"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2932 Esas, 2025/463 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... köyü 1 01... parsel (ifrazla 1 01... parsel) sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın her ne kadar tapu kaydında tarla vasfında gözükse de imar izni alınmış büyükbaş hayvancılık tesisi alanı olduğunu, bu durumun cevap dilekçesi ekinde sundukları ... ve ... Belediye Başkanlıklarına ait yazılardan görülebileceğini, bu nedenle taşınmazın arsa niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacı idare tarafından tanzim edilen tescil bildiriminde (c) harfi ile gösterilen 2.741 m²lik kısmın işe yaramaz hale geldiğini, bu kısmın kamulaştırılması gerektiğini, müvekkilinin kapalı ahır yapmayı planladığı (a) harfi ile gösterilen kısmın ise 50.011,67 m²ye düştüğünü, bu alana uygun olarak yeni proje çizdirmesi gerekeceğini, yeni projede kapalı inşaat alanının 1.333,21 m² azalarak 12.279,54 m² olacağını, böylece yapılması planlanan sekiz ahırdan birinin iptal edilmek zorunda kalınacağını, inşaat alanındaki kaybın hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, keza alınan imar izni, uygulanamayan proje, müvekkili tarafından taşınmaza açılan yolun ve davacı idarece kesilen taşınmaz üzerindeki erik ağaçlarının da kamulaştırma bedeli hesaplamasına dahil edilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2021 tarihli ve 2020/112 Esas, 2021/475 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/1081 Esas, 2022/2893 Karar sayılı kararı ile dava konusu sulu arazi ve erik bahçesi niteliğindeki taşınmazlara dava tarihinde geçerli olan resmî veri listesi esas alınarak, yöre koşullarına uygun münavebe ürünleri seçilmek suretiyle, sulu arazi için %4 oranında kapitalizasyon faiz oranı uygulanarak zirai net gelir yöntemine göre değer biçilmesinin isabetli olduğunu, tespit edilen metrekare değerleri aynı yöreden Dairelerine intikal eden dava dosyalarındaki metrekare bedelleri ile uyumlu olduğundan bu hususlara değinen istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında amaç taşınmazın gerçek değerini bulmak olduğundan, taşınmazın boş arazi olan kısmına daha yüksek oranda objektif değer artış oranı uygulanmasının çelişkili olmadığı, zira birbirlerine komşu taşınmazlarda boş arazi için farklı objektif değer artış oranı, meyve bahçesi için farklı bir oran uygulanabildiğini, ayrıca taşınmazdaki büyükbaş hayvan ahırı inşaat projesi bağlamında ileri sürülen değer kaybının ibraz edilen proje ve çizimlere hasren söz konusu projenin yerine getirilememesi sebebiyle taşınmazda başkaca bir değer kaybının yaşanıp yaşanmadığının da uzman bilirkişi tarafından denetime elverişli şekilde incelenerek taşınmaz üzerinde tesis edilmiş mevzi imar planına uygun tesisin mevcut olmadığı, aradan geçen süre içerisinde mevcut mevzi imar planına göre projenin tadil edilerek uygulanmasına kamulaştırma tarihi itibari ile herhangi bir engel bulunmadığının belirtilmesi sebebiyle bu nedenden dolayı taşınmazda değer kaybının yaşanmadığının anlaşıldığı, bu noktaya ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde görülmediği, ancak ilk kararın istinaf incelemesinde kamulaştırma harici kalan ve krokide (C1) harfiyle gösterilen kısmın tamamının kamulaştırılmasında hukuka aykırılık görülmemesine rağmen, istinaf kararından sonra aynı kısımla ilgili olarak bu kez %50 değer kaybından hareketle hesaplama yapılmasının doğru görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının davacı idare yönünden esastan reddine, davalı yönünden kısmen kabulü ile (C1) harfli kısmın tamamının bedelinin kamulaştırma bedeline eklenmesi ve tapu kaydının da iptaliyle davacı idare adına tescili bakımından düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2022 tarihli ve 2022/1081 Esas, 2022/2893 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosya kapsamında yer alan ... Belediye Başkanlığının 06.07.2017 tarihli yazısına göre; dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce (Kapatılan) ... Belediye Meclisinin 05.10.2012 tarihli ve 52 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 ölçekli Mevzi İmar Planına sahip olduğu ve hatta taşınmazın kök parsellerinden (Kapatılan) ... Belediye Encümeninin 28.11.2012 tarihli ve 187 sayılı