"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2740 Esas, 2023/2314 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/300 Esas, 2021/1016 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen davanın reddine dair karara karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru sonucu verilen ihlal kararı uyarınca taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 36 98... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığından bahisle açılan tazminat davasında mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 04.06.2009 tarihli ve 2009/2623 Esas, 2009/8402 Karar sayılı kararı ile onandığını, akabinde karar düzeltme isteminin de 21.12.2009 tarihli ve 2009/17026 Esas, 2009/18336 Karar sayılı ilamı ile reddedilerek ve kararın kesinleşmesi üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurduklarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 29.10.2019 tarihli ve ... no lu .../Türkiye kararı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 nolu protokolün 1 inci maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verildiğini, bu karara itiraz edilmesi üzerine itirazın da reddedilerek kararın kesinleştiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) yargılamanın yenilenmesine ilişkin 375 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca, Mahkemenin 2006/537 Esas, 2008/238 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamanın yenilenmesine, Mahkemenin 2006/537 Esas, 2008/238 Karar sayılı hükmün iptaline, davanın esasının yeniden incelenmesine, davalı idare tarafından usulsüz olarak kamulaştırılan 36 98... parsel sayılı taşınmaza kamulaştırmasız olarak el atıldığının tespiti ile fazlaya ilişkin hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla 4.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığını, müvekkili İdareye yöneltilebilecek her türlü tazminat talepleri açısından hak düşürücü süre ve zaman aşımı süresi sürelerinin dolduğunu, davada müvekkil idareye husumet düşmediğini, Mahkemenin 2006/537 Esas, 2008/238 Karar sayılı kararının 21.12.2009 tarihinde kesinleştiği için 6100 sayılı Kanun'un 377/e bendinde aranan 10 yıllık sürenin dolduğunu, dava konusu taşınmazın geldisi olan 5 70... parselin 216.342 m² miktarlı bölümünün Mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce kamulaştırıldığını, dava konusu parselin de kamulaştırma sonucu tescil edilen kısmın ifrazı ile oluşan 5 70... parselden imar uygulaması ile meydana gelen parsellerden biri olduğu, kamulaştırma tebligatının mahkemece atanan kayyıma yapıldığı ve cebri tescil davasının da kayyım hasım gösterilmek sureti ile görüldüğü, kamulaştırılan kısmın bilahere Hazineye satılarak devredildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, taşınmazın usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu 36 98... parsel sayılı taşınmazın evveliyatı olan 5 70... parsel sayılı taşınmazın İmar ve İskan Bakanlığı Planlama ve İmar Genel Müdürlüğünce 13.06.1975 tarihinde onanan Antalya imar planında Turistik Tesis Alanı olarak ayrılan saha içerisinde kaldığını, İmar ve İskan Bakanlığının 13.08.1976 tarihli ve 994/788 sayılı Oluruyla( Turizm ve Tanıtma Bakanlığının talebi üzerine) Mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğünce kamulaştırılmasına karar verildiğini, söz konusu 5 70... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında malik hanesinin boş ve davalı olduğunun anlaşılması üzerine kayyum tayini cihedine gidildiğini, kamulaştırma bedelinin ... Bankası Antalya şubesine bloke edildiğini, blokenin bilahare .../AntalyaŞubesine intikal ettirildiğini, adresleri tespit edilebilen kişilere kamulaştırma tebligatlarının gönderildiğini, ayrıca Antalya' da yayımlanan ... Gazetesi'nde 4 Eylül 19 76... Temmuz ile 1 Ağustos 1978 tarihlerinde İleri Gazetesi'nde gerekli ilan işlemlerinin yapıldığını, bahse konu 36 98... nolu parselin evveliyatının kamulaştırmaya konu 5 70... parsel sayılı taşınmazın ifrazından oluşan 5 70... parsel sayılı taşınmaz olarak mülga Arsa Ofisi Genel Müdürlüğüne tescilinin sağlandığını, 5 70... parsel sayılı taşınmazdan imar uygulaması sonucu oluşan dava konusu taşınmazın 09.07.1985 tarihinde Maliye Hazinesine devrinin yapıldığını, 21.12.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı Maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3'e göre bedelin belirlenmesi gerektiğini, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, faizin başlangıç tarihinin eldeki davanın açıldığı tarih olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu Antalya ili, ... ilçesi 36 98... parsel (eski 2 parsel) sayılı taşınmaz 41.908 m² hali arazi vasfı ile Türkiye Varlık Fonu adına kayıtlı olduğu,1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında turizm tesis alanı olarak gösterildiği, taşınmaz üzerinde ... Otelin bulunduğundan, taşınmaza fiilen el atıldığının sabit olduğu anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca maddesi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve davacının payına düşen tazminat miktarlarının hesaplanmasında, davanın yargılamanın yenilenmesine ilişkin olduğundan değerlendirmenin 05.12.2006 tarihinde göre göre yapılıp, faize de dava tarihi itibarıyla hükmedilmesinde, dava tarihi itibarıyla yürürlükte olmadığı için 2942 sayılı Kanun'un Ek 3 üncü maddesinin uygulanmamasında usul ve kanuna aykırılık görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. İlk Derece Mahkemesince hükmedilen 4080,00 TL vekâlet ücreti karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekâlet ücreti olup hüküm fıkrasında belirtilen ücretin yanında "nispi" ifadesinin yer alması sonuca etkili olmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden;
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Kararsayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği,
Uygulama yapılırken de Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih,değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.
Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek ONAMA cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 05.02.2026