Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2024/885 E. 2026/512 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/1504 E., 2023/3193 K.

SUÇ : Nitelikli yağma

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar haklarında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A.1 İlk Derece

Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2022 tarihli ve 2021/41 Esas, 2022/30 Karar sayılı kararı ile sanıklar haklarında katılan ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148/2, 37/1, 149/1-a-c-d, 35, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 7 gün hapis cezası cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna, katılan ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148/2, 37/1, 149/1-a-c-d, 62... . maddeleri uyarınca 8 yıl 3 ay hapis cezası cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

B.1 İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 21.06.2022 tarihli ve 2022/947 Esas, 2022/1667 Karar sayılı ilamı ile; sanıkların savunması alındığı duruşmada "Nüfus ve sabıka kayıtları okundu" şeklinde belge ve tutanak okuma işlemi yapıldığı zapta geçmiş ise de; bu tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan duruşma zaptına geçmiş olmasının ilk derece mahkemesince karar yerindeki hükme esas alınan mezkur tutanakların okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği, Katılanların kolluğa sıcağı sıcağına vermiş oldukları 01.08.2019 tarihli şikayetlerinde sanık ...'ın da yağma eylemini işleyen sanıklar arasında bulunduğuna dair bir beyanlarının olmadığı halde bundan iki ay sonra Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş oldukları şikayetlerinde sanık ......... kendilerini yağmalayan kişi olarak şikayet etmiş olmaları nedeni ile beyanları arasındaki çelişkinin sebebinin bu iki katılandan sorulduktan sonra, katılan ...'ın 01.08.2019 tarihli sıcağı sıcağına alınan şikayetinde eylemin tabanca ile işlendiğinden bahsetmemiş olmasına rağmen, sonraki beyanında tabancadan bahsediyor olmasına göre, beyanları arasındaki çelişkinin bu katılandan sorulduktan sonra, suç konusu senedin emanetten getirtilip incelendiğinin görülmemiş olmasına ve senedin fotokopisinin dahi dosya arasında bulunmamış olmasına göre, senedin emanetten getirtilerek incelenip, incelendiğinin duruşma zaptına geçirildikten ve tasdikli bir sureti dosya arasına alındıktan sonra sanıkların Hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine eksik tahkikat ile hüküm kurulmuş olması, İlk derece mahkemesinin kabulüne göre; sanıkların olay zamanı aynı saik ve amaç ile aynı mal varlığına yönelik olarak farklı kişilere karşı yağma suçunu işlemiş olmalarının tek bir yağma suçu olacağı gözetilmeden, sanıklar hakkında her iki katılana ilişkin eylemleri nedeni ile ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulmuş olması,İlk derece mahkemesinin kabulüne göre; sanıkların Katılan ...'ye karşı sabit kabul edilen nitelikli yağma eylemlerinden kurulan mahkumiyet hükümlerinde hesap hatası sonucu eksik cezaya hükmolunması, İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükümlerinin kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin hatalı şekilde uygulanması gerekçeleriyle bozma kararı vermiştir.

A.2 İlk Derece

Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.02.2023 tarihli ve 2022/238 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan 5271 sayıl Kanun’un 223/2-e. maddesi uyarınca beraatine, sanık ...'ın katılanlar ... ve ...'ye yönelik nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 148/2, 149/1-d, 62... . maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

B.2 İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 24.10.2023 tarihli ve 2023/1504 Esas, ve 2023/3193 Karar sayılı kararı ile, sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekilinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine; sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1.Sanık ... müdafiinin Temyiz İstemi

Eksik inceleme ile karar verildiğine, sanık tarafından katılanlara zorla senet imzalatıldığına ilişkin hiçbir delil bulunmadığına, diğer sanığın suçlamalrdan beraat etmiş olduğunun dikkate alınmadığına, suça konu olayın taraflar arasında özel hukuku ilgilendiren bir alacak-verecek meselesi olduğuna, haksız tahrik hükümlerinin dikkate alınmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Katılanlar ... ve ... vekilinin Temyiz İstemi

Katılanların olayın şokunda olmaları ile korku ve panik içerisinde olduklarından ilk alınan kolluk ifadelerinin müdafi eşliğinde alınmadığından itibar edilemeyeceği, katılanların Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş oldukları beyanlarının tanık ...'in beyanları ilke uyuştuğu, ancak sanıkların mahkemeyi yanıltmaya yönelik beyanlarda bulundukları, diğer sanıkla fikir ve eylem birliği içinde olan sanık ... hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.01.2022 tarihli ve 2021/41 Esas, 2022/30 Karar sayılı dosyasında verilen nitelikli yağma hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 21.06.2022 tarihli ve 2022/947 Esas, 2022/1667 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-i. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedeni kapsamına girmediği, kaldı ki esaslı bir çok bozma sebebine de yer verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanıkların temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar haklarında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıkların temyiz haklarını etkilememiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... ... [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,

2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması........

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi'nin 21.06.2022 tarihli ve 2022/947 Esas, 2022/1667 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 06.02.2023 tarihli ve 2022/238 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılanlar ... ve ... vekili ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§