"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2025/363 Değişik iş
SUÇ : Yaralama
İNCELEME KONUSU KARAR : Görevli mahkemenin tespitine ilişkin
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2025 tarihli ve 2025/363 Değişik iş sayılı Kararı ile yargılama yapma görev ve yetkisinin İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğuna karar verilmiş, verilen kararın kesin olduğu anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca 11.02.2026 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2026 tarihli ve KYB-2026/24908 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
''15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. maddesi ile 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'na ''...(Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak...'' maddesinin eklenerek değişiklik yapıldığı ve anılan düzenlemenin 7242 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu'na "...bu maddeyi ihdas eden Kanunla, İnfaz Hâkimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda infaz hâkimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler veya infaz hâkimliğine yeni görevler veren düzenlemeler, 1.9.2020 tarihinden itibaren uygulanır. Bu tarihe kadar; mevcut hükümlerin uygulanmasına devam olunur, infaz hâkimliklerine bu maddeyi ihdas eden Kanunla değişiklik yapmak suretiyle verilen görevler bakımından mahkemelerin mevcut görev ve yetkileri devam eder, belirtilen işler bu mahkemelerce sonuçlandırılır ve bu tarihe kadar yapılan şikâyet, başvuru ve talepler bakımından infaz hâkimliğinin görevine girdiğinden dolayı yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemez." şeklinde eklenen geçici 2. maddesinden de anlaşılacağı üzere 01.09.2020 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacağı göz önüne alındığında, karar tarihi itibariyle erteli cezanın aynen infazına İnfaz Hakimliği tarafından karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin görevli mahkeme olarak belirlenmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.''
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin (Fatih (Kapatılan) 5. Asliye Ceza Mahkemesi) 26.12.2007 tarihli ve 2004/851 Esas, 2007/1123 sayılı Kararı ile hükümlü hakkında yaralama suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 456/4, 457/1, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca verilen 878,00 TL adli para cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un (647 sayılı Kanun) 6. maddesi gereğince ertelenmesine hükmedilmiştir.
Hükümlünün denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine İstanbul 3. İnfaz Hakimliğinin 24.02.2025 tarihli ve 2025/1728 Dosya, 2025/2050 sayılı Kararı ile ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infazı hususunda hükmü veren İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosyanın gönderildiği İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2025 tarihli ve 2004/851 Esas, 2007/1123 sayılı ek Kararı ile yasa koyucu tarafından 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (5237 sayılı Kanun) arasında bir ayrıma gidilmediğinden ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infazı hususunda İnfaz Hakimliğince bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen karşı görevsizlik kararı üzerine 5271 sayılı Kanun'un 4/2. maddesi gereğince ortak yüksek görevli mahkeme olan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesince yargılama yapma görev ve yetkisinin İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğuna karar verilmişir.
765 sayılı Kanun'un 95/2. maddesinde [“...Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur”], 5237 sayılı Kanun'un 51/7. maddesinde ise; [“Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir”] şeklinde düzenlenmiştir. Her ne kadar 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 51/7. maddesinde [''Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar verilir"] hükmü yer almakta ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2011 tarihli ve 2011/8-183 Esas, 2011/304 Karar sayılı ilamında da; “…kesinleşmiş olmak koşuluyla hükmolunan cezanın 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmesi durumunda, 765 sayılı TCY’nın 95/2. maddesine göre, sanığın hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde önceki verilen ceza türünden, bir cezaya ya da hapis cezasına mahkûm olması halinde, aynen infazına karar verilmesi gerekmektedir…Aynen infaz kararının hangi Yasa hükümleri uyarınca verilmesi gerektiği konusunun değerlendirmesine gelince; 5237 sayılı TCY’nın 51. maddesinde, yalnızca özgürlüğü bağlayıcı cezaların ertelenebileceği öngörülmüştür. Bu nedenle, erteli cezanın 51/7. maddesi uyarınca çektirilmesine karar verilebilmesi, ancak erteli cezanın da özgürlüğü bağlayıcı cezaya ilişkin olması halinde olanaklıdır. Kaldı ki somut olayda, sanığın önceki cezasının 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmiş para cezası olduğu nazara alındığında, aynen infaz kararının karma uygulama olmaması açısından 765 sayılı TCY’nın 95/2. maddesi uyarınca verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, yerel mahkemece sanığın erteli mahkumiyetinin aynen infazına karar verilmesi isabetli ise de; 765 sayılı TCY'nın 95/2. maddesi yerine, 5237 sayılı TCY'nın 51/7. maddesi uyarınca aynen infaz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır” şeklinde belirtildiği üzere, önceki cezası 647 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca ertelenmiş para cezası olan hükümlünün denetim süresinde kasıtlı suç işlediğinin tespiti halinde 765 sayılı Kanun'un 95/2. maddesi uyarınca erteli para cezasının aynen infazına karar verileceği hususu da nazara alınarak somut olayda hükümlünün denetim süresi içerisinde suç işlediği ihbarı üzerine ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infazı hususunda hükmü veren İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesince karar verilmesi gerektiğinden merciince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
II. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,31.03.2026 tarihinde karar verildi.