Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/7101 E. 2026/336 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/3623 E., 2025/2807 K.

SUÇLAR : Nitelikli yağma, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma

Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, yapılan incelemede;

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece

İstanbul Anadolu 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2025 tarihli ve 2024/307 Esas, 2025/232 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1a-c-d-h, 168/3, 53. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırlmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 109/2, 109/3-a-b-d, 53. maddesi uyarınca 6 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 06.10.2025 tarihli ve 2025/3623 Esas, 2025/2807 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ve sanık müdafilerinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, sanık hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümler yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi

Sanığın üzerine atılı suçları işlemediğine, olay yerinde olmadığına, toplanan delillerin sanığın mahkumiyeti için kesin kanaat oluşturmadığına, şüphe sanık lehine değerlendirilerek müvekkil hakkında beraat hükmü kurulması gerektiğine, yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını kabul etmemekle birlikte, suçların nitelikli hallerinin oluşmadığına, takdiri indirim uygulanması ve müvekkilinin tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliye edilmesi, gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. Mağdur ...'ın yanında arkadaşları ..., ...... ve .......... ile birlikte gece vakti mağdurun kullandığı araçla seyir halinde iken 34... sahte plakalı aracın kendilerini bir süredir takip ettiğini fark ederek mağdurun aracını durdurması üzerine sanık ile kimliği tespit edilemeyen haklarında ayrı soruşturma yürütülen faillerin araçlarını durdurup mağdur ve tanıkların yanlarına geldiklerinin anlaşılması karşısında; yol kesmek suretiyle işlenme şeklindeki ağırlaştırıcı halin uygulanma koşulları bulunmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 149/1-d maddesi ile uygulama yapılmış ise de oluşa ve dosya içeriğine göre mahkemenin teşdit gerekçesi karşısında sonuca etkili görülmediğinden, bu husus eleştiri konusu yapılmakla yetinilmiştir.

2. Suç kastının yoğunluğu, birden fazla nitelikli halin gerçekleşmesi ile mağdurdan yağmalanan 120 gram altının maddi değeri göz önünde bulundurulup, eylemle orantılı olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken bu hususun dikkate alınmaması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda eleştirilen husular dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288. ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Hükmolunan sonuç ceza miktarları ve tutuklu kaldığı süre nazara alınarak sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 25. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

12.01.2026 tarihinde karar verildi.

§