Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/4134 E. 2026/682 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2024/480 E., 2025/21 K.

SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Her ne kadar sanık.........müdafiinin temyiz istemi sanığın nitelikli yağma ve kasten yaralama suçundan aldığı mahkûmiyetleri kapsamakta ise de sanık hakkında kasten yaralama suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün istinaf incelemesi neticesinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, hükmün kesinleştiği; nitelik yağma açısından da mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere Yargıtay bozma ilamına uyularak uyma kararı doğrultusunda yağma suçu yönünden dava dosyasının tefriki ile yeni esas alınmasına, davanın yeni esas üzerine devamına karar verildiği, ayrıca mahkemece kasten yaralama ve nitelikli yağma suçlarından kurulan bir hüküm bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin kasten yaralama ve nitelikli yağma suçlarından temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır.

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. Bozma

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.12.2023 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık..., sanıklar ..., .......... ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ....... ve müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 24.09.2024 tarihli kararı ile, sanıkların eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçununu oluşturup oluşturmadığının tartışılmadan sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmesi ve kabule göre; sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması,

sebebiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci

Bozma üzerine Ankara 11.Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli ve 2024/480 Esas, 2025/21 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-a-b, 53, 63. maddeleri uyaınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mahsuba ve ayrıca sanık ... hakkında aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirliğe, sanıklar ..., ..., ... hakkında aynı Kanun'un 58. maddesine göre cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi

Sanığın diğer sanıklar ile birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair kanaatinin hiçbir somut delile dayanmadığına, sadece katılanın soyut iddiası esas alınarak neticeye varıldığına, sanığın müdüriyete girmediğine, katılan ile diğerlerinin arasında neler konuşulduğunu bilmediğine, Yargıtay bozma ilamında değinildiği üzere kişiye hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının oluşmadığına, ilk derece mahkemesinin kararında direnmesinin yerinde olmadığına, sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin ispat edilemediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine, suçun işlendiğinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla yerel mahkemece sanık hakkında ceza tayin edilirken şartları bulunmasına rağmen takdiri ve kanuni indirimlerin uygulanmadığına ve sanık lehine olan kanun maddeleri uygulanmayarak fazla ceza tayin edilmesinin usule aykırı olduğuna, sanığın atılı suçu işlediği somut deliller ile ortaya konulmamış iken bu suçun silah ile ve birden çok kişiyle işlenmiş olduğu iddiasının soyut iddia ötesine geçmediğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve kararın bozulması gerektiğine ilişkindir

Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi

İlk derece mahkemesi tarafından verilen direnme kararının usule, kanuna, emsal Yargıtay kararlarına ve ceza muhakemesinin temel ilkelerine aykırı olduğundan direnme kararının bozulması gerektiğine, Sanığın üzerine atılı nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlamalarını kabul etmemekle birlikte Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bozma ilamında ve diğer emsal Yargıtay kararlarında geçitte suçlarda amaç ve araç suç kavramları birlikte değerlendirildiğinde yağma suçunun işlenmesi için amaç olan yağma suçunun işleneceği süre boyunca daha hafif nitelikte araç suç olarak katılana hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlenmesi durumunda daha ağır nitelikteki araç suçunu uygulanması ile yetinilmesi gerektiğine, ilk derece mahkemesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılınan sürenin yağma suçunun işlendiği süreyi aştığı gerekçesiyle hatalı kararında ısrar ettiğine, ilk derece mahkemesi tarafından cezanın alt sınırından uzaklaşılarak verilen kararın bozulmuş olmasına rağmen ceza miktarını değiştirmeden yine aynı ceza miktarı üzerine karar verdiğine, bu hususa ilişkin herhangi bir gerekçe belirtilmediğine, bu hususun da bozma nedeni olduğuna, direnme kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi

