Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2024/1686 E. 2026/357 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

EK KARAR TARİHİ : 28.11.2023

SAYISI : 2023/2269 E., 2023/2908 K.

SUÇLAR : Nitelikli tehdit, kasten yaralama

HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek karar onama, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması

Temyiz isteminin sanık ... hakkında kurulan hükümlerle ilgili olduğu anlaşılmıştır.

Yapılan ön inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesince verilen 23.03.2021 tarihli kararın, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 25.10.2021 tarihli kararında "Katılan ile sanıklar arasında hesap ödeme meselesi nedeniyle .... Mahallesi, ..... Bulvarında faaliyet gösteren ... Birahanesi önünde tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanık ...'ın ele geçirilemeyen sopa ile katılana saldırarak darp ettiği, ayrıca adli emanetin 2016/1783 sırasında kayıtlı bulunan av tüfeği ile müştekiyi tehdit ettiği, diğer sanık ...'in ise adli emanetin 2016/1783 sırasında kayıtlı bulunan av tüfeği ile yaralama kastı ile katılana ateş ederek Uşak Adli Tıp Kurumunun 04/07/2019 tarih ve 2019/536 sayılı kati doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlike geçirmeyecek, yüzde sabit ize neden olmayacak şekilde kasten yaraladığı iddia edilen olayla ilgili olarak, olay sırasında kullanılan tüfekle yaralanan kişilerden olduğu anlaşılan ... ve ... ile katılanın beyanında geçen ... tanık sıfatıyla dinlenerek, kim tarafından nereye ve ne şekilde ateş edildiği, yaralama kastı ile mi yoksa korkutmak amacıyla mı veya gelişi güzel havaya mı ateş edildiği, katılan ile ... ve ...'ın ne şekilde, kim veya kimler tarafından yaralandığı hususları kesin biçimde saptanarak, katılanın saçma taneleri ile de yaralandığının anlaşılması karşısında, diğer tüm deliller de toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra yargılamaya devamla sanık ...'ın eyleminin genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması veya silahla tehdit ile silahla kasten yaralama suçlarından hangisi veya hangilerini oluşturduğu, sanık ...'in eyleminin ise silahla kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı, toplanacak kanıtlara göre katılanın yaralanması eyleminde 5237 sayılı TCK'nın 21/2. madde ve fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı hususları da tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi" gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e ve 289/1-e maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen nitelikli tehdit, kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, sanık hakkında nitelikli tehdit ve kasten yaralama suçlarından ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükümlerinin de temyizi kabil olduğu belirlenerek ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 28.11.2023 tarihli ek kararı kaldırılarak yapılan incelemede;

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece

Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2019/542 Esas, 2021/312 Karar sayılı kararı ile; sanık ... hakkında, nitelikli yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun' un 223/2-e maddesi uyarınca beraat, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan dava açılmış ise de eylemi genel güvenliği tehlikeye sokmak suçu olarak nitelendirilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170/1-c, 62/1, 50/1-a, 52/2. maddeleri uyarınca 3000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. İstinaf

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2021/1539 Esas, 2021/2220 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulu ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

C. İlk Derece

Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli, 2021/836 Esas ve 2023/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, nitelikli tehdit suçundan 5237 sayılı Kanun'un 106/2-a, 29, 62/1, 53, 58 maddelerinden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 29, 62/1, 53, 58. maddelerinden 11... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

D. İstinaf

1. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 06.11.2023 tarihli ve 2023/2269 Esas, 2023/2908 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kasten yaralama suçundan kurulan hüküme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yerine "Sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a madde ve fıkrası uyarınca sanığın beraatine, bu suçta yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına," şeklinde hükmün 5271 sayılı Kanun' un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 28.11.2023 tarihli, 2023/2269 Esas ve 2023/2908 Karar sayılı ek kararı ile " Sanık hakkında katılana yönelik kasten yaralama suçundan verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararına karşı sanığın yapmış olduğu temyiz talebinin hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince sanık ... hakkında silahla tehdit suçu yönünden ilk derece mahkemece verilen mahkumiyet kararının kaldırılarak sanık hakkında silahla tehdit suçundan verilen beraat kararı usul ve yasaya ve dosya kapsamındaki delil durumuna aykırı olup, kararı bu bakımdan temyiz ettiklerini, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan mahkumiyet kararı kurulması gerektiğine, sanığın eylemlerinin ayrı ayrı eylemler olup hem kasten yaralama hem de silahlı tehdit suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğinden silahlı tehdit suçundan beraat kararının kaldırılarak mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