kararıyla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca yapılan imar uygulaması sonucunda düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı anlaşılmakta olup, 11.03.1983 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 28.02.1983 tarihli ve 6122 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 1 inci maddesinin (c) bendi uyarınca dava konusu taşınmazın arsa vasfını taşıdığı kabul edilmesi gerekirken arazi niteliğinde değer biçen rapora göre hüküm kurulması, her iki tarafın da fen bilirkişi krokisinde (C1) ile gösterilen kısmın kamulaştırılmamasına yönelik talepte bulunduğu gözetilerek arta kalan bu bölüm yönünden yüzölçümü, geometrik durumu ve kullanım amacı dikkate alındığında %50 oranında değer azalışı oluşacağının düşünülmemesi, dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan haciz şerhlerinin hükmedilen bedele yansıtılmaması gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda dava konusu taşınmazın arsa vasfında kabulüyle bilirkişi heyetinin 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendindeki esaslara uygun olarak düzenlediği 27.05.2024 tarihli raporunun karara esas alınmasına, hükmüne uyulan bozma kararı doğrultusunda fen bilirkişisinin krokisinde (C1) ile gösterilen arta kalan bölüm yönünden yüzölçümü, geometrik durumu ve kullanım amacı dikkate alındığında %50 oranında değer azalışı oluşacağının kabul edilmesine, hüküm kurulurken dava konusu taşınmazın tapu kaydında yer alan haciz şerhlerinin hükmedilen bedele yansıtılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz arazi niteliğinde olduğu hâlde, arsa kabul edilmesinin doğru olmadığını, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, faiz hükmünün hatalı kurulduğunu, buna göre hükmedilen bedelin 289.872,63 TL’lik kısmı için ilk karar tarihine kadar, bakiye 58.316,05 TL’lik kısmı için son karar tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma nedeniyle müvekkilinin planladığı tesiste meydana gelecek değer azalmasının hesaplamaya dahil edilmediğini, bu hususta içerisinde inşaat mühendisinin de bulunduğu bir bilirkişi heyetinden itirazlarını da karşılayacak şekilde rapor alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırmadan önce taşınmazın alanının %25 oranına tekabül eden 13.612,75 m²lik kapalı inşaat alanına sahip olduğu, fen bilirkişi krokisinde gösterilen (B1), (B2), (D1) ve (D2) kısımlarının kamulaştırılması ve (C1) ile (C2) kısımlarının ise taşınmazdan ayrılarak kullanılamaz hale gelmesi sonrasında yeni projede kapalı inşaat alanının 1.333,21 m² azalarak 12.279,54 m² olduğunu, böylece yapılması planlanan sekiz ahırdan ikisinin iptal edilmek zorunda kalınacağını, inşaat alanındaki kaybın hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, kamulaştırma öncesinde mevcut olan traktör dönüş yerinin kamulaştırma sonrasında kullanım dışı kaldığını, müvekkilinin yeni traktör dönüş yeri yapabilmesi için yaklaşık 20 adet erik ağacını kesmek zorunda kaldığını, bu ağaçların bedellerinin de hesaplanarak kamulaştırma bedeline ilave edilmesini, kamulaştırmadan arta kalan ve fen bilirkişi krokisinde (C1) olarak gösterilen alanın kamulaştırılmasını istemediklerini, bu alanda %50 oranda değer düşüklüğü bedelinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, bu taleplerinin dikkate alınmadığını, ayrıca bu alandaki değer düşüklüğü bedelinin hesaplanmasında kapama erik bahçesi yerine, arazi birim bedelinin kullanılmasının hatalı olduğunu, müvekkili lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Buna karşın, kamu düzeni gereğince yapılan incelemede davacı idare harçtan muaf olduğu hâlde, aleyhine harca hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzeni gereğince yapılan inceleme sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinin hükümden tümüyle çıkartılması, yerine "Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harçların istek halinde yatırana iadesine" cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasının istinaf yargılamasına ilişkin başlığı altındaki (2) numaralı bendinin (b) harfi ile gösterilen alt bendinde yer alan "davacıdan alınarak davalıya ödenmesine" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "davalıya iadesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.