Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/4906 E. 2026/683 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2025/125 E., 2025/1798 K.

SUÇ : Şantaj

HÜKÜM : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Tebliğnamede katılan vekilince 07.05.2025 tarihli temyiz isteminde bulunulduğu belirtilmiş ise de, dosya kapsamının incelenmesinde dosyada, 07.05.2025 tarihli katılan vekilince sunulmuş iki dilekçe bulunduğu, bunlardan birinin Yargıtay bozma ilamına karşı beyanlar ile direnme talebini, diğerinin ise mazeret bildirimini içerdiği, mazeret talebinin içeriğinde Yargıtay bozma ilamına karşı beyanlarının yazılı olarak sunulduğunun belirtildiği, anılan dilekçelerin 07.05.2025 tarihli karar duruşmasından önce sunulduğu ve duruşma zaptına geçirildiği anlaşılmıştır. Ayrıca 07.05.2025 tarihli duruşmada hazır olmayan katılan vekiline gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, buna rağmen tebliğden sonra süresi içinde herhangi bir temyiz başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmış olup, bu itibarla söz konusu dilekçelerin temyiz istemi niteliğinde olmadığı kabul edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen cezanın niteliği ve süresine göre, 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. Bozma

İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında şantaj suçundan verilen beraat kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 24.06.2020 tarihli kararı ile duruşmalı yapılan inceleme neticesinde şantaj suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş, bu kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 03.12.2024 tarihli ve 2023/10850 Esas, 2024/12822 Karar sayılı kararı ile, suça konu mesajların çok kısa zaman aralığı içerisinde gönderildiği anlaşıldığından hukuken tek bir eylem olduğu gözetilmeksizin sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi sebebiyle bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci

Bozma üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 07.05.2025 tarihli ve 2025/125 Esas, 2025/1798 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 107/2-1, 62, 52/2, 53. maddesi uyarınca 10 ay ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

Değerlendirme ve Gerekçe

Hükmün tefhim edildiği 07.05.2025 tarihli celsede duruşmaya gelmeyen sanık yerine hazır olan sanık müdafiine son söz hakkı verilmediğinin anlaşılması karşısında; Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 17.02.2009 tarihli ve 2008/1-172 Esas, 2009/26 sayılı Kararında ayrıntıları açıklandığı üzere, hükümden önceki son sözün sanık müdafiine verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 216/3. maddesine muhalefet edilerek savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 28. Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sanık hakkında şantaj suçundan verilen mahkûmiyet kararı son söz sanığın yokluğunda sanık müdafiine verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de; CMK 216/3 maddesinde son sözün sanığa verileceği açıkça belirtildiği, sanık müdafiine bu hakkın vekaleten kullandırılacağına dair bir hükmün bulunmadığı, söz konusu ilam içeriğinde son olarak sanık müdafiinden mütalaya karşı diyeceklerini ve esas hakkındaki savunmasının sorulduğu ve sonrasında duruşmaya son verildiği anlaşılmakla, söz konusu kararın bozulmasına gerek olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına muhalefet ediyorum. 20.01.2026

§