2. Sanığın Temyiz İstemi

Söz konusu olayda meşru müdafaa ve haksız tahrik şartları oluştuğundan kasten yaralama suçundan verilen cezasında 5237 sayılı Kanun 25... maddeleri uyarınca hakkında beraat kararı verilmesi ya da cezasında indirim yapılması gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Sanık hakkında yapılan yargılamada, Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2019/542 Esas, 2021/312 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında, nitelikli yaralama suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraat, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan dava açılmış ise de eylemi genel güvenliği tehlikeye sokmak suçu olarak nitelendirilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 170/1-c, 62/1, 50/1-a, 52/2 maddeleri uyarınca 3000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2021/1539 Esas, 2021/2220 Karar sayılı kararı ile kararında "Katılan ile sanıklar arasında hesap ödeme meselesi nedeniyle .... Mahallesi, .... Bulvarında faaliyet gösteren ... Birahanesi önünde tartışma çıktığı, tartışma sırasında sanık ...'ın ele geçirilemeyen sopa ile katılana saldırarak darp ettiği, ayrıca adli emanetin 2016/1783 sırasında kayıtlı bulunan av tüfeği ile müştekiyi tehdit ettiği, diğer sanık ...'in ise adli emanetin 2016/1783 sırasında kayıtlı bulunan av tüfeği ile yaralama kastı ile katılana ateş ederek Uşak Adli Tıp Kurumunun 04/07/2019 tarih ve 2019/536 sayılı kati doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlike geçirmeyecek, yüzde sabit ize neden olmayacak şekilde kasten yaraladığı iddia edilen olayla ilgili olarak, olay sırasında kullanılan tüfekle yaralanan kişilerden olduğu anlaşılan ... ve ... ile katılanın beyanında geçen ... tanık sıfatıyla dinlenerek, kim tarafından nereye ve ne şekilde ateş edildiği, yaralama kastı ile mi yoksa korkutmak amacıyla mı veya gelişi güzel havaya mı ateş edildiği, katılan ile ... ve ...'ın ne şekilde, kim veya kimler tarafından yaralandığı hususları kesin biçimde saptanarak, katılanın saçma taneleri ile de yaralandığının anlaşılması karşısında, diğer tüm deliller de toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra yargılamaya devamla sanık ...'ın eyleminin genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması veya silahla tehdit ile silahla kasten yaralama suçlarından hangisi veya hangilerini oluşturduğu, sanık ...'in eyleminin ise silahla kasten yaralama suçunu oluşturup oluşturmadığı, toplanacak kanıtlara göre katılanın yaralanması eyleminde 5237 sayılı TCK'nın 21/2. madde ve fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı hususları da tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi" şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1-e maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, ilk derece mahkemesince sanık hakkında nitelikli tehdit ve kasten yaralama suçlarından mahkumiyet kararı verildiği, katılan vekili ve sanığın istinaf başvurusunun ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 06.11.2023 tarihli ve 2023/2269 Esas, 2023/2908 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kasten yaralama suçundan kurulan hüküme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince nitelikli tehdit suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yerine "Sanık ... hakkında silahla tehdit suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a madde ve fıkrası uyarınca sanığın beraatine, bu suçta yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına," şeklinde hükmün 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, katılan vekili ve sanığın temyiz isteminde bulundukları anlaşılmakla;

5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2019/542 Esas, 2021/312 Karar sayılı dosyasında verilen hükümlere yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2021/1539 Esas, 2021/2220 Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanık hakkında nitelikli tehdit suçundan verilen hüküm yönünden bölge adliye mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanığın temyiz hakkını etkilememiş ise de, anılan bozma ilamı sanık hakkında kasten yaralama suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve 5 yılı aşmayan mahkumiyet hükmünün esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi gereğince kesin nitelikte olduğu ve sanığın temyiz imkanının ortadan kaldırıldığı, oysa bölge adliye mahkemesince yasaya aykırı bozma ilamı yerine davanın yeniden görülmesine karar verilerek aynı mahkûmiyet hükmünün verilmesi durumunda 5271 sayılı Kanun'un 286/2-d maddesi uyarınca verilen kararın temyizi kabil bir karar olacağı, görüldüğü üzere bölge adliye mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir (Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:

1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,

2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........

Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müteessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.

Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).

Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 25.10.2021 tarihli ve 2021/1539 Esas, 2021/2220 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.06.2023 tarihli, 2021/836 Esas ve 2023/395 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, katılan vekili ve sanığın temyiz istemlerinin kabulü ile diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

13.01.2026 tarihinde karar verildi.

§