Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2024/5697 E. 2026/748 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

EK KARAR TARİHİ : 26.03.2024

SAYISI : 2024/3553 E., 2024/3590 K.

SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER : Esastan ret

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, ek kararı onama, bozma

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle ilk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükümleri ile bölge adliye mahkemesince ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan cezayı artıran hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek temyiz kapsamının sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında birden fazla kişi tarafından gece vakti konutta yağma, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu belirlenerek suça sürüklenen çocuk ... hakkında verilen 19.07.2024 tarihli ek karar kaldırılmak suretiyle yapılan incelemede gereği düşünüldü:

5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek temyiz sebebinin var olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hâkimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında, nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan yargılama sonucunda, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.06.2022 tarihli ve 2017/352 Esas, 2022/290 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocukların anılan suçlardan cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Cumhuriyet savcısı, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.03.2023 tarihli ve 2022/3651 Esas, 2023/809 Karar sayılı kararında özetle "Belirli celselerde suça sürüklenen çocukların 18 yaşını doldurdukları halde duruşmanın kapalı yapılması, suça sürüklenen çocuk ...'e 8. Celseden sonra müdafii ataması yapılmaması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/2. maddesiyle uygulama yapılması gerektiği, yağma suçunda 5237 sayılı Kanun'un 168/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda değerlendirme yapılması gerektiği sebebiyle bozulmasına karar verilerek ilk derece mahkemesine gönderildiği ilk derece mahkemesinin 17.10.2023 tarihli kararı ile; sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin istinaf başvurusunun ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.03.2023 tarihli ve 2024/276 Esas, 2024/972 Karar sayılı kararı ile esastan red ve düzeltilerek esastan red kararlarının verilmesi üzerine, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin kurulan hükme yönelik temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla;

5271 sayılı Kanun'un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.06.2022 tarihli ve 2017/352 Esas, 2022/290 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.03.2023 tarihli ve 2022/3651 Esas, 2023/809 Karar sayılı kararlarında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır değerlendirmesinde bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (ÖmerOral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025 ...) Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,

2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün

uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması..

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihlali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir.Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 23.03.2023 tarihli ve 2022/3651 Esas, 2023/809 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.10.2023 tarihli kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, kararında sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re'sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görüldüğünden hükümlerin, 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesi gereğince Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§