İlk derece mahkemesi tarafından yapılan tespitin hatalı olduğuna, mahkeme tarafından salt dakika üzerinden hesap yapıldığına ve her olayın kendi özel durumlar içerisinde değerlendirilmesi gerektiği hususunun gözden kaçırıldığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte katılan tarafından banka hesabına para geldiği tarih ve saatten tam olarak bir dakika sonra katılanın odadan çıkmasının sanık açısından hürriyeti tahdit saiki ile yağma eyleminin yapılmadığını ortaya koyduğuna, bu suçun araç suç olarak kaldığına, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin bozmaya esas ilamında ve dosyadaki dekontlardan da anlaşıldığı üzere kabul anlamına gelmemekle birlikte sanık ve diğer sanıkların iradesinin baştan beri hesap ödetilmesi olduğuna ve bunun neticesinde araç suç olarak hürriyeti tahditin zaruri olarak doğduğuna, araç suç olması nedeniyle bu suçtan mahkumiyetlik kurulamayacağının Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla sabit olduğuna, katılanın beyanlarını tutarsız, çelişkili ve kendine menfaat sağlama amaçlı olduğunun anlaşılmasına rağmen ilk derece mahkemesince sadece bu beyanlara dayalı olarak cezalandırma yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kamera görüntülerinde katılana yönelik bir darp veya zorlama hareketi olmayıp katılanın mekandan çıkma fırsatı bulmasına rağmen çıkmadığına, isnat edilen eylemlerin asılsız ve mesnetsiz olduğuna, kararın bozulması, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hazine uhdesine bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi

Yargıtay 6 Ceza Dairesinin bozma ilamında, diğer emsal Yargıtay kararlarında yağma suçunun işlenmesi için amaç olan yağma suçunu işleneceği süre boyunca daha hafif nitelikte ki araç suç olarak katılanı hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlenmesi durumunda daha ağır nitelikteki araç suçun uygulanması ile yetinilmesi gerektiğine, ilk derece mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılınan sürenin yağma suçunun işlendiği süreyi aştığı gerekçesiyle hatalı kararda direnildiğine, ilk derece mahkemesince bozma ilamındaki açıkça izah edilen hususun dahi tam olarak anlaşılamamış olup mahkumiyet hükmü kurulduğuna, bu konuda gerekçelendirme yapılmadan karar verildiğine, ilk derece mahkemesi tarafından cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilen kararın bozulmuş olmasına rağmen ceza miktarını değiştirmeden yine aynı ceza miktarı üzerinden karar verildiğine, bu hususa ilişkin herhangi bir gerekçe belirtilmediği ve mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi

İlk derece mahkemesi tarafından sanığın katılanın arkasından kafasına vurduğu iddiasına istinaden katılanın beyanı haricinde herhangi bir somut delil sunulmadığı halde katılanın beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulduğuna, sanık lehine delillerin dikkate alınmadığına, sanığın katılanın ifade ettiği üzere sadece yaralandığını görüp yüzündeki kanları silmek dışında katılan ile bir temasının bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmesi gerektiğine, suçun kendisine en ufak bir yararının bulunmadığına, yağma suçu bakımından cezalandırılması dosya kapsamına bakıldığında herhangi bir somut delile dayanmadığına, yaralama suçu bakımından tek beyanın katılanın beyanı olduğuna, katılanın çelişkili beyanları ve varsayımları üzerinden verilen beyanına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediğine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın atılı suçların tamamından ayrı ayrı beraatine, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyetlerine dair verilen hükümlere yönelik Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin istinaf başvurularının esastan reddi kararlarının sanıklar ...,...... ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 24.09.2024 tarihli, 2024/3577 Esas ve 2024/9481 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilerek dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozmadan sonra yapılan yargılamada, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli ve 2024/480 Esas, 2025/21 Karar sayılı kararıyla direnilerek sanıklar hakkında yeniden mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; söz konusu direnme kararında gerekçenin genişletilmesi, değiştirilmesi ve bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak suretiyle hüküm kurulduğu, bu durumun Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar bulmuş içtihatları uyarınca (Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.10.20 16... /783 Esas ve 2016/377 Karar sayılı kararı) eylemli uyma sonucu verilen yeni hüküm mahiyetinde olduğu anlaşılmakla, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.01.2025 tarihli ve 2024/480 Esas, 2025/21 Karar sayılı hükümlerinin Dairemizce yapılan incelemesinde yeni hüküm mahiyetinde olan hükümlerin incelenmesinde;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir.

Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/6-1147 Esas, 2018/519 Karar sayılı ilâmlarında "...Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir.

Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/6-110 E, 465 K, 2016/6-1157 E, 2017/239 K. sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir.

Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir.

Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır.

Diğer taraftan “failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde geçitli suç söz konusu olur. Geçit suçlar cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. Bu nedenle fail hareketine taksirle başlamış ve sonradan kastla devam etmişse veya başlangıçta hafif sonucu gerçekleştirmek istediği hâlde daha sonra kastını ağır sonuca yöneltmişse artık geçitli suçtan söz edilemez (Kayıhan İçel, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 14, Güz 2008, s. 35-49; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Sermet Matbaası, İstanbul, 1972, s. 226-238).

