Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4881 E. 2026/70 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1327 Esas, 2025/29 Karar

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Keşan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/57 Esas, 2023/525 Karar

Taraflar arasındaki taşınmazların tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazminine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların babası .... ....'ın Edirne ili, .... ilçesi, .... köyü 53 04... parsel sayılı taşınmazları üçüncü bir kişiden tapu kayıtlarına güvenerek 25.03.1975 tarihinde ... ... ve .... ile beraber satın aldıklarını ve taşınmazlarda 1/3 hissesinin olduğunu, ... ...'ın taşınmazları satın aldığı tarihten sonra vefat ettiği 28.06.2004 tarihine kadar her türlü vergisini hissesi oranında ödediğini, ölümünden sonra ise mirasçıları tarafından ödendiğini, Orman idaresi tarafından ... Kadastro Mahkemesinde dava konusu her iki taşınmaz içinde ayrı ayrı tespit iptali ve tescil davasının açıldığını, .... adresinin farklı adresler gösterilerek tebligat yapılmaya çalışıldığını ve müteveffanın yokluğunda davaların devam ettiğini, 16.05.1996 yılında davaların kesinleşerek tapu kayıtlarına geçirildiğini, ... ve mirasçılarının davalardan habersiz bırakıldığını, savunma haklarının engellendiğini ve yokluklarında karar verildiğini, .... Kadastro Mahkemesinde bulunan davalar hakkında süresinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduklarını; ancak taleplerinin Malkara Kadastro Mahkemesince reddedildiğini, bu durumdan sonra davacıların .... Tapu ve Kadastro 14. Bölge Müdürlüğüne müracaatta bulunarak her iki parseldeki hissesi oranına karşılık 700.000,00 TL maddi tazminat talebinde bulunduklarını, kurumca buna yönelik bir yargı kararı bulunmadan mümkün olmayacağı gerekçesi ile taleplerinin reddedildiğini, bunun üzerine Edirne İdare Mahkemesinde dava açtıklarını ancak davanın görev yönünden reddine karar verildiğini belirterek dava konusu taşınmazların gerçek değerinin tespiti ile fazlaya dair her türlü hakları saklı olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili talebine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerektiğini, tapu kayıtlarının Hazine adına tescil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacıların murisi adına oluşan tapu kayıtlarının hatalı kadastro işleminden kaynaklandığını, bu sebeple Hazinenin sorumluluğu olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babası ... ....’ın dava konusu taşınmazların 1/3 hissesine sahip olup,....’ın ve diğer hissedarların taşınmazları satın aldıkları tarihte taşınmazlar üzerinde herhangi bir kısıtlayıcı şerhin bulunmadığını, taşınmazların alındığı tarihten itibaren her türlü vergisinin hissesi oranında ödendiğini, Orman idaresi tarafından .... Kadastro Mahkemesinde 5305 parsel için 1979/202 Esas, 1989/184 Karar ve 5304 parsel için 1979/201Esas, 1989/185 Karar sayılı dosyaları ile 05.04.1977 tarihinde Tespit İptali ve Tecil davalarının görüldüğünü, kasıtlı olarak müvekkillerinin babası adına farklı adreslerin gösterilerek tebligat yapılmaya çalışıldığını, müvekkillerinin yokluğunda karar verildiğini, verilen kararların 16.05.1996 yılında kesinleşerek tapu kayıtlarına geçirildiğini, Kadastro Mahkemesinde verilen kararların müteveffanın ve diğer hissedarların adresi "..... Köy’den" gibi belirsiz ve anlamsız bir adres gösterilerek tebligat yapılmaya çalışıldığını, yapılamayınca da ilanen tebligat yoluna gidilerek mahkeme kararlarının kesinleştirildiğini, söz konusu parsellerin dava tarihinden sonraki bir tarih olan 09.08.1978 tarihinde kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını, dava tarihinde olmayan bir sebep için dava açıldığını ve dava sürecinde iddia edilen durumun gerçekleştiğini, hissedarlardan ve diğer davalılardan olan .....’nın... olarak gösterildiğini ve kararın bu isim üzerine yazıldığını, tapu dairesinde olmayan böyle bir isim üzerine verilen karar da kendi kayıtlarında açıkça .... olmasına rağmen bu yanlış isim üzerinden işlem yapıldığını ve kayıtlara geçildiğini, müvekkillerinin durumdan 04/09/2013 tarihinde Keşan Tapu Müdürlüğünden talepleri üzerine aldıkları yazı sonucunda haberdar olduklarını, mevcut durumun kamulaştırmasız el atma olduğu için zamanaşımı problemi söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .... Kadastro Mahkemesinin 1979/202 Esas, 1989/184 Karar ve 1979/201 Esas, 1989/185 Karar sayılı kararları 1996 yılında kesinleşmiş olup, söz konusu kararlara karşı davacılar tarafından murise yapılan ilanen tebliğin ve yapılan kesinleştirmenin usule aykırı olduğu gerekçesiyle açmış oldukları iade muhakeme davasının reddine karar verilmiş olmasına, söz konusu Kadastro Mahkemesi kararlarının şekli olarak kesinleşmiş bulunmasına göre İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve kanuna uygun olup delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§