Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Hukuk Dairesi

Dosya2025/7681 E. 2026/1558 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/510 Esas, 2025/228 Karar

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/301 Esas, 2021/224 Karar

Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 13 32... (eski 229) parsel sayılı taşınmazı tapu maliklerinden satın aldığını, davacı tarafından taşınmazın satın alınmasından sonra 1980 yılında yapılan kadastro çalışmasında davacının satın aldığı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerde kalması nedeni ile davacının taşınmazına karşılık tapu oluşturulmadığını, müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacıya intikalinden itibaren 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin de geçtiğini, davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacı dava konusu taşınmazı, dava dışı 3. kişiden satın aldığını, uğradığını iddia ettiği zarar nedeniyle husumetin Hazineye değil, dava dışı 3. kişiye düştüğünü, ... 229 parsel sayılı (... Mahallesi 133 22... parsel) mülkiyeti Hazineye ait bu taşınmazın mahkeme kararı ile doğrudan Hazine adına tescil edilmiş bir taşınmaz olduğunu, açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece davalarının reddine ve Avukatlık Ücret Tarifesi'ne aykırı olarak aleyhlerine nispi vekâlet ücretine karar verildiğini, kadastro tespit çalışmasına karşı, davacıların murisi ve bir takım paydaşlar tarafından açılan kadastro tespitine itiraz davasında Antalya Kadastro Mahkemesinin 2004/1 Esas, 2004/5 Karar sayılı kararıyla davacının tapusunun 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğunu, geldisini oluşturan tapunun yolsuz tescil olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini ve ret kararının 01.07.2008 tarihinde kesinleştiğini, kararın kesinleşmesinden sonra 2012 yılında yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince davacının tapusunun iadesi için 28.04.2014 tarihli başvurularına ilgili idarenin 20.05.20 14... sayılı yazısıyla olumsuz cevap verildiğini, 4721 sayılı Kanun'nun 1007 nci maddesi gereğince tapu sicilinden tutulmasından Devletin sorumlu olduğunu ve buradaki sorumluğun kusursuz sorumluluk olduğunu, davacıların murisi ve davacıya satış yapan eski maliklerin taşınmazı resmî senetle satın alan kişiler olduğunu, tapuya ... ilkesi gereğince taşınmazı satan alan kişilerin bu kazanımlarının korunması gerektiğini, davacıların uğramış olduğu zararın tazmininin gerektiğini, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tazminat davasının tamamen reddi halinde maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazlara dayanak eski tapu kayıtlarının miktarı ile geçerli olduğu hâlde, buna itibar edilmeden Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinin kararına göre miktarının çok üzerinde yüzölçümleri belirlenerek izaley-i şuyu davası sonucunda satış yapıldığı ve buna göre tapuda infaz yapıldığı, bu davanın yüzölçümün arttırılması davası olmadığı, yapılan kadastro çalışmasında 5 90... parsel sayısında tesbit gördüğü, vaki itiraz üzerine tespite dayanak alınan tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu ve tapu miktarı kadar kısmın başka parsellerde tapu maliklari adına tesbit ve tescil edildiği kabul edilmek suretiyle Hazine adına tesciine karar verildiği ve hükmün derecattan geçerek kesinleştiği, hal böyle olunca tapu memurunun kusurundan bahsedilemeyeceğine göre İlk Derece Mahkemesince açılan davanın reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, vekâlet ücreti yönünden yapılan incelemede, her ne kadar karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 üncü maddesine göre maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi halinde avukatlık ücretinin maktuen belirleneceği belirtilmekte ise de hükmün bu nedenle kaldırılması halinde Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2024/968 Esas-2025/550 Karar sayılı kararında ve aynı yöndeki benzer kararlarında Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan tarife uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan tarife uyarınca vekâlet ücreti takdirinin hatalı olduğu belirtildiğinden Dairelerinin karar tarihi itibarıyla hükmedilmesi gereken maktu vekâlet ücreti ise İlk Derece Mahkemesince hükmedilen nispi vekâlet ücretinin üzerinde bulunduğundan kararın bu yönden düzeltilmesinin istinaf eden davacı yan aleyhinde olacağı anlaşılmakla davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§