"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/314 Esas, 2024/2073 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/112 Esas, 2021/134 Karr
Taraflar arasındaki tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'un Antalya ..., ... ... mevki ... ... ... 36,35 kroki parseller, ... alanını fasleden yayla yolu sınırları içinde bulunan ve düzenlenen 04.08.1974 tarihli ve 6642
yevmiye Nolu tapu senediyle Antalya ... ... ... mevki cilt no:1789 sayfa no 79... .647.286 m² taşınmazın 12000/4941858 hissesini ...' dan satın aldığını, davacı müvekkillerinin murisine ait tapunun geldisi olan Mayıs 1325 tarihli 71... sıra ve Nisan 1330 tarihli 1 36... sıra ve Kanunisani 1928 tarihli ve 59-61, 64-68 sıra kayıtlı tapuların ait olduğu 1838 dönüm olan taşınmaz hakkında Antalya Sulh Hukuk Hakimliği 11.01.1940 tarihli ve 1940/1 Esas, 1940/15 Karar sayılı izale-i şüyu kararı ile dava konusu alanın dahil olduğu birden çok hissedarı bulunan ... de kain tapuların toplamı olan 22.201.202 m² tarlanın hissedarları arasında taksimi mümkün olmadığından satılarak ortaklığın giderilmesine karar verildiğini, daha sonra taşınmazın 1944 yılında ihale yolu ile satışa çıkarılarak ... ve ... adlı alıcılar adına ihale edildiği ve 1944 tarihli ve 118 sıra nolu tapu ile bu alıcılar adına tapuya tescil edildiği, ilk tapunun sahipleri 22.201.202 m²lik taşınmazın ihale bedelinin 23/40 hissesini Maliye Hazinesinden 17/40 hissesini satın aldığı, taşınmazın ilk kısmının satış suretiyle ifraz edildiğini ve kalan kısmın 30.07.1968 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile paylaşıldığını ve taksim sözleşmesinin tapu idaresince de kabul edilerek 3444 yevmiye ile tapuya işlendiğini, bu ifraz sözleşmesi ile her bir tapu için ayrı bir bölüm numarası verildiğini, müvekkilinin murisinin satın aldığı ve dilekçe ekinde sunulan 04.08.1974 tarihli ve 6642 yevmiye 178 cilt no ve 79 sahifede kayıtlı taşınmaz olduğunu, 1975 yılında Orman Kadastro Komisyonunca 229 parsel numarası verilerek makilik olarak Maliye Hazinesi adına tespit yapıldığını, 02.09.1981 tarihli tapulama komisyonu kararıyla da tapu sahiplerince yapılan itirazlar reddedilerek 229 parselin makilik olarak Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiğini, 133 22... ve 2 parselde kain keşif haritasında 14 nolu bölümün tapuya davalı Hazine adına hükmen tescil edilen 15000/4941858 oranına karşılık gelen 5.000 m²lik kısmının tapu kaydının güncel değerinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre tapu kaydının doğru tutulmaması sebebiyle fazlaya ait haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün usul ve kanuna aykırı olduğu, davalı Hazinenin, müvekkilinin seleflerine ve diğer paydaşlarına 74 yıl önce satıp parasını aldığı taşınmazı 2. kez tekrar sattığını, bu yasayla da işgalciliği bir kez daha özendirildiğini ve tapuya ... ilkesinin azaldığını, son yapılan Kadastro tespitinin de taraflı yapıldığını, hatalı ve yolsuz olduğu iddia edilen bir kadastro tespiti ve buna dayalı olarak verilen bir İzale-i Şüyuu kararı ile vatandaşa davalı Hazinece satılan ve sonra da mahkeme kararı ile iptal edilip geri alınan bir tapu kaydının söz konusu olduğunu, Sulh Hukuk Mahkemesi kararına dayanarak yapılan kadastro işlemlerinin, tescil ve devam eden işlemlerin de Devletin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki bu sorumluluğunun kapsamında olduğunu, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğunu, burada yolsuz tescilin, maddi hata veya herhangi başka bir ayırıma gidilmediğini ve hataya dayanılmadığını, satın alan murisin herhangi bir kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tapu kaydının yitirilmesi sebebiyle kusursuz sorumluluk esası gereği davalı Hazineden talep hakkı olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Antalya ili, ... Köyü'nde bulunan kayden 1.838.000 m² yüzölçümlü taşınmazla ilgili olarak, 1926 yılında Antalya Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davası sonunda, mahkemece 11.01.1940 tarihli ve 15/1 sayılı taksim ve satış kararı ile taşınmazın satışı yolu ile ortaklığın giderilmesine karar verildiği, ancak kararda, tapu kapsamı belirlenirken kayıt miktarının değil, hudutların esas alınması sonucu 22.201.202 m²lik kısmın satışına karar verildiği, ilama dayalı olarak yapılan açık artırmada, taşınmazın ... ve ... adına tescil edilmesinden sonra, 13.04.1944 tarihli ve 118 sıra nosu ile oluşan tapu kaydının zaman içerisinde ifrazlara tâbi tutulduğu, maliklerin talebi, Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün 19.07.1968 tarih ve 5572 sayılı oluru ile 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına bağlı olarak yapılan ifrazlar sonucu taşınmazın çok fazla parçaya bölündüğü, davacılar murislerinin bu taşınmazlardan hisse satın almak suretiyle taşınmazı edindiği; ancak taşınmazın bulunduğu yerde 1980 yılında yapılan tapulama çalışmalarında davacıya ait tapu hiçbir parsele revizyon görmeyerek kayıt kapsamındaki alanın 229 parsel olarak makilik vasfı ile Hazine adına 9.298.589 m² yüzölçümü ile tespit gördüğü ve bu taşınmazla ilgili Antalya Kadastro Mahkemesinde 06.12.1982 tarihinde açılıp 2004/1 Esas sayılı dosya üzerinden karara bağlanan davada, söz konusu taşınmazın tapu kaydının dayanağını oluşturan izale-i şuyu davasında yüzölçümünün 1.838.000 m²den 22.201.202 m²ye çıkarılarak tescilin dayanağının yolsuz olması ve taşınmazların bulunduğu sahanın 1946 yılında 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidi ile orman sınırları içerisine alındığı, 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1952 yılında makiye tefrik edildiği ve 1976 yılında da orman sayılmayan makilik olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunduğu alan Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olmakla beraber öncesinin Devlet Ormanı olması nedeniyle tespite itiraz davasının reddi ile yüzölçümü düzeltilerek taşınmazın fazlasının Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 01.07.2008 tarihinde kesinleşmesinden sonra 31.01.2017 tarihinde eldeki davanın açıldığı anlaşıldığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.