Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

6. Ceza Dairesi

Dosya2024/1395 E. 2026/687 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/2154 E., 2023/3753 K.

SUÇ : Nitelikli yağma

HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk derece

İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/99 Esas, 2023/102 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-h, 62, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 05.12.2023 tarihli ve 2023/2154 Esas, 2023/3753 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, "...Somut dava dosyasında bu hususları bütünüyle ihtiva etmeyen, sanığın fiilleri yönünden kabul olunan oluşu içermeyen ve deliller ile kabul olunan oluş arasında irtibatı göstermeyen iddianame hukuken eksik ise de, bu eksikliğin bu aşama itibarıyla ikmal olunamaz oluşu gözetilerek bu husus,...İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün kanuni sonucu olarak TCK.nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin olarak TCK.nın 53/1-b fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile "b" fıkrasındaki bazı hak ve ehliyetlerin kısıtlanması açısından kısmen iptal edildiği gözetilmeden, Ve; TCK.nın 53/1-(c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakları ile vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA karar verilmesi gerektiği gözetilmeden; Hükmün; "Sanığın; Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK.nın 53/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hak ve yetkilerden TCK.nın 53/1-a,b,d,e maddesinde sayılan hak ve yetkiler ile "c" fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden kendi altsoyu dışında kalan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/2. maddesi gereğince cezanın infazının tamamlanması anına kadar, TCK.nın 53/1-c fıkrasındaki hak ve yetkilerden kendi altsoyu olan kişiler ile ilgili hak ve yetkinin kullanılmasından TCK.nın 53/3-1. cümlesi gereğince bu hak veya yetkilerin denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edildiği ana kadar veya koşullu salıverilmesine karar verildiği ana kadar YOKSUN BIRAKILMASINA," şeklinde kurulmak yerine; karar yerindeki gibi kurulmuş olması hukuka aykırı ise de, bu maddedeki hak ve yetki yoksunluklarının uygulanmasına ve ehliyetlerin kısıtlanmasına infaz aşamasında karar verilebilmesine yasal engel bulunmadığı gözetilerek bu husus,...İddianamede nitelenen eylemlerin görüntülerini ihtiva eden ve iş bu nedenle kamu davasının esasa müessir delili olan görüntülerini ihtiva eden cd.nin soruşturma evresinde ilk derece mahkemesi, istinaf dairesi ve temyiz mahkemesince izlenebilmesi için kopyasının çıkarılıp dosya arasına bırakılması ve aslının emanette muhafazası yönünde soruşturma makamınca işlem tesis olunması yerine ve soruşturma makamınca bu işlemin tesis olunmaması halinde eksik bırakılan aynı işlemin kovuşturma evresinde kovuşturma makamınca ikmal edilmesi yerine, cd.nin kopyasının çıkarılmadan cd.nin kendisinin kamu davası dosyası içerisine bırakılmış olması ile yetinilmesi hukuki eksiklik ise de, mahallinde tamamlanabilir görüldüğünden,.." eleştirileri ile birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Sanık ve Müdafinin Temyiz İstemi

Kararın hukuka ve vicdana aykırı olduğuna, dosya kapsamında mahkûmiyete esas alınan tek delilin doğruluğu şüpheli bulunan müşteki teşhisi olduğuna, sanığın tipinin ülkemizde yaygın bulunan bir yüz tipi olması, eylemin karanlıkta ve çok kısa bir sürede gerçekleşmesi ve teşhis işleminin olaydan 9 gün sonra yapılması da dikkate alındığında başka ülke vatandaşı olan ve duruşmada dinlenmeyen şikâyetçinin eylemi gerçekleştiren kişi ile sanığı birbirine karıştırma ihtimalinin yüksek olduğuna, şikâyetçi duruşmada dinlenmeden karar verildiğine, sanığın lehine olacak deliller toplanmadan eksik araştırma ile karar verilerek adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine, görevsizlik kararı veren asliye ceza mahkemesi tarafından sanığın olay tarihinde bulunduğu yerin tespiti amacıyla getirilmesini istediği HTS kayıtlarının dosyaya girmediğine, kararın haksız olduğuna ve bozulmasının gerektiğine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında, sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ile resen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun 'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302. maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

19.01.2026 tarihinde karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Yağma suçunun oluşabilmesi için, suça konu malın, elinde bulunduran kişiden cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle alınması veya mağdurun malı teslime ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınması gerekir. Dolayısıyla yağma suçunda mağdur, cebir veya tehdit kullanılması ve bunun sonucunda malın alınması, teslimi ya da malın alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılmaktadır. Cebir veya tehdit, bir kimseyi, malını teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya mecbur kılmak için yapılmalıdır. Cebir veya tehdidin bu amaçla ve bu şekilde yapılması, yağma suçunu, malvarlığına karşı işlenen diğer suçlardan ayırmaktadır.

Hırsızlık suçunun başlangıcından tamamlanıncaya kadar, zilyedin tasarruf olanağının kalkmasına kadarki aşamada kullanılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür.

Yağma suçunun cebir ve tehdit ögesinin, malın müştekinin hakimiyet alanından çıkarmaya yönelik objektif olarak ciddi nitelikte ve malın zilyedine yönelik olması gerekir.

Cebir ve tehdit, mal alındıktan sonra yani zilyedin eşya üzerindeki hakimiyeti kalktıktan sonra zilyedin; malın kendisine teslimini sağlama çabası yada geri almasını engellemeye yönelik ise eylem yağmaya dönüşmeyecek, tamamlanan hırsızlık ve ayrıca tehdit veya müessir fiil suçlarından ceza verilecektir.

Bu açıklamalar ışığında somut olayda; olay tarihi olan 29.09.2020 günü saat 04:20 sıralarında müştekinin taksiden inip yaya olarak telefonla konuştuğu esnada sürücülüğünü kimliği tespit edilmeyen şahsın yaptığı ve arkasında sanığın oturduğu motosikletin müştekinin yanına yaklaştığı, sanığın müştekinin elinde bulunan ve içerisinde 1.500,00 TL civarında para, pasaport ve anahtarlar olan çantayı cebir veya tehdit kullanmaksızın çekip almaya çalıştığı, müştekinin olayın sıcağı sıcağına kollukta verdiği "... o esnada motorsikletli iki şahıs arkamdan yaklaşarak elimdeki siyah -beyaz renkli çantamı alıp gitmeye çalıştı. O anki refleks haliyle çantama sarıldım, tutmaya çalıştım, fakat çok uzun süre dayanamayıp çantamı bıraktım ve iki şahıs hızlıca ... Meydana doğru kaçtı.." şeklindeki beyanından da anlaşılacağı üzere müştekinin çantasını vermemek için kısa bir süre direndiği ancak sanığın suça konu çantayı alarak olay yerinden kaçtığı, sanık tarafından doğrudan müştekinin şahsına yönelik cebir ve tehdit uygulanmadığı, kuvvet sarfının tamamen suçun konusu eşyaya yönelik olduğu, birleşik suç olan yağma suçu çözümlendiğinde hırsızlık suçunun tamamlandığı fakat yağma suçunun cebir ve tehdit ögesini oluşturacak kasten yaralama veya tehdit suçunun olayda tamamlanmadığı bu nedenle sanığın eyleminin; 5237 sayılı Kanun'un 142/2-b. maddesinde düzenlenen elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturuduğu düşüncesinde olduğumuzdan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluğun onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

§