"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/527 Esas, 2025/1228 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/309 Esas, 2023/573 Karar
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 22 nci maddesine göre idarenin davacıya geri alım hakkını kullandırması, mümkün olmadığı takdirde geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasında yapılan yargılama sonunda Dairece davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... tarafından kamulaştırılan İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 96... ve 50 parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma amacının ortadan kalktığını, taşınmaz malikinin mirasçıları olan davacılara geri alım haklarını kullanmaları için tebligat yapılması gerekirken taşınmazların diğer davalı ... Bakanlığına devredildiğini, bu nedenle söz konusu taşınmazların geri alım hakkının kullandırılmasını, bunun mümkün olmadığı takdirde, geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırılan alanların kamulaştırma amacına uygun olarak kullanıldığını, 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmazlar özel kişiye devredilmediği için davacıların geri alma hakkının doğmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırma işlemi diğer davalı ... tarafından gerçekleştirildiği için müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kamulaştırılan alanların kamulaştırma amacına uygun olarak kullanıldığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli ve 2023/309 Esas, 2023/573 Karar sayılı kararı hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2024 tarihli ve 2024/294 Esas, 2024/695 Karar sayılı kararı ile davacılar vekilinin istinaf nedenleri bakımından İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2024 tarihli ve 2024/294 Esas, 2024/695 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğu hâlde, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmediği, bu durumda davalı ... vekilinin istinaf talebinin esası hakkında bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 359 uncu maddesine uygun hüküm sonucu oluşturulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı ... vekilinin istinaf talebi de değerlendirilerek 6100 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesi uyarınca hüküm oluşturulmasının gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların Maarif Vekaletinin onayı ile alınan 07.02.1957 tarihli kamu yararı kararı uyarınca ... Üniversitesi Ziraat ve Tıp Fakültelerinin hizmetleri için kullanılmak üzere 1957 yılında kamulaştırıldığı, halen ... Üniversitesi Kampüs alanı içinde bulunduklarının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların 1957 yılında 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun (6830 sayılı Kanun) 16 ncı maddesi gereğince davalı idare adına tescil edilmesi amacıyla mahkeme kararları alındığı, 1 96... parselin istimlaken satışından 02.09.1961 tarihinde, 1 96... parselin 19.03.1959 tarihinde davalı idare adına tapuda tescil edildiği, taşınmazların 17.05.1965 tarihinde önce Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü adına, daha sonra 25.11.2020 tarihinde diğer davalı ... adına devredildiği, ... Belediye Başkanlığının 16.05.2023 tarihli yazısı ile dava konusu taşınmazların imar planında üniversite kampüs alanında kaldığının bildirildiği, yapılan incelemede taşınmazların üzerinde öğrenci yurt binaları ve yol bulunduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların diğer başka taşınmazlarla birlikte ... Üniversitesi Ziraat ve Tıp Fakültelerinin tesisleri için kamulaştırıldığı, kamulaştırma bedellerinin 19 59... yıllarında kesinleştiği, taşınmazların tamamının ... Üniversitesi Kampüs alanı içinde kaldığı, dava konusu taşınmazlar üzerine öğrenci yurdu yapılması amacıyla 1965 yılında taşınmazların Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne devredilmesi, kamu yararı amacına uygun bir işlem olup, daha sonra Gençlik ve Spor Bakanlığına devir işleminin 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu'nun 40 ncı maddesi uyarınca yapıldığı sonucuna varıldığından, 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin son fıkra hükmü dikkate alındığında öngörülen koşulların gerçekleşmediğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların kamulaştırma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği açık olduğundan ve hak düşürücü sürenin geçmiş olmasının 6100 sayılı Kanun'un 115 inci maddesinin birinci fıkrası ve 138 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca öncelikle incelenmesi gerekliliği dikkate alındığında davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davalı idareler yönünden aynı gerekçe ile davanın reddine karar verildiğinden tek vekâlet ücreti takdir edilmesi doğru ise de dava değerinin 15.000,00 TL olduğu dikkate alındığında, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 15.000,00 TL olarak belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu kamulaştırma işlemlerinin 19 59... yıllarında gerçekleştirildiğini, davanın o tarihte yürürlükte bulunan 6830 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğunu, 6830 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinde herhangi bir sürenin öngörülmediğini, 2942 sayılı Kanun’un 22 nci maddesinde yer alan 5 yıllık süre şartının ise ancak 11.09.2014 tarihinden sonra kesinleşen kamulaştırmalar için geçerli olabileceğini, Danıştay'ın konu hakkındaki görüşünün de bu yönde olduğunu, dolayısıyla eldeki davada bu hükümde yer alan 5 yıllık süre şartının uygulanamayacağını, ayrıca bu hükmün Anayasa’ya aykırı olup bu hususta Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırılan dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak davacıların geri alım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.