"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/103 E. 2024/239 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Bozma
1. Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 07.06.2021 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın suça sürüklenen çocuk müdafiii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.02.2024 tarihli kararı ile bozulmasına ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin12.09.2024 tarihli, 2024/103 Esas, 2024/239 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)37/1,149/1-c,31/3,62/1.maddeleri uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz Sebebi,
1. Suça sürüklenen çocuğun söz konusu eylemi bilinçli bir irade ile yapmadığının açık olduğuna, geçmişteki kişilik yapısı ve dosyaya sundukları raporlardan da anlaşılacağı üzere düşük bir IQ sahip suça sürüklenen çocuğun, diğer yaşı büyük sanıkların zorlaması ve korkutmaları ile bilinçsiz bir şekilde eylemin sonucunu düşünmeden yaptığı ve eylem sonucunda herhangi bir menfaat elde etmediği de dosya kapsamından belli olduğuna, beraatine karar verilmesine,
2.Yağma suçunun unsurlarının olayda olmadığına, suça sürüklenen çocuğun eyleminin olsa olsa hırsızlık olarak nitelendirilebileceğine,müvekkilinin ve diğer sanıkların fikir ve eylem birliği içinde olduklarına dair dosyada herhangi bir delil mevcut olmadığına, suça sürüklenen çocuk hakkında lehe olan hükümlerin uygulaması yönündeki taleplerinin reddinin de usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin dosyaya sunduğu 16.12.2010 tarihli psikolog raporu fotokopisinde özetle suça sürüklenen çocuğun toplam IQ 69 olduğunun belirtilmesi karşısında; suça sürüklenen çocuğun Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu'na veya tam teşekküllü Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne sevki ile suç tarihi itibarıyla işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasını engelleyen ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini önemli derecede azaltan 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında herhangi bir akıl hastalığı bulunup bulunmadığına dair sağlık kurulu raporunun aldırılarak, sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinden, hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;
Suça sürüklenen çocuğun başlangıçta hırsızlık iradesi ile şikayetçinin elinden telefonunu alıp kaçtığı ve sonradan gelerek şikayetçiye cebir uygulayan şüphelilerin cebir uygulamalarına ilişkin iradesi olmadığından, suça sürüklenen çocuk hakkında suça konu eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b maddesinde düzenlenen elde ve üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturduğu halde delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2024 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bakırköy 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
15.01.2026 tarihinde karar verildi.