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hâllerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır (... Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, Ankara, 2019, s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M. Emin Artuk-... Gökçen-M. Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, Ankara, 2019, s. 375.)

Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas No: 2019/14-502, Karar No: 2023/144,- CGK 2019/14-590 E., 2023/59 K.- CGK 2019/14-204 E., 2023/78 K.-CGK 2020/14-355 E., 2023/461 K. sayılı kararlarıda aynı yöndedir.)

Amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyecektir. Sanığın mağdurları, tenha bir yere götürmek amacıyla zorla götürdüğü ve sanıkları tokatlayarak mağdurlardan A.'dan cep telefonu, F'den para aldığı olayda, sanığın amacının mağdurların cep telefonu ve paralarını almak olduğunun anlaşılması karşısında, sanıklardan cep telefonu ve parayı alması için gerekli olan süreyi aşan oranda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kastıyla mağdurları tenha yerde tutmadıkları,... tutanaktan anlaşılmakla, amaç suçun işlenmesini aşar oranda tutulmadıklarından, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan beraat kararı yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.( 6. Ceza Dairesi Esas No: 2022/1779, Karar No: 2023/13991 )

“Amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyecektir. Mağdurların, sanıkların görüşme çağrısı üzerine kendi istekleri ile sanık Mahir'e ait işyerine gittikleri ve sanıkların mağdurları darp ederek borcu aşan miktarda senet imzalattırdıkları olayda, sanıkların amaçlarının mağdurlara aşkın miktar içeren senet imzalatmak olduğunun anlaşılması karşısında, sanıkların senedin imzalanması için gerekli olan süreyi aşan oranda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma kastıyla mağdurları işyerinde tutup tutmadıkları konusunda mağdurların yeniden beyanlarının alınarak amaç suçun işlenmesini aşar oranda tutulup tutulmadıklarının netleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik inceleme ile yetinilmesi...”( 6. CD 2022/4780 E., 2023/12823K.)

“...Oluş ve dosya kapsamından, suça sürüklenen çocukların parkta karşılaştıkları mağdurun önüne geçerek bir banka oturtukları ve üzerini arayıp cebinden 10,00 TL parasını alarak kendilerine direnen mağdura ayakkabı ile vurdukları olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere, amaç suçun işlenmesi için gereken süre içerisinde işlenen araç suç nedeniyle ayrıca cezalandırma yoluna gidilemeyeceği, mağdurun üzerini arayıp parasını almaları için gerekli olan süreyle sınırlı davranan ve bu süreyi aşan oranda ayrıca mağduru hürriyetinden yoksun bırakmadıkları anlaşılan suça sürüklenen çocuklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi...”( 6. CD 2022/15072 E., 2023/14837 K.)

“...Cinsel saldırı veya cinsel istismar suçlarının işlenebilmesi için mağdurun belirli bir yerde tutulması gerekmektedir .Bu haliyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma araç suç niteliğindedir. Fail ayrıca bu suçtan cezalandırılmaz ancak belirli bir yerde tutma amaç suç süresince olmalıdır. Bu süre aşıldığında fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmalıdır...”(9. CD 2022/10418E., 2023/7233 K.)

Doktrindeki kabuller ve Yargıtay yerleşik içtihatları uyum içerisindedir. Buna göre amaç suçu işlemek için araç suçu işlemenin zorunlu olduğu hallerde amaç suçun işlenmesine yetecek kadar süreyle araç suçun işlenmesi halinde ayrıca araç suçtan ceza verilmemektedir.

Yağma suçunu işleyebilmek için kişinin belli bir süre durdurulması, özgürlüğünün engellenmesi zorunludur. Amaç suç olan yağma suçunu işlemeye yetecek süre kadar mağdurların alıkonulması araç suç niteliğindedir. Bu nedenle amaç suçu işlemeye yetecek kadar süre ile alıkoymada ayrıca hürriyeti tahdit suçu oluşmayacaktır. Bunun ötesinde bir alıkoyma halinde oluşacaktır.

Bütün bu bilgiler ışığında;

Somut olayımızda; katılanın hesabı ödemesi için 05.55'te müdüriyete alındığı, bir müddet hesabı ödemesi hususunda konuştukları, katılanı tehdit ederek ve darp ederek ödeme yapmaya zorladıkları, ilk ödemenin banka havalesiyle 06.29'da son ödemenin ise 06.32'de yapıldığı, kamera görüntü izleme tutanağına göre katılanın 06.30'da odadan çıktığı nazara alınarak sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmesi yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Kabule göre de;

Sanıklar hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§