Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Hukuk Dairesi

Dosya2025/6121 E. 2026/1651 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/562 Esas, 2025/1085 Karar

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 28. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/306 Esas, 2023/257 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisinin Ankara ili, ... ilçesi, ... (...) mevkiinde kain 1 44... parsel sayılı taşınmazlarda malik olduğunu, ancak 1955 yılında anılan parsel mevcut mevzuata uygun olarak ifraz işlemine tabi tutularak çok sayıda kadastro parseli oluşturulduğunu, bu parsellerin yolu olarak kök parsel olan 144 parsel sayılı taşınmazdan 4.102 m²lik kısım ve 149 parsel sayılı taşınmazda da 5.415 m² lik kısmın kadastro yolu olarak ayrıldığını, sonraki yıllarda anılan bölge muhtelif kurumlarca kamulaştırma işlemine tabi tutulduğunu veya kamulaştırma yapılmayıp imar düzenlemesi kapsamına alındığını, gerek kamulaştırma işlemlerinin tekemmülü esnasında ve gerekse ilgili belediyenin imar düzenlemesi sırasında mülkiyeti müvekkiline ait olan kadastro parselinden ifrazen geçit mahalli olarak ayrılan 4.102 m² ve 5.415 m² değerlendirmeye alınmayıp davalı kurumların uhdesinde kaldığını, bu durumda mülkiyeti müvekkillerinin murisine ait olan dava konusu taşınmaza fiilen el koyma durumu söz konusu gerçekleştiğini, tüm bu nedenlerle dava konusu taşınmazların fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 60.000,00 TL tazminata hükmedilerek davalı idareden tahsil edilerek müvekkillerine ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların usulüne uygun kamulaştırılarak yasal mevzuat çerçevesinde parselasyon işleminin yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, husumetin müvekkili Bakanlığa düşmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

4. Davalı ..., Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.

5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların mülkiyetinde olan dava konusu taşınmazlara davalı idarelerce kamulaştırma yapmaksızın el atıldığını ve bu durumda davaya bakma görevinin adli yargı yerine ait olduğundan davaya devam edilerek istem doğrultusunda karar verilmesi gerektiği hâlde, yazılı gerekçe ile davanın idari yargıda görülmesi gerektiğinden bahisle usulden reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 1 14... parsel sayılı taşınmazlardaki davacılar murisinin payının 24.02.1953 tarihinde devredildiği ve bu devir sonrasında davaya konu geçit mahallerinin ise 04.06.1956 tarihinde oluştuğu, bu durumda, geçit mahalli oluşma tarihinde davacılar murisinin mülkiyet hakkı ve buna bağlı olarak da aktif husumet ehliyeti olmadığı gibi kaldı ki dava konusu taşınmazlar özel parselasyona tabi tutulması sonucu yol olarak ayrıldığı, davacıların kamulaştırmasız el atma iddiası ile özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan yerler olup, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 35 inci maddesi uyarınca imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle özel parselasyon sonunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemeyeceğinden, bedeli istenen bölüm de özel parselasyon sırasında o tarihteki malikin muvafakatiyle yol olarak ayrılmış olan yerlerden olduğundan davanın reddine dair kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§