"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/106 Esas, 2021/324 Karar
SUÇLAR : Zimmet (sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında), kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (sanıklar ... ve ... hakkında)
HÜKÜMLER : Zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan verilen mahkumiyet hükümleri kaldırılarak sanıkların yüklenen suçtan beraatlerine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanıklar ... ve ...'ye isnat edilen kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının bu suçtan açılan kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir.
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında zimmet suçundan kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, adı geçen sanıklar müdafii ile katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereği reddine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.01.2020 tarihli ve 2019/243 Esas, 2020/20 sayılı Kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun nitelikli zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247/1-2 maddesi gereğince 9'ar yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1, 2, 3. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 18.02.2021 tarihli ve 2021/106 Esas, 2021/324 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin ve sanıklar müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu ve vekalet ücreti bakımından hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanıklar Müdafiinin Temyiz İstemi
Yerel mahkemece lehe olan delillerin toplanmadığı, bu durumun istinaf değerlendirmesinde de dikkate alınmadığı, ... isimli şahsın sanıklar aleyhine verdiği ikinci beyanın usule aykırı olarak alındığı, sanıklar ... ve ...'ın iddia konusu aramaya katılmadıkları halde haklarında 5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi uyarınca iştirakten cezalandırılmalarının yerinde olmadığı, anılan sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat hükümleri verilmesine rağmen nitelikli halin uygulanmasının hukuka aykırı olduğu yine bu sanıkların soruşturmanın başında iddia konusu telefonları teslim ettikleri ve haklarında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın sadece el koyma ve yakalama tutanağında imzaları olmasından dolayı zimmet suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, tüm dosya kapsamında iddia konusu telefonlarla irtibatlarının tespit edilemediği, her bir sanık yönünden ayrı değerlendirme yapılmadığı, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesinin ihlal edildiği, zimmet suçunun maddi unsurlarının gerçekleşmediği, malın değerinin çok düşük olduğu aşikar olmakla değer azlığı hükümlerinin uygulanması gerektiği, bilirkişi marifetiyle bu hususta araştırma yapılması gerektiği, 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulanmamasının gerekçelendirilmediği, sanıklar hakkında lehe hiçbir kanun hükmünün uygulanmamasının ayrıca bozma nedeni olduğu ve sair hususlara yöneliktir.
Katılan İçişleri Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi
Sanıklar hakkında üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine dairdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet hükümleri düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararları yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen zimmet suçunu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar hakkında, aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında süre belirtilmeksizin hükmolunan cezanın yarısı kadar denilmek suretiyle yasaklılık süresi bakımından infazda tereddüt oluşturulması hukuka aykırı görülmüş ancak tespit edilen bu aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün bulunmuştur.
2. Sanıklar ... ve ... haklarında verilen mahkumiyet hükümleri düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararları yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
17.02.2019 tarihinde katılan ...'in kullandığı aracın .... İlçe Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görev yapan polis ekipleri tarafından durdurulduğu, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında yapılan arama işleminde araçta 47 adet cep telefonu bulunmasına rağmen sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından düzenlenen arama, tespit-tasnif, el koyma ve yakalama tutanağına 38 adet telefonun yazıldığı, geri kalan 9 telefonun polis memurlarının uhdesinde olduğu, yapılan araştırmada telefonlardan bir tanesinin suç tarihinde aynı şubede komiser olarak görev yapan sanık ...'ın, bir tanesinin ise polis memuru olarak görev yapan sanık ...'nun kullanımında olduğu, düzenlenen tutanağın sanık ... imzasıyla Sulh Ceza Hakimliği onayına sunulduğu, HTS analiz raporları da dikkate alındığında katılanın şikayeti sonrasında katılan ve arkadaşlarıyla iletişime geçen kişinin sanık ... olduğu kabulüyle sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için; "kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, somut olayda arama sırasında ele geçirilen 48 adet cep telefonundan 9 adedinin arama, tespit-tasnif, el koyma ve yakalama tutanağına yazılmayıp aramayı yapan sanık polisler tarafından alınması ile zimmet suçunun tamamlandığı, tamamlanmış suça iştirakin mümkün olmadığı, sanıklar ... ve ...'nun arama işlemine katılmadıkları ve ilgili tutanakta imzalarının bulunmadığı anlaşılmakla, sanıkların zimmet suçu tamamlandıktan sonra gerçekleşen eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 165/1. maddesinde düzenlenen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu oluşturduğu ve bu suçtan cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde haklarında nitelikli zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanıkların arama işlemine katılmaması ve ilgili tutanakta imzalarının bulunmaması ile birer telefonun kullanımlarında olması karşısında, birer adet telefonu uhdelerine geçirdiklerinin kabulü gerektiği ve bu telefonları soruşturma aşamasında kendi rızalarıyla Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına teslim ettikleri nazara alınarak etkin pişmanlık ve değer azlığına ilişkin hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar hakkında, aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrasının uygulanması sırasında süre belirtilmeksizin hükmolunan cezanın yarısı kadar denilmek suretiyle yasaklılık süresi bakımından infazda tereddüt oluşturulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle İçişleri Bakanlığı vekilinin sanıklar ... ve ... haklarında kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçundan verilen kararlara yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafii ile katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesince ilk derece mahkemesine ait hüküm fıkrasının A-2 bölümünün yedinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen ibarenin "Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hâk ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıkların aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesinde belirtilen hâk ve yetkileri kullanmaktan 4 yıl 6 ay süreyle yasaklanmasına," şeklinde değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname'ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE sair yönleri usul ve kanuna uygun olan HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafii ile katılan İçişleri Bakanlığı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.01.2026 tarihinde karar verildi.