"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/48 Esas, 2025/136 Karar
KARAR : Kabul/Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar ... Pazarlama Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... asıl dava dilekçesinde özetle; dava konusu Yalova ili, ... ilçesi, ... köyü 530 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, 1/2 hisse ile malik olan ... hakkında açılan icra takibine istinaden taşınmaz üzerindeki hacze ilişkin, icra mahkemesinden alınan yetki ile taşınmaz malikinin borcuna karşılık uğradıkları zararın tazminini talep etmişlerdir.
2. Davacı ... vekili birleştirilen dosyanın dava dilekçesinde özetle; maliki olduğu Yalova ili ... ilçesi, ... köyü 530 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edildiğini ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; idari başvurular yapılmadan davaların açıldığını, hukuki değerini yitirmiş tapuya dayanarak tazminat talep edilemeyeceği gibi zamanaşımının da dolduğunu, Hazinenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun olmadığını belirterek asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2018/438 Esas, 2021/684 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile taşınmaz bedelinin iptal edilen tapu kaydının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Maliye Hazinesinden tahsili ile asıl ve birleştirilen dosya davacılarına ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2018/438 Esas, 2021/684 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli ve 2022/129 Esas, 2022/1470 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın belediyeden gelen yazı cevabı ve parsel sorgu sistemindeki konumu değerlendirildiğinde arsa niteliğinde kabul edilerek, tespit edilen bedelin tapu iptali ve tescil davasının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğu, bu hususta davalı ... vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü hususların yerinde görülmediği, böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli ve 2022/129 Esas, 2022/1470 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; birleştirilen dava yönünden; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı ... Hazinesinden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden onanmasına, buna karşın asıl dava davacıları yönünden yapılan incelemede, ... Pazarlama ve Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... tarafından dava konusu taşınmazın maliki ...’nın payına 27.03.2014 tarihinde haciz konulduğunu, dava konusu taşınmazın tapusunun orman vasfıyla iptal edilerek Maliye Hazinesine tescili neticesinde, ... payına konulan hacizlerin hükümsüz hale geldiğini, bunun üzerine Adana 14. İcra Dairesinin 2014/2745 Esas sayılı dosyasına istinaden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 120 nci maddesinin ikinci fıkrasına istinaden alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere dava açması yönünde yetki verilerek 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayanarak açılan tazminat davasında, borçlunun 3. kişilerdeki (örneğin kira alacağı, işçi ve memurların ücret alacakları, banka teminat mektuplarından doğan alacak vb.) müstakbel alacaklarının haczi 2004 sayılı Kanun'un 355 inci ve 356 ncı madde hükümlerine tabi olarak mümkün olmakla birlikte, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli ve 2017/369 Esas, 2019/130 Karar) borçlunun 1007 nci maddesi gereğince açacağı dava sonucu Maliye Hazinesinden alacağının müstakbel alacak niteliğinde olup olmadığı ve 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ‘‘ödeme yerine alacakların devri’’ne ilişkin, borçlunun 3. kişideki alacağının tahsili amacıyla dava açabilmesi için alacaklılarının muvafakatinin alınmasının gerekliliği gözetildiğinde, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamındaki tazminat alacağının niteliği ile 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacı alacaklıların dava açma yetkisinin değerlendirilerek sonucuna hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2023 tarihli ve 2023/524 Esas, 2023/1014 Karar sayılı kararı ile asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleştirilen dava kesinleştiğinden bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 15.11.2023 tarihli ve 2023/524 Esas, 2023/1014 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; 3. Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, şöyle ki 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki ‘‘ödeme yerine alacakların devri’’nde borçlunun 3. kişideki alacağının tahsili amacıyla dava açabilmesi için alacaklılarının muvafakatinin alınmasının gerekliliği gözetildiğinde, 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacı alacaklıların dava açma yetkisine ilişkin yetki belgesinin iptali istemi ile açılan bir davanın bulunup bulunmadığı araştırılarak açılmış bir dava yoksa işin esasına girilerek tazminata hükmedilmesi, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, birleştirilen dava kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumetten reddi gerektiğini, orman niteliğinde olduğu kesinleşen taşınmaza arsa olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, tapu iptaline konu taşınmaz üzerinde 29.11.2001 tarihli Hazine lehine irtifak hakkı ve 21.10.2014 tarihli orman şerhi mevcut iken Adana İcra Müdürlüğünün 2014/1672 Esas ve 2014/2745 Esas sayılı dosyalarında konulan hacizlerin yok hükmünde olduğunu, 2004 sayılı Kanun'a aykırı hatalı haciz işlemi tesis eden İcra Müdürlüğü tarafından 1007 nci madde gereği tazminat davası açma yetkisi verilmesinin mümkün olmadığını, 1007 nci maddeye dayalı tazminat davasının kanundan kaynaklanan ve tapu kayıtlarının doğru tutulmamasına dayalı kayıt malikine tanınan bir hak olup iptale konu taşınmazda davacıların mülkiyet hakkının da bulunmadığını, davacıların önceki Malike rücu imkanı varken doğrudan Maliye Hazinesine dava açmasının ve idare temerrüde düşmeden faiz talep edilmesinin hatalı olduğunu, davaya kusuruyla sebebiyet vermeyen idare aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararın bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.