"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2007/11 E., 2007/316 K.
SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, hakaret, görevi yaptırmamak için direnme
SUÇLARIN TARİHİ : 15.01.2006
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesi 26.07.2007 tarihli ve 2007/11 Esas, 2007/316 Karar sayılı kararının hükümlünün eşi tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Hükümlünün yokluğunda verilen kararın 25.09.2007 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleşmesi üzerine 18.03.2008 tarihinde infaza verildiği, hükümlü eşinin eski hale getirme ve temyiz istekli dilekçesinde özetle, ".. tebligatın eşine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, tebligatta ihtaratların doğru yapılmadığı, bu nedenle temyiz edemediği gerekçesi ile temyiz hakkının verilmesini.." talep ettiği, her ne kadar sözkonusu hükmün karar eteğinde temyiz süresinin ne şekilde başlayacağı açıkça belirtilmemişse de, gerekçeli kararı usule uygun tebliğ alan ve infaz aşamasında da hükümden haberdar olan hükümlünün, eski hale getirme talep tarihine kadar geçen uzun süre içerisinde sözkonusu hükme yönelik başvurabileceği yasal yolları bilecek durumda olduğu dikkate alındığında, hükümlünün yasal süresi içerisinde temyiz hakkını kullanmadığı anlaşılmakla, hükümlünün eşinin haklı bir sebebe dayanmayan eski hale getirme talebinin ve temyiz isteğinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317 nci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.01.2026 tarihinde sayın üye ... ve sayın üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Gerekçeli kararın sanığa 25.09.2007 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak gerekçeli kararın tefhim/tebliğ ve temyiz usulüne ilişkin açıklamaların yer aldığı kararın sonuç kısmında; "..sanığın yokluğunda iddia makamının talep ve mütalası yönünde 7 gün mahkememize verilecek bir dilekçe veya başvuru neticesinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere.." şeklinde karar verilmek suretiyle temyiz süresinin hangi tarihte ve ne şekilde başlayacağına ilişkin herhangi bir ibarenin yer almamaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40/2. maddesinde "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/2. maddesinde, "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.", 232/6 maddesinde de "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.", şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında; 5271 sayılı Kanun'un 40/1-2 maddeleri gereğince kusuru bulunmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişinin eski hale getirme isteminde bulunabileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişinin kusursuz sayılacağının kabulü gerekecektir.
Sözkonusu hükmün sonuç bölümünde temyiz süresinin hangi tarihte ve ne şekilde başlayacağı açıkça gösterilmediğinden. temyiz süresinin başlangıç tarihini bilmeyen hükümlünün temyiz süresinin kaçırılmasında kusuru bulunmadığının anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi yollamasıyla 263/1. maddesine aykırı davranılarak hükümlünün yanıltıldığı, bu itibarla hükümlünün eski hale getirme ve temyiz talebinin kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz. 14.01.2026