geri bıraktığı olayda, sanığın mağdurun şikayetini öğrenmeden önce ertesi gün arkadaşı aracılığıyla telefonu mağdura iade ettiği anlaşılmakla, sanığın mal edinme yahut faydalanma kastının bulunmadığı gözetildiğinde, eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğu düşünülmeden delillerin takdirinde ve suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli yağma suçundan mahkûmiyet kararı verilen hükümde, bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

” isabetsizliğinden bozulmasına dair;

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 16.06.2025 tarihli ve 2023/20333 Esas, 2025/6341 Karar sayılı ilamı usul ve yasaya uygun bulunmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 22.10.2025 tarihli ve 2025/21 69... /2600 Karar sayılı kararındaki direnme kararı yerinde görülmediğinden,

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin, 16.06.2025 tarihli ve 2023/20333 Esas, 2025/6341 Karar sayılı bozma kararının, oy birliğiyle DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

12.01.2026 tarihinde karar verildi.

§