"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1984 E., 2022/1701 K.
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2018/323 Esas, 2021/265 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 15272-a, 62/1.maddesi uyarınca 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2021/1984 Esas, 2022/1701 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin ve sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulü ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 167/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/4-b maddesi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
Katılan Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık ile katılanın kızının suç tarihinden önce boşandıkları ve olayda şahsi cezasızlık sebebinin varlığının kabul edilemeyeceğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Sanığın, katılanın damadı olduğu, sanık ile katılanın kızının ise suç tarihi olan 18.12.2017 tarihinden önce 30.05.2016 tarihinde boşandıkları ve kesinleştiği, şahsi cezasızlık sebebi 5237 sayılı Kanun'un 167/1. maddesinde düzenlenerek, yağma ve nitelikli yağma hariç malvarlığına yönelik suçların, aynı maddenin (b) fıkrasına göre "Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın" hakkında işlenmesi halinde ceza verilemeyeceği öngörülmüştür. Kayın hısımlığı ise 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 18.maddesinde tanımlanmış ve kayın hısımlığının, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmayacağı düzenlenmiştir. 4271 sayılı Kanundaki düzenlemeler, aile arasındaki bağların devamının temini bakımından önemlidir ve bu alana ait düzenleme getirmektedir. Türk Medeni Kanunun kayın hısımlığına ilişkin maddesinin, evlenme yasağı ve miras hukuku açısından uygulandığı,
Türk Ceza Kanunu açısından uygulamasının olmadığı gözetilmeden boşandıktan sonra eski eşler arasında bile uygulaması olmayan 5237 sayılı Kanun'un 167/1 maddesinin, katılanın eski damadı hakkında uygulanmaya devam edeceğinin kabulünün, Ceza Kanunun uygulanmasına, yorumlarına ve hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığından sanık hakkında mala zarar verme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken yerine yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, mahkûmiyet kararının 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Çorum 3. Asliye Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
20.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanık ile katılanın kızı olan .... 30.05.2016 tarihinde boşandıkları, sanığın, eski kayınpederi olan katılanın bağ evini 18.12.2017 günü yakarak zarar verdiği anlaşılmıştır. Kan ve kayın hısımlığı kavramları, tıpkı mülkiyet, zilyetlik, paydaşlık veya elbirliği mülkiyeti, taşınır ve taşınmaz mal, evlenme, hak vb. birçok kavram gibi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmamıştır. Kanun koyucu tarafından 5237 sayılı Kanun'da yer alan suçlar açısından bu kavramların ilgili kanunlardaki tanımlamalar dışında anlaşılması ve sonuç doğurmasının istenmesi halinde istisnai düzenleme getirilmesi mümkün iken, bunun tercih edilmediği göz önüne alındığında, aynı Kanun'da yer alan bu kavramların, aksine özel bir düzenleme bulunmadığı sürece ilgili kanunlardaki tanımlara göre anlaşılması ve uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde, Türk Ceza Kanunu'nda tanımlanmayan bazı kavramlar, 5237 sayılı Kanun'da açısından da ilgili kanunlardaki tanımları doğrultusunda anlaşılıp uygulanırken, bazı kavramların ise 5237 sayılı Kanun açısından ilgili kanunlarındaki tanımlama dışında anlaşılması ve uygulanması gerektiğinin kabulü sonucuna ulaşılır ki, bunun hiçbir kanuni dayanağı olmadığı, sanık aleyhine yasa yorumlanarak durumu ağırlaştırılamayacağı gibi ayrıca modern ceza hukukunun temel ilkelerinden olan ve 5237 sayılı Kanun'un 2. maddesinde belirtilen aleyhe yorum yasağı ilkesine ve kanun koyucunun iradesine de aykırıdır.
4721 sayılı Medeni Kanun'un 18/2. maddesindeki, “kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz” şeklindeki açık düzenleme ile bu hükmün 5237 sayılı Kanun açısından uygulanmayacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenlemenin olmaması karşısında, kayın hısımlığı ilişkisi, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesi ile ortadan kalkmayacağından, suç tarihinde eski kayın pederi olan katılana karşı işlediği mala zarar verme suçundan dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 167/1. maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır bu sebeple sanık kararın onanması gerektiği düşüncesi ile; çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak edilmemiştir.