Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Hukuk Dairesi

Dosya2025/9276 E. 2026/1460 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2940 Esas, 2024/2562 Karar

KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar

İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/311 Esas, 2023/117 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen kesin karara karşı davalılar vekili tavzih talebinde bulunmuş olup, yapılan yargılama sonunda; Bölge Adliye Mahkemesince 30.01.2025 tarihli ek karar ile tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince verilen 30.01.2025 tarihli ek karara karşı davalılar vekilinin temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 21.05.2025 tarihli ek kararı ile davalıların temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.

Ek karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri dikkate alınarak temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de 15.04.2022 tarihli ve 31810 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.02.2022 tarihli ve 2021/34 Esas, 2022/21 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 341 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin "kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davalar" yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği gözetildiğinde; temyiz yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi için de aynı hususun uygulanması gerektiğinden 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir.

Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla 21.05.2025 tarihli ek kararın ortadan kaldırılması gerekir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Çanakkale ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 3817 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 2942 Sayılı Kanun hükümlerine ve Anayasa'nın 46 ncı maddesinde belirlenmiş kamulaştırma esaslarına aykırı ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkillerinin yasal mirasçısı olduğu miras bırakan ... adına kayıtlı bulunan taşınmazla ilgili 4650 Sayılı Kanun'la değişik 2942 Sayılı Kanun'un 27 nci maddesi hükmüne dayanılarak "... Elektrik Doğalgaz Bağlantı hattı güzergahına isabet ettiği gerekçesi ile" Acele kamulaştırma" işleminin uygulanmış bulunmasına rağmen 2942 Sayılı Kanun'un 8 nci maddesi gereğince rıza-i ferağ ile ilgili mülkiyet bedelinde anlaşma sağlanamaması nedeni ile Kanun'un 10 uncu maddesi hükmü gereğince kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili talebi ile görevli Mahkeme'ye başvurarak kamulaştırma işleminin tamamlaması gerekmekte iken, geçen sürece rağmen yasal sorumluluğun yerine getirilmediğini, davacı kurum tarafından acele el koyma kararının verildiği tarihten itibaren makul süre olarak belirlenmiş bulunan 6 ay içinde kamulaştırma bedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulmadığını, davacı idare ile müvekkilleri arasında aynı taşınmazla ilgili açılmış ve yargılaması sürmekte olan davanın varlığı nedeni ile davacı idare tarafından açılan davanın derdestlik nedeni ile de reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın derdestlik nedeni ile ve davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaati halinde ise, davanın ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/165 Esas, sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini, mahkemenin aksi kanaati halinde ise; taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile yasalarca belirlenmiş faiz oranları da dikkate alınarak acele kamulaştırma tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin bloke ettirilerek davalı taraflara derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazların adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, üretim giderlerinin brüt gelire oranının % 45 olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, taşınmazın metrekare birim fiyatında %50 oranında artırımın çok yüksek olduğunu, davacı kurum lehine vekâlet ücretine takdir edilmemesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kaldırma kararı sonrasında alınan ek raporla %50 objektif değer artışı yapılmasının hatalı olduğunu, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, birleştirme taleplerinin dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, idarenin acele kamulaştırma kararının verildiği 14.12.2016 tarihinden 2 yıldan daha fazla süre sonra makul süreye aykırı olarak 25.01.2016 tarihinde açılan bu davanın kanuna aykırı olduğunu, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası bulunduğundan derdestlik itirazında bulunulduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi, aksi kanaat halinde ise birleştirme kararı verilmesinin talep edildiği, ancak yerel mahkemece bu hususlarda bir karar verilmediğini, dava tarihi itibarıyla taşınmazın 6.300 m² olduğu, ancak taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak taşınmazın metrekaresinde değişiklik olduğu belirtilerek 3.133,22 m² üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde davacı kurum tarafından fark kamulaştırma bedelinin müvekkilleri adına payları oranında depo edilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırma fark bedeline 4 aylık süreden sonra faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden 4 aylık sürenin başlatılması ile 26.05.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda nohut ve kavun için verim miktarının ortalama olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın verimli olduğunun dosya kapsamında sabit olduğunu, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, dava konusu taşınmazın deniz kenarına çok yalın olduğunu ve kuru tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; öncelikle, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre münavebeye alınan ürünlerin masrafları brüt gelirin 1/3 oranının üzerinde olduğu, bu hususun Daire kaldırma kararında gösterilen sebeplerden olduğu halde bilirkişi raporunda İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerinde nohutun üretim giderlerinin, brüt gelire oranı %57,96, kavunun ise %64,20 olduğunu tespit edip ürünler için masrafın alarak hesaplama yapıldığı, diğer yandan, taşınmazın köye ve yeni yapılan yollara yakınlığı ve deniz kıyısında olması dikkate alınarak %300 oranında Objektif Değer Artışı uygulanması gerekirken %50 Objektif Değer Artış oranı uygulanması yerinde görülmediğinden İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne yönelik kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın kesin olarak verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz başvuru dilekçesinin reddine ilişkin kararının kanuna aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeli olarak belirlenen 547.819,21 TL’nin kesinlik sınırının üzerinde kaldığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararda kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza idarece acele el koyma kararıyla da olsa gerçek kamulaştırma bedeli ödenmeden el konulmasının Anayasa’nın 46 ncı maddesine ve 2942 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine aykırı olduğunu, müvekkilleri tarafından açılan kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasının devam ederken idarenin acele kamulaştırma kararının verildiği 14.12.2016 tarihinden 2 yıldan daha fazla süre sonra makul süreye aykırı olarak 25.01.2016 tarihinde açılan bu davanın kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince verilen kesin süre içerisinde davacı kurum tarafından fark kamulaştırma bedelinin müvekkilleri adına payları oranında depo edilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davasında derdestlik itirazında bulunularak davanın usulden reddine karar verilmesi, aksi kanaat halinde ise birleştirme kararı verilmesinin talep edildiği, ancak yerel mahkemece bu hususlarda bir karar verilmediğini, kamulaştırma fark bedeline 4 aylık süreden sonra faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihi olan 25.01.2019 tarihinden 4 aylık sürenin başlatılması ile 26.05.2019 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yönünde verilen kararın hatalı olduğunu, kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini, dava konusu taşınmazın deniz kenarına çok yakın olduğunu ve kuru tarım arazisi olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.

2.Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 21.05.2025 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı kalan harçların istenildiğinde davalılara iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılar vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle), açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 04.02.2026

§