Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2024/798 E. 2026/680 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/974 E., 2023/2756 K.

SUÇ : Nitelikli yağma

HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve

sanık ...

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2020 tarihli görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde; İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.12.2022 tarihli ve 2021/250 Esas, 2022/746 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, sanık ... açısından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 38/1. maddesi delaletiyle, diğer sanıklar açısından da aynı Kanun'un 37/1. maddesi delaletiyle 149/1-c-d-son, 35/2, 53. maddeleri uyarınca 8 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 25.09.2023 tarihli ve 2023/974 Esas, 2023/2756 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... müdafii, sanık ... ............. müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ...'ın istinaf başvurularının "sanığın fiilleri yönünden kabul olunan oluşu içermeyen ve deliller ile kabul olunan oluş arasında irtibatı göstermeyen iddianame hukuken eksik ise de, bu eksikliğin bu aşama itibarıyla ikmal olunamaz oluşu gözetilerek bu husus", " ilk derece mahkemesince kimliklerin tesbiti esnasında ve hakların hatırlatılması sırasında kimliklerin araya başkaca bir hukuki işlem konulmaksızın ardısıra tesbiti ve keza hakların hatırlatılmasının ardarda yapılması luzumuna riayet olunmadan, böylece duruşma merasiminin insicamı gözetilmeksizin duruşmaların yapılmış olması", "T.C. kimlik numarası sorulmadan tesbit edilmesi hukuki eksiklik ise de, T.C. kimlik numarasının gerekçeli kararda açık kimlik bilgileri arasında belirtilmiş olması nedeniyle iş bu hukuka aykırılığın esasa müessir niteliğinin ortadan kalmış olması gözetilerek bu husus", ""Sanığın; Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK.nın 53/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hak ve yetkilerden TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA,"şeklinde kurulmak yerine; karar yerindeki gibi kurulmuş olması hukuka aykırı ise de, bu maddedeki hak ve yetki yoksunluklarının uygulanmasına ve ehliyetlerin kısıtlanmasına infaz aşamasında karar verilebilmesine yasal engel bulunmadığı gözetilerek bu husus", "Duruşma tutanaklarının; arkasına başka şeyler yazılı müsvette kağıtların ön yüzüne tanzim edilmek suretiyle yargılamanın en esaslı belgesi olan ve sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli belgenin bu niteliğine ve mahkeme duruşma tutanaklarının mehabetine eksiklik izafe edilecek şekilde tanzim edilmiş olması hukuka aykırı ise de, telafisi mümkün görülmediğinden;", "İddianamede nitelenen eylemlerin görüntülerini ihtiva eden ve iş bu nedenle kamu davasının esasa müessir delili olan görüntülerini ihtiva eden cd.nin soruşturma evresinde ilk derece mahkemesi, istinaf dairesi ve temyiz mahkemesince izlenebilmesi için kopyasının çıkarılıp dosya arasına bırakılması ve aslının emanette muhafazası yönünde soruşturma makamınca işlem tesis olunması yerine ve soruşturma makamınca bu işlemin tesis olunmaması halinde eksik bırakılan aynı işlemin kovuşturma evresinde kovuşturma makamınca ikmal edilmesi yerine, cd.nin kopyasının çıkarılmadan cd.nin kendisinin kamu davası dosyası içerisine bırakılmış olması ile yetinilmesi hukuki eksiklik ise de, mahallinde tamamlanabilir görüldüğünden" ve "İlk derece mahkemesince kovuşturma evresinde .... ...'ın bilirkişi olarak tayin olunduğu, buna ilişkin bilirkişi atama ve dosya teslimi tutanağında bilirkişinin o il Adalet Komisyonu bilirkişi listesinde ismi bulunan bilirkişilerden olup olmadığının yazılı olmadığı, bilirkişiye yemin yaptırıldığı, bilirkişinin listedeki bilirkişilerden olması halinde komisyonda yaptırılmış yemininin yeterli olduğu gözetilip yeniden yemin yaptırılmadan bu yemini hatırlatılarak ve bu yemini tahtında bilirkişi atanması ve yapacağı iş anlatılıp beyanının zapta geçirilmesi yerine, bu hususlara riayet olunmaksızın istinaf denetimine imkan vermeyecek şekilde tutanağın tanzimi, keza bilirkişi Adalet Komisyonu listesi harici atanmış ise yeminin yaptırılması ve liste harici atanmasının gerekçesinin açıkça tutanağa geçirilmesi yerine, bu hususların ikmal edilmemiş olması CMK.nın 63... . maddelerine aykırı görülmüş ise de, zikrolunan hususlar esasa müessir görülmemiş olduğundan" eleştirileri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde;

Hükmün tefhim edildiği 20.12.2022 tarihli celsede duruşmaya gelmeyen sanıklar yerine hazır olan sanıklar müdafiilerine son söz hakkı verilmediğinin anlaşılması karşısında; Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 17.02.2009 tarihli ve 2008/1-172 Esas, 2009/26 sayılı Kararında ayrıntıları açıklandığı üzere, hükümden önceki son sözün sanıklar müdafiilerine verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 216/3. maddesine muhalefet edilerek savunma haklarının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanıkların hakkında yağma suçundan verilen mahkûmiyet kararı son söz sanığın yokluğunda sanıklar müdafiine verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 216/3 maddesinde son sözün sanığa verileceği açıkça belirtildiği, sanıklar müdafiine bu hakkın vekaleten kullandırılacağına dair bir hükmün bulunmadığı, söz konusu ilam içeriğinde son olarak sanıklar müdafiinden mütalaya karşı diyeceklerini ve esas hakkındaki savunmasının sorulduğu ve sonrasında duruşmaya son verildiği anlaşılmakla, söz konusu kararın bozulmasına gerek olmadığı düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına muhalefet ediyorum. 20.01.2026

§