Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Hukuk Dairesi

Dosya2025/7113 E. 2026/1542 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/586 Esas, 2023/3016 Karar

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/215 Esas, 2021/778 Karar

Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulunun 15.05.2025 tarihli ve 2025/257 Esas, 2025/257 Karar sayılı kararı ile dava, tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin olmakla birlikte gelinen aşamada incelenmesi gereken hususun tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat olduğu belirtilerek temyiz incelemesi için Dairemiz görevlendirilmiştir.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davada asli talep olan tapu iptal ve tescil talebi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, terditli tazminat talebinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

İlk kararı istinaf etmeyen tarafın aleyhine durum oluşmadıkça temyiz etme hakkı bulunmadığından davacı ... vekili Avukat ...'ın temyiz dilekçesinin reddine, davacı ... vekili Avukat ...'ın gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin İstanbul ili, ... ilçesi, ... (...) Mahallesi 5 44... ve 3 parsel ile 5 45... ve 3 parsel sayılı taşınmazları 05.02.1980 tarihinde tapu kayıtların güvenerek tapuda malik görünen dava dışı ...'dan iyiniyetle satın aldıklarını, ancak taşınmaza ilişkin satış tarihinden önce ... köyü Muhtarlığı tarafından Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/125 Esas sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davasının açıldığını, müvekkillerinin bu davadan haberdar olmadan taşınmazı satın aldıklarını, satın aldıkları tarihte tapu kayıtlarında davaya ilişkin herhangi bir şerh bulunmadığını, müvekkillerinin taşınmazı iktisabından 7 yıl sonra 29.12.1987 tarihinde İlk Derece Mahkemesince taşınmazın tapu kaydının iptali ile anılan köy tüzel kişiliği adına tesciline karar verildiğini, bu kararın 01.10.1991 tarihinde kesinleştiğini ve müvekkilleri adına olan tapu kaydının iptal edilmesi nedeniyle müvekkillerinin zarara uğradığını, müvekkillerinin iyiniyetli olup durumu bilmeden 1994, 1995, 1996, 19 97... yıllarına ait beyannamede bulunarak vergilerini ödediğini, öncelikle tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde müvekkillerinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacılar adına olan tapu kaydı Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/125 Esas, 1987/7166 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden davacı tarafın 10 yıllık dava açma hakkının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davada asli talep olan tapu iptal ve tescil talebi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, terditli tazminat talebinin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 05.02.1980 tarihinde tapu sicilindeki kayda güvenerek tapuda malik görünen dava dışı ...’dan kök 767 parseli diğer davacı ile birlikte iyiniyetle satın aldığını, taşınmazın satın alındığı tarihte tapu kayıtlarında herhangi bir şerhin bulunmadığını, ancak taşınmazı satın aldıkları tarihten önce dava konusu taşınmaza ilişkin ... Köyü Muhtarlığı tarafından Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/125 Esas sayılı dosyasında açılan tapu iptal ve tescil davasında müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihten 7 yıl sonra 29.12.1987 tarihinde verilen karar ile tapu kaydının iptali ile köy tüzel kişiliği adına tesciline karar verildiğini, bu kararın 01.10.1991 tarihinde kesinleştiğini, tapu kaydının iptali nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkilinin iyiniyetli olup durumu bilmeden 1994, 1995, 1996, 19 97... yıllarına ait beyannamede bulunarak vergilerini ödediğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların 1980 yılında tapudan satın alma yoluyla iktisap edildiği, satın alma tarihinde taşınmazlar üzerinde herhangi bir davalıdır şerhinin bulunmadığı, ancak dava konusu parsellerin ifrazen oluştuğu kök 767 parsele ilişkin olarak tapu iptal davasının bulunduğu, yapılan yargılama neticesinde Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/125 Esas, 1987/716 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile ... Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verildiği, hükmün temyiz aşamasından geçerek 01.10.1991 tarihinde kesinleştiği, daha sonra taşınmazın imar uygulaması ve kat irtifakı ile dava dışı malikler adına tescil edildiği, davacılar tarafından taşınmazın tapu kaydının bedelsiz iptal edilmesi nedeniyle 18.03.2021 tarihinde eldeki davanın açıldığı, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı Hazine vekili tarafından süresinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2014/6673 başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli Yaşar Çoban kararı dikkate alındığında 10.10.2009 tarihi itibarıyla oluşan iç hukuk yolundan yaklaşık 11 yıl sonra açılan davanın makul süre içerisinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, tapu maliklerine yöneltilen herhangi bir davanın da bulunmadığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin dayandığı gerekçeye göre verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan delil ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... (...) Mahallesi 5 44... ve 3 parsel ile 5 45... ve 3 parsel sayılı taşınmazların davacılar tarafından 05.02.1980 tarihinde satın alındığı, satın alma tarihinden önce açılan ancak taşınmazların tapu kaydına şerh olarak işlenmeyen Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/125 Esas, 1987/716 Karar sayılı tapu iptal ve tescil dosyasında taşınmazların tapu kaydının iptali ile ... Köy Tüzel Kişiliği adına tesciline karar verildiği, hükmün temyiz aşamasından geçerek 01.10.1991 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi sona erdikten sonra 18.03.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesine (eski 125 inci maddeye) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup buna göre de; yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan davalar yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığı gibi davalı Hazine vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğundan zamanaşımı süresinin geçtiği yönündeki gerekçe isabetlidir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davacı ... Vekilinin Temyizi Yönünden;

Davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davacı ... Vekilinin Temyizi Yönünden;

Davacı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı ...'tan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davacı ...'tan 3.608.50 TL temyize başvuru harcının alınarak Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§