Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2025/3550 E. 2026/645 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2024/1653 E., 2024/2110 K.

SUÇ : Nitelikli mala zarar verme

HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.20 23... /15 78... /571 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu kararının katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4.Ceza Dairesinin 03.11.20 23... /39 53... /3729 Karar sayılı kararı ile hüküm eksik inceleme sebebi ile bozularak dosya Kayseri 9.Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Kayseri 9.Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.20 24... /11 16... /119 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 Sayılı Kanun'un 151/1, 152/2-1, 51/1, 51/3, 53/1 maddeleri uyarınca 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 02.07.2024 tarihli ve 2024/1653 Esas, 2024/2110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi,

"Şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin ihlal edildiğine, atılı suçun sanık tarafından işlendiği kesin olmadığı halde mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

Katılan Vekilinin Temyiz İstemi,

Alt sınırdan ceza verilmesinin ve cezanın ertelenmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 02.07.2024 tarihli ve 2024/1653 Esas, 2024/2110 Karar sayılı kararında sanık müdafiince ve katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık ile katılanın oğlu olan ...... 18.10.2021 tarihinde boşandıkları, sanığın, eski kayınpederi olan katılanın aracını 10.03.2022 günü yakarak zarar verdiği anlaşılmıştır. Sanık ile katılan kayın hısmıdır. Kan ve kayın hısımlığı kavramları, tıpkı mülkiyet, zilyetlik, paydaşlık veya elbirliği mülkiyeti, taşınır ve taşınmaz mal, evlenme, hak vb. birçok kavram gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmamıştır. Kanun koyucu tarafından 5237 sayılı Kanun'da yer alan suçlar açısından bu kavramların ilgili kanunlardaki tanımlamalar dışında anlaşılması ve sonuç doğurmasının istenmesi halinde istisnai düzenleme getirilmesi mümkün iken, bunun tercih edilmediği göz önüne alındığında, Aynı Kanun'da yer alan bu kavramların, aksine özel bir düzenleme bulunmadığı sürece ilgili kanunlardaki tanımlara göre anlaşılması ve uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde, Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmayan bazı kavramlar, Türk Ceza Kanunu açısından da ilgili kanunlardaki tanımları doğrultusunda anlaşılıp uygulanırken, bazı kavramların ise Türk Ceza Kanunu açısından ilgili kanunlarındaki tanımlama dışında anlaşılması ve uygulanması gerektiğinin kabulü sonucuna ulaşılır ki, bunun hiçbir kanuni dayanağı olmadığı, sanık aleyhine yasa yorumlanarak durumu ağırlaştırılamayacağı gibi ayrıca modern ceza hukukunun temel ilkelerinden olan ve 5237 sayılı Kanun'un 2. maddesinde belirtilen aleyhe yorum yasağı ilkesine ve kanun koyucunun iradesine de aykırıdır.

4721 sayılı Medeni Kanun'un 18/2. maddesindeki, “kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz” şeklindeki açık düzenleme ile bu hükmün Türk Ceza Kanunu açısından uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin olmaması karşısında, kayın hısımlığı ilişkisi, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesi ile ortadan kalkmayacağından, suç tarihinde eski kayın pederi olan katılana karşı işlediği mala zarar verme suçundan dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167/1. maddesinin uygulanması gerektiği bu sebeple sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği düşüncesi ile; çoğunluğun kararın onanması düşüncesine iştirak edilmemiştir.

§